İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sigorta şirketinin haksız eylem kaynaklı yangın zararı nedeniyle rücuen alacağı için talep ettiği ihtiyati haciz talebinin reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir sigorta şirketinin, sigortalısı şirketin yanındaki iş yerinde çıkan ve davalının kusurlu kimyasal madde depolaması sonucu meydana geldiği iddia edilen yangın hasarını ödemesinin ardından, bu bedelin rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası kapsamında talep ettiği ihtiyati haciz kararının, ilk derece mahkemesince "yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı" ve "davanın esasını çözeceği" gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı vekilinin bu ret kararını, mahkemenin delilleri ve alacağın tahsilini tehlikeye düşürecek somut olguları yanlış değerlendirdiği iddiasıyla istinaf ettiği bir hukuki inceleme sürecidir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1175
KARAR NO : 2026/1372
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2026 (Dava) - 11/06/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/375 Esas (Derdest Dosya)
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
TALEP : İhtiyati haciz
BAM KARAR TARİHİ : 26/08/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/08/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/375 Esas sayılı dosyasından verilen 11/06/2026 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA/TALEP: İhtiyati haciz talep eden/davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde dava dışı sigortalı ... Şirketi adına ... Mah. ... Evleri No:... Yunusemre/MANİSA riziko adresi gösterilerek 101439855 numaralı işyerim garantide sigorta poliçesi keşide edildiğini, 09/09/2023 tarihinde sigortalı firmanın adresinde bulunan metal kalıp imalathanesini yan cephe tarafında bulunan davalı şirketin kiracı sıfatı ile faaliyet gösterdiği öğrenilen binada çıkan yangın nedeniyle sigortalı firma makine, bina, emtia ve demirbaş kıymetlerinde hasar meydana geldiğini, olaya ilişkin hazırlanan Manisa Büyükşehir İtfaiye Dairesi Başkanlığı olay raporunda yangının söndürülmesine mütekaip yapılan inceleme sonucunda fabrika içerisinde bulunan kimyasal maddelere taraflarınca tespit edilmeyen ısı kaynağının sirayeti sonucu yangın başlangıç olayının meydana geldiği ve gelişerek etrafa sirayet ettiği tahmin edilmektedir şeklinde değerlendirme yer aldığını, dosya kapsamında alınan ekspertiz raporu ile 2.744.459,65 TL hasar dökümü çıkarıldığını, müvekkil sigorta şirketin tarafından dava dışı sigortalının hasar bedelinin 2.744.459,65 TL olarak 05/12/2023 tarihinde ödendiğini, davalı/borçlu aleyhine Manisa İcra Dairesinin 2025/615 esas sayılı dosyası ile yapılan hasar bedeli ödemesinin faiziyle birlikte rücuen tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ancak davalı/borçlu tarafından icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, davalının kiracı sıfatıyla kullandığı iş yerinde faaliyet gösterirken özellikle tehlikeli ve kimyasal maddelerin depolanması, muhafazası ve kontrolü hususlarında hem genel özen yükümlülüğüne hem de özel mevzuat hükümlerine tabi olduğunu, somut olayda ise davalı tarafın bu yükümlülüklere açıkça aykırı hareket ettiğinin dosya kapsamındaki tüm teknik ve resmi tespitlerle sabit olduğunu, davalının yalnızca basit bir ihmal değil öngörülebilir ve önlenebilir bir riski yönetememesi sonucu ağır kusurlu davranış sergilediğinin açıkça anlaşıldığını, mevcut delil durumu itibariyle yangının davalının kullanımında bulunan iş yerinde ve onun kontrolünde bulunan kimyasallar nedeniyle çıktığının açıkça olduğu ve davalının sorumluluğunda olduğunun tartışmasız olduğunu, işbu dava kapsamında alacağın tahsili açısında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin oldukça elzem olduğunu, davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini ve taleplerinin alacağın varlığı ve tahsilinin tehlikeye düşme olasılığı bakımından hukuki yarara ve ölçülülük ilkesine uygun olduğunu, bu kapsamda uygun görülmesi halinde teminat sunmaya hazır olduklarını, davalı adına kayıtlı taşınmazların ve taşıtların tespiti ile davalı adına kayıtlı taşınmaz, taşıt ve banka hesapları üzerine üçüncü şahıslara devir ve ayni hak kurmayı engellemek ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN "İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİ"NE DAİR 11/06/2026 TARİHLİ ARA KARARI:
İlk derece mahkemesince; "Davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında değerlendirildiğinde; mevcut delil durumu dikkate alındığında yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, talebin yargılamayı gerektirdiği ve davanın esasını çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olması dikkate alınarak şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine" gerekçesiyle "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz talep eden/davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin dosya kapsamındaki delilleri, davaya konu alacağın niteliğini ve özellikle ileride hükmün icrasını tehlikeye düşürecek somut olguları değerlendirmeksizin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verdiğini, HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda tam olarak gerçekleştiğini, bu aşamada davanın esasındaki gibi tam ispat aranmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin malvarlığını elden çıkarma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, gerekçesiz veya yetersiz gerekçeyle verilen ret kararının hukuki dinlenilme hakkının da ihlali niteliğinde olduğunu, anayasal haklar bakımından da tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin türünün belirtilmediği yönündeki değerlendirmesinin dosya kapsamıyla çeliştiğini ve hem maddi vakıaya hem de HMK'nın 31. ve 33. maddelerinde düzenlenen temel usul ilkelerine açıkça aykırı olduğunu belirterek Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/375 Esas ve 11/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, dava değerini karşılayacak miktarda ihtiyati haciz(ihtiyati tedbir mahiyetinde) konulmasına, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6102 sayılı Yasa'nın 1472. maddesi uyarınca halefiyete dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, talep ise ihtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece; talebin reddine karar verilmiş olup ara karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel, bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçlarının alacaklısının ihtiyati haciz talep edebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalara göre ihtiyati haciz "Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması"dır.
