Yargıtay, hırsızlık suçundan verilen hükmü, sanığın etkin pişmanlık beyanlarına rağmen zararı karşılama fırsatı tanınmaması nedeniyle bozarak önemli bir içtihadı ortaya koydu.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükme yönelik temyiz talebini, cezanın kanunen temyiz edilemez nitelikte olması sebebiyle geri çevirmiş; ancak hırsızlık suçundan kurulan hükmü, sanığın soruşturma ve yargılama aşamalarında pişmanlık belirterek mağdurun zararını giderme iradesini açıkça ifade etmesine rağmen, mahkemenin etkin pişmanlık hükümlerini uygulamak adına zararın tespiti ve ödeme imkanının sağlanması yönünde gerekli araştırmayı yapmaması nedeniyle bozarak dosyayı yeniden incelenmek üzere alt mahkemeye göndermiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/4767 E.  ,  2026/7194 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2693 E., 2023/159 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 24.01.2023 tarihli ve 2022/2693 Esas, 2023/159 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin, sanığın eylemini uyuşturucu madde etkisi altında işlemesi sebebiyle yaptığı hareketlerin anlam ve sonuçlarını tam olarak anlayabilecek konumda olmadığına, suçun gece işlediğine dair yeterli araştırma yapılmadan cezada artırım yapıldığına, sanığın samimi ikrarı ve olaylardan sonraki yaşam biçimini değiştirmesi gibi etmenleri değerlendirilerek cezada indirim yapılmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın, 22.02.2022 tarihinde, Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusu sırasında pişmanlığını belirtip şikâyetçinin 1.000,00 TL zararını gidermeyi istediğini beyan ederek cüzdanından para çıkardığı ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan ettiği, sonrasında İlk Derece Mahkemesindeki yargılamanın 02.11.2022 tarihli duruşmasında, şikâyetçiye ait zararı karşılamak istediğini ancak kendisine ulaşamadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; mahkemece şikâyetçinin soruşturma aşamasındaki beyanlarında belirttiği zararın tespiti ile makul bir süre tanınarak sanığın zararı ödeyip ödemeyeceğinin beklenmesi, şikâyetçiye ulaşılamadığı takdirde tevdi mahalli belirlenmesi ve ödemelerin yaptırılması gerektiği hâlde hatalı uygulama ile yazılı şekilde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Kırıkkale 8. Asliye Ceza Mahkemesine, bozma ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.