Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, trafik kazası kaynaklı ölüm ve cismani zarar tazminatı davasında destekten yoksun kalma ve sürekli iş göremezlik taleplerine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 2005 yılında annesinin ölümü ve kendisinin yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası nedeniyle açtığı, önceki davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğu için ek bilirkişi raporları doğrultusunda destekten yoksun kalma ve sürekli iş göremezlik tazminat kalemlerinde yaptığı artırımlı maddi tazminat talebinin incelenmesini; davalıların ise zamanaşımı, sürücü kusursuzluğu ve kazada müteveffa ile davacının ağır kusuru olduğu yönündeki savunmalarını; ilk derece mahkemesinin önceki davadaki kusur oranlarına dayanarak yaptığı değerlendirmeleri içeren bir istinaf incelemesini konu almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/752 - 2026/1119
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/752
KARAR NO : 2026/1119
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14.10.2024
NUMARASI : 2019/213 Esas 2024/681 Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 -
: 2 -
VEKİLİ : Av.
: 3 -
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ...vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 24.10.2005 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı ... ve annesi ...’e çarptığını ve ...’in vefat ettiğini, davacı ...’in ağır şekilde yaralandığını, uzun süre iş ve gücünden kalıp sakat kaldığını, davalı sürücünün ceza yargılamasında cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza nedeniyle Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açıldığını ve derdest olduğunu, davada alınan 26.08.2010 tarihli rapora göre taleplerin ıslah edildiğini, daha sonra kusur ve maluliyet raporu alındığını ve düzenlenen 20/05/2013 tarihli raporda talep etmediği kısımların olduğunun anlaşıldığını, eksik talepleri alabilmek için ek dava açma ve birleştirme talep etme zorunluluğu doğduğunu, anılan davada davacı için annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, kendi sakatlığı nedeni ile tazminat ve tedavi gideri olarak 1.000,00 TL talep edildiğini, 20.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda 272,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 225,00 TL tedavi ve yol gideri olduğu, sakatlığı nedeniyle iş göremezlik zararının ise 28.229,51 TL olduğu, toplam 28.727,33 TL maddi zarar var olduğunun hesaplandığını, bu alacak kalemlerinden talep edilmeyen kısmın 27.727,33 TL olduğunun tespit edildiğini ve bu davayı açtıklarını belirterek davanın Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davacı ...’in fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 27.727,33 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 24.10.2005 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 04/03/2017 tarihinde davanın davacı ... yönünden tefrikine karar verilmiş, 11.07.2024 tarihli dilekçe ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatının toplam 945.408,72 TL olarak artırılmıştır.
Davalı ... AŞ vekili, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, birleştirme taleplerinin reddini talep ettiklerini, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını istediklerini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusuru bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffa ... ve davacı ...’in ağır kusuru ile sebebiyet verdiklerini, kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup davalıdan talepte bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...AŞ vekili, cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin olduğu, 24.10.2005 tarihinde meydana gelen kazada davacı ...'in yaralandığı, annesi ...'in hayatını kaybettiği, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/533 Esas sayılı dosyada asıl dava dosyasında 2005/403 Esas dosyada verilen 28.01.2014 tarihli karar ile ...'in ölümü nedeniyle davacılar eşi ... lehine 19.554,68 TL, kızı ... lehine 684,47 TL maddi ve davacı ... lehine 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiği, ancak davacı ... yönünden hükmolunan maddi tazminata fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiği, 2007/48 Esas birleşen dava dosyasında, davacılar ... lehine 19.554,68 TL, kızı ... lehine 684,47 TL maddi ve davacı ... lehine 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiği, ancak davacı ... yönünden hükmolunan maddi tazminata fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verildiği, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.11.2022 tarihli kararı ile onandığı ve 09.10.2023 tarihinde kararın kesinleştiği, anılan davada sigortalı araç sürücüsünün 3/8 oranında, müteveffanın 5/8 oranında (%62,5) kusurlu olduğunun kabulüne göre hesaplama yapıldığı, bu kusur oranlarına göre karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından ek bilirkişi raporunda bu kabule göre hesaplama yapıldığı, ...'in dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucunda davacı ...'in Yargıtay ilamı ile açıkça belirtildiği üzere 25 yaşına kadar destek tazminatı alacağının kabulü ile 3.393,57 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı hesaplandığı, ...'ın 24.10.2005 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, meslekte kazanma gücünden kayıp oranının % 20 olduğu, iyileşme süresinin 2 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, Yargıtay ilamında açıkça belirtildiği üzere davacı ...'in gelirinin asgari ücretin 2 katı olduğunun kabulü ile 943.015,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, 09.06.2024 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 943.015,15 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatı, 3.393,57 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 946.408,72 TL maddi tazminatın Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/553 E. sayılı dosyasından verilen ve kesinleşen karardaki 1.000,00 TL maddi tazminat (315,53 TL sürekli iş göremezlik, 684,47 TL destekten yoksun kalma) düşülerek bulunan ve davacı tarafından talep edilen 942.699,62 TL sürekli iş göremezlik zararı, 2.709,10 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 945.408,72 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi için (sürekli iş göremezlik tazminatından 50.