12. Ceza Dairesinin koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davasında, CMK 141/1-d bendi kapsamında makul sürede yargılama ve tutukluluğun hukuka uygunluğu değerlendirilmiş, ancak 141/1-a,b,c,i,j,k bentleri yönünden yeterli gerekçe sunulmadığı belirtilmiştir.
Özet: Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûm olan bir davacının, hakkında uygulanan tutukluluk gibi koruma tedbirleri nedeniyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasında, alt mahkemeler tutukluluğun hukuka uygun ve makul sürede olduğunu belirterek talebi reddetmiş; ancak Yüksek Mahkeme, davacının CMKnın 141/1-a, b, c, i, j, k bentleri kapsamındaki diğer tazminat gerekçelerinin alt mahkeme kararlarında yeterli inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmamış olmasını bir eksiklik olarak saptamıştır.
12. Ceza Dairesi         2022/8283 E.  ,  2026/4403 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/342 E., 2022/717 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının 5271 sayılı CMK'nın 141/1-a, b, c, d, i, j, k bentleri nedeniyle 10.000.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, CMK'nın 141/1-a, b, c, i, j, k bentleri hakkında bir değerlendirme yapılmadığına, tutuklama tedbiri için CMK'da öngörülen şartların oluşmadığına, uygulanan koruma tedbirlerinin haksız ve ölçüsüz olduğuna, tazminat davası için gerekli yasal koşulların oluştuğuna ve davanın kabulüne, talep edilen tazminat miktarına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/1521 Esas – 2018/422 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.02.2018 tarihinde tutuklandığı, davacı hakkında mahkumiyet hükmü vererek tutukluluğunun devamına karar verdiği, kararın 05.03.2019 tarihinde istinaf incelemesinden geçtiği ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek tutukluluk halinin devamına karar verildiği, istinaf mahkemesinin kararının da 14.01.2020 tarihinde temyiz incelemesinden geçtiği ve kararın onanmasına karar verilerek davacı hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, davacının tazminat talebinin CMK'nın 141/1-d bendine dayandığı, CMK'nın 141/1-d maddesine dayanılarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilmek için Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. ve 6. maddeleri gereğince davacının kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul süre içerisinde yargılama mercii huzuruna çıkarılmaması ve bu süre içerisinde de hakkında hüküm verilmemesi gerektiği, davacının da üzerine atılı ve iddia olunan suç nedeniyle 12.02.2018 tarihinde tutuklandığı, hakkında tutukluluk halinin devamına karar verildiği, yargılama süresinin makul sayılabilecek sürede (15.03.2018 tarihinde iddianamenin tanzim edildiği, 24.07.2018 tarihinde hüküm verildiği, netice itibariyle yargılamanın 4 ay 9 günde) sonuçlandığı ve davacının da tutukluluk halinin yine CMK'nın 102/2 maddesinde belirtilen en fazla 5 yıllık olabilecek tutukluluk süresini aşmadan 24.07.2018 tarihinde sona erdirildiği, davacının tutukluluk halinin devamına karar verildiği, davacının tutuklanması ile hakkında hüküm verilmesi arasında geçen sürenin 4 ay 9 gün olduğu, kovuşturma aşamasının yargılama safhasında yargılamanın ve tutukluluk halinin ağır ceza mahkemelerinde öngörülen CMK'nın 102/2 maddesindeki 2 yıllık süreyi aşmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.04.2011 Tarihli, 2011/1-51 Esas ve 2011/42 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Yargıtay aşamasında bozma ilamına kadar geçen sürenin uzun tutukluluk süresinden sayılamayacağı yönündeki tespiti, davacının kanunda belirtilen koşullar kapsamında tutuklandığı ve tutukluluk halinin devamına karar verildiği, ayrıca kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra makul süre içerisinde yargılama merciine çıkarıldığı, yargılamanın sona erdiği, verilen kararların kesinleştiği, bu haliyle makul sürede yargılanmadığı yönündeki iddia bakımından tazminatı gerektiren bir hak ihlalinin bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 141/1-d bendi bakımından şartları oluşmayan davacının davasının reddine karar verilmiştir
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Tazminat talebinin dayanağı olan dosyada, davacının talepleri hakkında ilgili delillerin toplanarak gerekçeli kararda CMK'nın 141/1-a, b, c, i, j, k bentlerinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin her bir talep yönünden gerekçelendirme yapılmadan eksik değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2026 tarihinde karar verildi.