Mirasçılardan mal kaçırma kastıyla ara malik üzerinden yapılan muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, bakım karşılığı devir savunmasının reddedilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, mirasbırakanın eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazı önce bedelsiz olarak bir aracıya, ardından da davalı oğluna devrettiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, tanık beyanları ve düşük bedel gibi unsurları dikkate alarak devrin muvazaalı olduğuna ve davalıya minnet borcu karşılığı yapıldığı savunmasının ispatlanamadığına hükmetmiş, Yargıtay da bu kararları onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/6389 E.  ,  2026/4239 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1647 E., 2025/2080 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2024/824 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; muris ... adına kayıtlı ... ilçesi, ... Mahallesindeki 866 parsel sayılı, ... ev, ahır, mutfak ve arsası niteliğindeki taşınmazı 2.000,00 TL bedelle 13.08.2014 tarihinde dava dışı ...'e devretmesinin muvazaalı bir işlem olduğunu, murisin taşınmazı devrettikten yaklaşık 3 ay sonra vefat ettiğini ve devir alan ...'in aslında taşınmazı satın almayıp satış bedeli ödemediğini, bu kişinin ileride taşınmazı devretmek üzere murisin güvendiği bir emanetçi olduğunu ve taşınmazı devraldıktan sonra 2020 Aralık ayında aynı taşınmazı yine satış işlemi gösterilerek davalı olan murisin oğlu ...'e devrettiğini, murisin oturduğu evi satmak için bir ihtiyacının olmadığını, emanetçi olarak kullanılan ...'in de taşınmazı almaya gereksinimi bulunmadığını, davalının ise taşınmazı almaya maddi gücünün olmadığını, mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yapılan temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tescilini istemiştir.
Davalı vekili; muris muvazaasına yönelik iddiaların doğru olmadığını, ortak murisin (...'in) KOAH hastası ve bakıma muhtaç olduğu dönemde kendisine bakan davalıya dava konusu taşınmazı devrettiğini, murisin gerçek iradesinin kendisine yapılan bakımın bir semeni (karşılığı) olarak evi vermek olduğunu, davacılardan murisin ikinci eşi ...'in ise muris hasta ve bakıma muhtaç iken ona bakmadığını ve sürekli müşterek konutu terk ettiğini, hatta davalının 30.000,00 TL senet vererek onu geri getirmek zorunda kaldığını, bu bağlamda mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir işlem söz konusu olmadığını, ayrıca, ortak murisin davalıya devrettiği taşınmaz dışında tapuda kayıtlı başkaca taşınmazlarının da bulunduğunu savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; taşınmazı muristen ilk devralan ... ve diğer tanık beyanları dikkate alındığında murisin dava konusu taşınmazı eşi ile arasında meydana gelen sıkıntılar sebebiyle ...'ye muvazaalı olarak devrettiği, bu muvazaa olgusunun tanık beyanları ile sabit olduğu, murisin dava konusu taşınmazı davacı ...'a vermek niyetinde olduğu, vefat etmeden önce muris ile davacıların ve tanık ...'in birlikte yaşadığı, murisin işleri ile ailesinin ilgilendiği, murisin elden ayaktan düşmediği, hastalığının son zamanlarına kadar kendi işlerini kendisinin halledebildiği, bakıma muhtaç bir halde olmadığı, bakıma muhtaç hale geldiği vakitte ise bakımının hem davacılar hem de davalı tarafından yapıldığı, murise yapılan bakımın minnet borcunu gerektirecek nitelikte olmadığı, tanık beyanlarında özellikle taşınmazın davacı ...'ya devrini engellemek için bir önceki tapu maliki ...'ye baskıda bulunulduğu, bu sayede taşınmazın dava tarihindeki değerinden çok düşük bir bedel ile davalıya devredildiği, bu devrin muvazaalı olarak yapıldığı birbirleri ile örtüşen tanık beyanları ile ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar
verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; murisin eşi ile arasında meydana gelen sıkıntılar sebebiyle dava konusu taşınmazı bir kısım mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bedelsiz olarak dava dışı ...'e ara malik olarak devrettiği, taşınmazın daha sonra ara malik tarafından davalıya devredildiği, taşınmazda murisin sağlığında ve vefatından sonra da davacıların oturmaya devam ettiği, taşınmazın davalıya minnet duygusu ile devrinin amaçlandığının davalı tarafça usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 25.987,18 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.