Eldeki dava, davacı sigortacının sigortalısına ait işyerinde yangın sebebiyle uğradığı zararı tazmin etmesine müteakip ödediği bedeli halefiyete dayalı rücusu için, yangın çıkmasına sebep olduğu gerekçesiyle zarara sebebiyet verdiği iddia edilen davalıdan tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu yangına ilişkin Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından tanzim edilen 16/09/2023 tarihli ve 8544 sayılı İtfaiye Olayı Raporunda olayın oluş şekli ve çıkış sebebinin; "Yangın söndürülmesine müteakip yapılan inceleme ve araştırmamız sonucunda; fabrika içerisinde bulunan kimyasal maddelere tarafımızca tespit edilemeyen ısı kaynağının sirayeti sonucu yangın başlangıç olayının meydana geldiği ve gelişerek etrafına sirayet ettiği tahmin edilmektedir" şeklinde belirtildiği, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi Başkanlığı Yangın Önlem ve Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 09/09/2023 tarihli "Yapılan Çalışma ve Hasar Durumu" başlıklı 8544 nolu yangın raporu ekinde ise; "...Fabrikanın bitişiğinde bulunan .... Şirketi'ne ait fabrika içeresinde makina ve malzemeler ...yanan fabrikadan sızan kimyasal maddelerden kısmen etkilenerek zarar görmüştür" denildiği, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/15449 Soruşturma sayılı dosyasında alınan 25.02.2026 tarihli bilirkişi raporunun 8. sayfasında dava konusu yangının da incelendiği, 21. sayfasında ise yangın çıkan yerdeki işyeri sahibi ve yetkililerin mevuzat gereklerine riayet etmemeleri, gerekli önlemleri almayarak yanıcı maddeleri uygun olmayan koşullarda depolamak suretiyle yangına sebebiyet verdiklerine yönelik tespitlere yer verildiği anlaşılmıştır.
Davacı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen İşyerim Garantide Sigorta poliçesinin yangın tarihini de içerir şekilde 11/06/2023-11/06/2024 tarihlerini kapsadığı, davacı tarafından sigortalısı olan dava dışı.... Şirketi'ne 13/12/2024 tarihinde "23353929 Nolu Dosyanın ödemesidir" açıklamasıyla 2.744.459,65 TL ödeme gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Rücu hakkı ise, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rucü hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hâle gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır.
İhtiyati hacizde amaç; davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterlidir. Başka bir deyişle, alacağın varlığının tam ve kesin olarak ispatı aranmaz.
Davacı vekilinin istemi “ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz” şeklinde ise de, davacının amacının para alacağını teminat altına almak olduğunun anlaşılmasına göre ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi “uygulanacak hukuk normunun re’sen hâkimce tespit edilmesi ve uygulanması hâkime aittir” ilkesi gereğince talep hakkında ihtiyatî haciz hükümlerinin uygulanması ve bu hükümler çerçevesinde talebin değerlendirilmesi gereklidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/05/2021 tarihli ve 2017/(7)9-1796 E. - 2021/607 K. sayılı ilamı).
Tüm bu açıklamalar uyarınca davalı fabrikasında çıkan yangın sebebiyle davalı fabrikasının bitişiğinde bulunan davacı sigortalısı .... Şirketi'ne ait fabrika içeresinde makina ve malzemelerim yanan fabrikadan sızan kimyasal maddelerden kısmen etkilenerek zarar gördüğü, yine dosyadaki raporlara göre davalı yetkililerinin yangının çıkmasında kusurlu bulundukları, davacının da sigortalısına sigortacı vasfıyla yaptığı ödemeye ilişkin dekont sunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda yaklaşık ispat koşulunu anılan itfaiye ve savcılık raporları sağlamaktadır. İhtiyati haczin talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. Anılan rapor ve ekli belgeler uyarınca dava dışı sigortalısına halef olan davacının bir miktar tazminat alacağının doğduğunu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğundan davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara karara yönelik istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin buna ilişkin ara kararının kaldırılmasına ve talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2026 tarihli, 2026/375 Esas sayılı ara kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-)Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK'nun 257. maddesi gereğince KABULÜ ile talep edilen tazminat toplamı olan 3.255.380,29 TL ile sınırlı olmak üzere davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar üzerine takdiren alacak miktarının %15' i olan 488.307,04 TL tutarında nakit veya bir banka (kesin) teminat mektubunun ilk derece mahkemesi veznesine yatırılması veya sunulması karşılığında İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
b-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
c)Harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
d)Talep derdest dosya içerisinde yapıldığından davacılar lehine ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; ihtiyati haciz talep eden/davacıdan alınan 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde ihtiyati haciz talep eden/davacıya iadesine,
3-İstinaf incelemesi esnasında ihtiyati haciz talep eden/davacı tarafından yapılan 585,00 TL tebligat masrafı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 2.587,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep eden/davacı tarafa verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, harç ve kararın infazına dair tüm işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/08/2026