Bursa BAMdan, temlik cirosuyla bankaya devredilen ve kaybolan çekler nedeniyle kredi borcu tahsil edilen davacının itirazının iptali davası incelemesi.
Özet: Davacı, kredi borcu karşılığında bankaya temlik cirosuyla devredilen çeklerin kaybolması üzerine icra takibine girişerek itirazın iptalini ve zararının tazminini talep etmiş, banka ise çeklerin kaybolmasından sorumlu olmadığını ve davacının keşidecilere başvurması gerektiğini savunmuş; ilk derece mahkemesi ise uyuşmazlığın tahsil cirosu değil temlik cirosu olmasından dolayı vekalet ilişkisi yerine alacak-borç ilişkisi doğduğunu, temel kredi ilişkisi devam ettiğinden ve yenileme iradesi bulunmadığından davacının ödeme sonrası zayi olan çeklere ilişkin mahkeme ilamıyla kendinden önceki borçlulara başvurma hakkına sahip olduğunu belirtmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİDOSYA NO .KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : .İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : .NUMARASI :.DAVACI :.DAVANIN KONUSU : İtirazın İptaliKARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... tarih... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasında İcra takibi başlatıldığını davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini , davacının davalıya 8 adet çeki temlik cirosu ile devredek teslim ettiğini , bu çeklerin davalı banka nezdinde kaybolduğunu davalı tarafından Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında kıymetli evrağın iptali davası açıldığını davalı bankanın çeklerden dolayı vadesi gelenler tahsil edilemediğinden çek miktarları uyarınca davacının borcundan mahsup edilememesi nedeniyle kredi borcu için davacıdan tahsilat yapıldığını, davacının çeklerin kaybolması nedeniyle çeke bağlı alacaklarına kavuşamayacağını , davacının bu şekilde zarara uğramış olduğu ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesinin talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalıya temlik cirosuyla devredilen çeklerin kargo firması zilyetliğindeyken kaybolduğunu çeklerin kredilerin geri ödemesi amacıyla ciro edildiğini, çeklerin kaybolması nedeniyle Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında kıymetli evrakların iptaline karar verildiğini , davacının çek bedellerinin tahsili için keşidecilere ve cirantalara başvuru hakkı olmasına rağmen eldeki takibin başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu davalı bankanın çeklerin yetkili hamili olması sıfatı dışında asıl borçlu sıfatı bulunmadığını, GKTS 10. Maddeye göre çeklerin davacıya kullandırılan kredilerin geri ödenmesi amacıyla temlik cirosu ile devralındığından ,aynı maddeye göre çeklerin kaybolmasından dolayı çek bedellerini ödeme yükümlülüğü de bulunmadığını, davacının iptal kararı ile birlikte çek keşidecisi/cirantaya çek bedelinin tahsili için başvurması gerektiğini,davacının bu hakkını kullanmayıp,doğrudan banka aleyhine icra takibi yapmasında hukuki menfaati bulunmadığını, kötüniyetli olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini taraflar arasındaki kredi sözleşmenin yetki şartında genel yetkili mahkemeler olarak İstanbul Mahkemelerinin kararlaştırıldığından mahkemenin yetkili olmadığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraflarca sunulan gerek 11. Hukuk Dairesinin gerek 19. Hukuk Dairesinin içtihatlarının da tahsil cirosuna ilişkin olduğundan somut uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, yine davalı tarafın sunduğu İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin kararının da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilkesi doğrultusunda görüş bildirdiğini, ancak bu kararlara konu çeklerin tahsil cirosuyla devredilen çekler olduğunu, Tahsil cirosu yapıldığında ciro yapan ve devralan hamil arasında vekalet ilişkisi doğacağı, Vekil, vekil edenin zararına eylemde bulunmuş ise ortaya bir zarar çıktığı takdirde eylemle bu zarar arasında illiyet bağı var ise vekilin bu zarardan sorumlu olacağı, Ancak; temlik cirosu yapıldığında ciro yapan ve devralan hamil arasında vekalet ilişkisinin doğmadığı ,Alacak borç ilişkisi olduğu, Bu borç ilişkisinin kambiyo senedinden kaynaklanan yönüyle temel ilişkiden kaynaklanan yönü bulunduğu, Alacaklının dilerse kambiyo senedine dayanarak talepte bulunabileceği, dilerse temel ilişkiye dayanarak talepte bulunabileceği, TBK'nun 133. Maddesine göre mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmayacağı, Dava konusu uyuşmazlıkta da davalı kredi veren banka ile davacı arasında krediye ilişkin temel ilişkide bulunduğu, Bu kapsamda aynı zamanda ifa uğruna edim amacıyla davalıya davaya konu kambiyo senetlerinin temlik