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu olması kaydı ile) temerrüt tarihi 24/02/2006 tarihinden itibaren, diğer davalılar için haksız eylem tarihi olan 24/10/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ve 26.11.2024 tarihli tashih şerhi düzenlenmiş, hükme karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davanın kısmi dava olması sebebiyle ıslah tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadan fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığını, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini, kısmi davada zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım için kesileceğini, ıslahla artırılan bölüm için zamanaşımının işlemeye devam edileceğini, ıslah edilen tutar bakımından zamanaşımı def’inde bulunulduğunu ancak mahkemece değerlendirilmediğini, ölümlü trafik kazalarında ceza zamanaşımının 15 yıl olarak uygulandığını, ıslaha konu talepler bakımından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin maddi tazminattan toplam 50.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, poliçe limiti dahilinde rakamsal olarak açıkça belirtilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketinin borcunun ne kadar olduğunun belli olmadığını ve infaz açısından belirsizlik yarattığını, harç ve yargılama giderlerinden müteselsil olarak sorumlu tutulmuş olmasının doğru olmadığını, davacının tazminat hesaplanmasında esas alınan gelirinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup dava dilekçesinde gelirinin yüksek olduğuna ilişkin iddia ve talep bulunmadığını, davacının 25 yaşına kadar yüksek okul okuduğuna ilişkin diploma belgesi sunmadığını, davacının ne işle uğraştığı ve asgari ücretin yaklaşık 2 katı gelir elde ettiği anlaşılamadığını, davacının esas alınan maluliyet raporunu da kabul etmediklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını ve reddi gerektiğini, TBK’nin 72. maddesinin nazara alınması gerektiğini, davacılar tarafından daha önce Akara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas sayılı dosyası ile kısim tazminat davası açıldığını, bu dosyanın ise kazadan ve önceki davadan 9 yıl sonra 11/09/2013 tarihinde açıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda hatalı kriterler uygulandığını, raporda fiili çalışmanın karşılığı olarak hesaplanan sigorta kesintileri ve vergi kesintileri brüt asgari ücret miktardan çıkartılarak 2024 yılı Ocak ayından itibaren pasif dönem tazminat hesabında uygulanacak (AGİ hariç) asgari ücret miktarının olması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarih itibariyle uygulanması gereken tablonun PMF 1931 yaşam tablosu olduğunu ve bu kapsamda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından davacının yüksek okul mezunu gibi düşünülerek yapılan hesaplama ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, yüksek okul mezunu olmayanlar için yapılan hesaplama dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 24.10.2005 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı ... ve annesi ...'e çarptığını, kazada ...'in ağır şekilde yaralandığını, annesi olan ...'in vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece 04.03.2017 tarihli ara kararı ile davanın davacı ... yönünden tefrikine karar verilerek dava sürdürülmüş, davanın kabulüne ilişkin verilen hükme karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya içeriğinden, 24.10.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ...'in yaralandığı ve annesi ...'in vefat ettiği, kazaya ilişkin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2008 tarihli ve 2008/212 Esas, 2008/233 Karar sayılı kararı ile davalı sürücünün taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.06.2010 tarihli ve 2009/15859 Esas, 2010/7002 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas sayılı dosyasında davacı ..., ...... ve ... tarafından maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığı, eldeki davanın 02.07.2013 tarihinde maddi tazminat talepleri yönünden anılan davada talep edilmeyen kısımlar yönünden açıldığının belirtildiği, 04.03.2017 tarihli ara kararı ile ... yönünden tefrik edilerek yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK'nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Somut olaya gelince, ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının 24.10.2005 tarihinde meydana geldiği, davanın 02.07.2013 tarihinde açıldığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı ve davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas ve 2014/14 Karar sayılı dosyasında verilen 28.01.2014 tarihli kararın davacılar vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/13703 Esas, 2016/11361 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma sonrasında mahkemenin 13.03.2020 tarihli ve 2017/553 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararı ile davacı ... için 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiği ve davacı ...'in maddi tazminatta fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.11.2022 tarihli ve 2021/25530 Esas, 2022/14654 Karar sayılı ilamıyla onandığı ve 09.10.2023 tarihinde kesinleştiğine ilişkin şerh düzenlendiği, açıklanan yargılama süreci, zararın kapsamının onama kararı ile ortaya çıkmış olması ve davacı vekili tarafından 11.07.2024 tarihli değer artırım dilekçesi ibraz edilmiş olduğu gözetildiğinde davalılar vekillerinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. Davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre düzenlenen 27.01.2012 tarihli raporda davacının % 20 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının belirlendiği, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/403 Esas ve 2014/14 Karar (bozma sonrası 2017/553 Esas, 2020/208 Karar) sayılı dosyası içeriği, yargılama süreci ile toplanan delillere uygun olarak düzenlenen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 09.06.2024 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınmak suretiyle karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan poliçe limit tutarının tashih şerhi ile belirtilmiş olduğu nazara alındığında bu yöne değinen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ...... AŞ'nin ve davalı ... Şirketi'nin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ...vekilinin ve davalı... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...... AŞ'den ve... Şirketi'nden alınması gereken 64.580,87 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 16.145,22+854,00 TL'nin mahsubu ile kalan 47.581,65 TL harcın davalı ...... AŞ'den ve... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, (Davalı... Şirketi'nin 2.561,50 TL'sinden sorumlu tutulmasına)
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.