Araç satışından kaynaklı maddi manevi tazminat davasında, hükümlü davacının Anayasa Mahkemesi kararıyla kısıtlılığının sona ermesi sonrası duruşmalara mazeretsiz katılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılması.
Özet: Davacı, araç alım satımından kaynaklı fazla ödeme ve haksız el koyma iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi, davacının duruşmayı takip etmemesi ve davayı yenilememesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş; istinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, davacının yargılama sırasında uzun süreli hükümlü olmasına rağmen kısıtlılık halinin Anayasa Mahkemesi kararı ve yasal düzenlemelerle kaldırıldığını, dava açıldığı tarihte vasisinin bulunmadığını ve tüm usulü tebligatların cezaevinde kendisine usulüne uygun şekilde yapıldığını tespit ederek, davacının davanın takibi için hukuki ehliyete sahip olduğunu değerlendirmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2026/223 E.  ,  2026/2553 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1603 E., 2025/1844 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/399 E., 2025/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı ...'ın ... Otomotiv'in sahibi olduğunu, müvekkilinin annesinin davalının ... model aracını kendisinin kefil olmasıyla ve 6.000,00 TL peşinat ile her ayın yirmi altısında 1.000,00 TL ödeme karşılığında satın almak üzere anlaştığını, anlaşılan bedelin 20.000,00 TL'sinin ödendiğini, ancak aracın değerinin 15.000,00 TL olduğunu öğrenmeleri üzerine, davalının 30.000,00 TL talep ederek haksız menfaat sağladığını anladıklarını, davalıya kalan tutarı ödeyemeyeceğini söylediğinde ise, davalının araca yakalama kararı çıkararak elinden aldırdığını, davalının yapılan ödeme tutarını da iade etmediğini, davalıyı şikayet etmesine rağmen konunun hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu belirterek takipsizlik kararı verildiğini ileri sürerek, 200.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dahili davalılar; zamanaşımı def'inde ve görev itirazında bulunduktan sonra, murisleri ... ile davacı arasında araç alım satımına dair bir ilişki bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sözleşmenin tarafının annesi olduğunu ikrar ettiğini, davacının taraf ehliyetine sahip olmadığını, davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar
verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 26.12.2024 tarihli duruşmayı mazeret göstermeksizin takip edilmediği, hazır bulunan davalılarca da davanın takip edilmediğinin bildirilmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, buna dair duruşma tutanağının davacıya tebliğ edilmesine rağmen davanın yenilenmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150. maddesinin beşinci fıkrasında; işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay için yenilenmeyen davaların, sürenin dolduğu gün itibari ile açılmamış sayılacağı ve Mahkemece kendiliğinden karar verilerek kaydın kapatılacağı belirtildiği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının yargılama sırasında 47... ay 30 gün süreyle hükümlü olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 407. maddesi bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile mahkum olan ergin kişinin kısıtlanacağını, 471. maddesi de hapis halinin sona ermesi halinde vesayetin kendiliğinden kalkacağını hükme bağladığı, Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/105 E., 2023/54 K. sayılı kararıyla; 4721 sayılı Kanunun 407. maddesinin birinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğundan iptaline, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, kararın 23.06.2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımladığı ve 23.03.2024 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacının hükümlü olarak Şırnak T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, davacının İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/441E., 2016/1112 K. sayılı dosyasında 08.05.2024 tarihli ek karar ile; 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun değişikliği uyarınca; hükümlü davacın kısıtlılık haline son verildiği, daha önce kendisine 13.02.2023 tarihinde vasi olarak atanan S.Y.'nin vasilik görevine son verildiği, eldeki davanın ise 28.05.2024 tarihinde ve davacının kısıtlılık haline ve vasisinin görevine son verilmesinden sonra açıldığı, mezkur Kanun değişikliği üzerine davacının dava tarihi itibariyle vasisinin bulunmadığı, davacının hükümlü olduğu ancak davayı vasisi olmadan açabileceği ve takip edip yürütebileceği, davacıya ön inceleme duruşma günü bildirir tensip zaptının 19.11.2024 tarihinde cezaevinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacının ön inceleme duruşma gününden haberdar olduğu halde ön inceleme duruşmasına katılmadığı, ön inceleme duruşmasında dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve duruşma zaptının davacıya 22.01.2024 tarihinde cezaevinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacının kendi isteğiyle vesayetin kaldırılmasını talep ettiği ve vasisinin görevinin son bulduğu, UYAP sorgusu uyarınca; dava tarihi ve karar tarihi itibariyle davacıya yeni bir vasi atanmamış olduğu, dava süresince bir vasisi de bulunmadığından davacı asile yapılan tebligatların geçerli olduğu, davacının 29.01.2025, 17.04.20 25... .04.2025 tarihlerinde olmak üzere ön inceleme duruşmasından sonra duruşmaya SEGBİS vasıtasıyla katılma talepli dilekçeler gönderdiği, davacıya dosyanın işlemden kaldırıldığına ilişkin kararı içerir duruşma zaptı usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde dosyanın yenilenmediği, 6100 sayılı Kanunun 150. maddesinin birinci fıkrası gereğince; usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, anılan maddenin beşinci fıkrası gereğince; işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve Mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılıcağı, davacıya ön inceleme duruşma gününün bildirildiği, duruşma gününden haberdar olduğu ve dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin duruşma zabtının da tebliğ edildiği, davacının SEGBİS vasıtasıyla duruşmayı takip etme talepli dilekçelerinin ise ön inceleme duruşmasından sonra Mahkemeye sunulduğu gözetildiğinde Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuk prensiplerine aykırı olduğunu, 6100 sayılı Kanunun 149. maddesinin yok sayıldığını, davaya vekil tayin etme imkanı bulunduğunu, hiçbir yönden etkin değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dava tarihi itibariyle davayı takip ehliyeti bulunan davacıya usulüne uygun yapılan tebligata rağmen ön inceleme duruşmasına katılmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasında ve bu durum usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen üç ay içinde dosyayı yenilememesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı yatırılmayan temyiz karar harcının temyiz eden davacıdan mahallinde alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.