cirosuyla devredildiği, Tarafların bunun yenileme olduğu noktasında bir açık iradesi bulunmadığından davacı dilerse temel ilişkiye dayanarak dilerse zayi olan kambiyo senedine ilişkin mahkeme ilamına dayanarak davacıdan talepte bulunabileceği, Davacının da yapmış olduğu bu ödeme dolayısıyla yukarıda belirtildiği üzere mahkeme ilamı kambiyo senedi yerine geçeceğinden yapmış olduğu ödeme tutarı kadar kambiyo senedini kendisine devreden borçluya ve diğerlerine müracaat hakkına sahip olabileceği, Zira kendinden önceki kambiyo senedi borçlularının, davacının yapmış olduğu bu ödeme nedeniyle davacı aleyhine zenginleşmiş konumda olacağı, Davacının iptal kararı çerçevesinde yapılan çek tutarlarına ilişkin ödemeler tutarında diğer borçluya başvuramayacağını düşünmek kıymetli evrak hukukunun ve TBK'nun temel ilkelerine aykırı olduğu, dolayısıyla davacının bir zararından söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile "davanın reddine, şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına," karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Çek İptali kararının kıymetli evrağın yerine geçmediğini, mahkemenin bu gerekçesinin hukuki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, iptal kararlarının bir ilam hükmünde değil de, şekli anlamda tespite yarayan, tespit niteliğini haiz kararlar olduğunu, iptal kararının, ispat edilen senedin yerine geçmeyeceğini ,iptal kararına dayanılarak kambiyo senetlerine özgü takip usullerinden de yararlanılamayacağını, ayrıca iptal edilen senetteki hakkın varlığı ve kapsamı bakımından ispat işlevi de göremeyeceğini, Gerekçeli kararda yer verilen örneğin somut olaya uymadığını, davalı bankanın, tahsil için iptal kararı ile müvekkiline yaptığı bir başvuru bulunmadığı gibi müvekkilinin söz konusu iptal kararına dayalı yaptığı bir ödeme de bulunmadığını, müvekkilinin taraf olmadığı bir tespit kararına dayalı olarak da işlem yapmasının mümkün olmadığını, çekleri, müvekkilinin borcuna ifa amacıyla temlik ve teslim alan davalının, kendi kusuru ile kaybettiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, çek iptali kararıyla müvekkilinin işlem yapabileceği, zararın ispatlanamadığının belirtildiğini Çeklerin davacı müvekkilinin çekleri bankaya teslim sürecinde değil, bankanın kendi içinde transferi sürecinde kaybolduğunu, çeklerin kaybolması hususunda kusurun yalnızca bankaya ait olduğunu, davalının, tahsilatı, krediye ilişkin temel ilişkiden kaynaklı çekmediğini, tahsilatların, kaybedilen çeklerdeki miktarda ve vade tarihlerinden bir sonraki gün şeklinde tahsil ettiğini, kredi ilişkisine dayalı olarak, sözleşmede öngörülen ödeme zamanı ve/veya miktarına göre tahsil etmediğini, Burada açıkça yenileme iradesinin bulunduğunu,Davalı bankanın kusurunun neticesinin müvekkiline yükletilmesinin hakkın kötüye kullanımı ve dürüstlük kuralının ihlali niteliğinde olduğunu, Bankaların, güven ve itimat kurumları olmalarının yüklediği sorumluluklara uygun hareket etmek ve bunun temini için gerekli organizasyonu kurmakla mükellef olduklarını, kendilerine tevdi edilen çekleri herhangi bir sebeple kaybetmeleri (zayi etmeleri) durumunda, çeki bankaya tevdi eden çek hamilinin zararını karşılamak durumunda olduklarını, davalı bankanın çekleri kaybettiğini, Çekleri kaybetmesinden dolayı bankanın, çeklerde yer alan vade ve miktarlarda tahsilat yaptığını, ancak ne tarafı olduğu çek iptali kararını müvekkilnee ibraz etmediğini ne de elindeki çek iptali kararıyla işlem yapmadığını, Yerel mahkemenin, çeklerin ibraz tarihinde karşılığının bulunup bulunmadığını araştırmadığını, müvekkiline ait bir kusur bulunmamasına rağmen müvekkilden çek bedellerinin tahsil edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava,davacı tarafından kredi sözleşmesi nedeniyle teslim edilen ve Davalı banka tarafından kaybedilen çekler nedeniyle çek bedellerinin tahsili için yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu olup davacı şirket tarafından davalı bankadan çekilen kredilerin geri ödenmesi amacıyla çek tevdi bordroları(tahsil-teminat) ile davalı bankaya teslim edilen 8 adet çekin kaybolması üzerine banka tarafından çekler ile ilgili olarak çek zayi davası açıldığı, çek iptaline dair davacı şirkete bildirimde bulunulduğu, Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas... Karar sayılı kararı ile çeklerin iptaline karar verildiği, banka tarafından bu çek bedellerinin vadesinde ve tutarında davacıdan tahsil edildiği ancak çek miktarı kadar davacının borcundan mahsup edilmediği iddiasıyla davacı tarafından çek bedellerinin tahsili amacıyla davalı banka hakkında Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... icra takibi yapıldığı, davalı bankanın itirazı üzerine takibin durduğu , davacı tarafça itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da genel mahkemede itirazın iptali davası açması halinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi gerekmektedir. Mahkemece icra dairesinin yetkisi hususunda değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakta olup,6100 sayılı HMK'nın "Yetki Sözleşmesi" başlıklı 17. maddesinde, "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü düzenlenmiş olup, Yetki Sözleşmesi ile getirilen bu yetki kuralı, kesin değil, münhasır yetki niteliğindedir. Davaya konu genel kredi ve teminat sözleşmesinin davacı ile davalı bankanın Yıldırım İlçesi Otosansit şubesi arasında imzalanmıştır. Sözleşmenin 13.4/ e bendinde "kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı olduğu" kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 14. maddesi 1. fıkrasına göre; bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olduğu, tüzel kişinin şubesinin bulunması halinde, şubenin işlemlerinden dolayı şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği, genel kredi sözleşmesinde yetki sözleşmesi yanında genel yetkili mahkemelere de atıf yapıldığı ,somut olayda davacı tarafından Otosansit Şubesinin bulunduğu Bursa ilinde icra takibi yapılmış olması nedeniyle davalı vekilinin icra dosyasında yetkiye yönelik itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Uyuşmazlık, davacının davalı banka nezdinde iken kaybedilen çekler nedeniyle banka aleyhine dava açıp açamayacağı, bankanın çeki kaybetmesi sonucunda davacının çek bedelini bankadan isteyip isteyemeyeceği konusunda toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece yapılan değerlendirmede bankaya davacı tarafından teslim edilen çeklerin temlik cirosu ile devir edildiği, her iki taraf arasında bu hususun ihtilafsız olduğu kabul edilmiştir. Banka tarafından sunulan çek bordrolarında tahsil/teminat olarak verildiği ve kaybolma nedeniyle düzenlenen tutanaklarda da çeklerin teminat olarak verildiği belirtilmiştir. Bu itibarla dava konusu çeklerin davacı şirketin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davalının dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak, çekte meşru hamil olduğu kabul edilmelidir. 6102 sayılı Kanun'un 788 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca emre yazılı çekler (tam veya beyaz) ciro ve teslim yoluyla üçüncü kişiye devredilebilir. Çekin cirosunda lehine ciro yapılan kimsenin gösterilmesi zorunlu olmayıp, ciro sadece cirantanın imzasından ibaret de olabilir. Bu tür ciroya 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 683 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beyaz ciro denilmekte olup, temlik cirosu hükmünde kabul edilir. Ciro şerhinde aksine bir kayıt yok ise ya da sadece "bedelini ödeyiniz" şeklinde bir kayıt bulunuyorsa yapılan ciro temlik cirosu hükmündedir. Temlik cirosunun temlik, teminat ve teşhis fonksiyonu vardır. 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 684 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre temlik cirosunun teminat fonksiyonu nedeniyle ciro ve teslim ile çekten doğan bütün haklar ciro edilen kişiye geçer. Somut olayda davalı banka tarafından kaybedilen çek bedelleri nedeniyle davacının çek bedellerinin tahsili için yapılan icra takibine, banka tarafından itiraz edildiği , davacı tarafından keşideciye karşı takip yapılıp, semeresiz kalması halinde aciz belgesi alınması durumunun yerine getirilmediği, en azından aradaki temel ilişkiye dayanılarak alacak davası açılması gerektiği, buna göre davacının asıl sorumlulara yani keşideciye karşı müracaat hakkının bulunduğu, mahkemece Davacının bankaya yaptığı ödeme dolayısıyla ödeme tutarı kadar kambiyo senedini kendisine devreden borçluya ve diğerlerine müracaat hakkına sahip olabileceği, belirtilerek davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmekle, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. ( Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/14107 -2013/12054 Karar, Yargıtay 11. HD. Nin 2020/5511E- 2021/6449 K)Bu itibarla Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, toplanan delillere göre yerel mahkemenin istinafa konu kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeni ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK. 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,700 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine,4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ...Üye ... ¸(e-imzalıdır) ...Üye ...¸(e-imzalıdır) ...Katip ...¸(e-imzalıdır)