3. Ceza Dairesi, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünde taşla katılım, dağılmama, kamu görevlisine cebir ve örgüt adına suç işleme mahkumiyetlerine ilişkin temyiz başvurularının reddi ve onanmasına dair kararı.
Özet: Bu kararda, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne taşla katılma, dağılmama, kamu görevlisine cebir veya tehdit ve örgüt adına suç işleme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine karşı yapılan temyiz başvuruları incelenmiş; bir sanığın temyiz talebi, ilk istinaf başvurusunun süresinde yapılmaması ve 7188 sayılı Kanunun esastan incelenmeyen kararlar için temyiz yolu açmaması sebebiyle reddedilmiş, diğer sanıkların ise kanuna aykırı toplantıya taşla katılma ve kamu görevlisine karşı cebir/tehdit suçlarından verilen hükümlerin ceza türü ve süresi ile ilgili mevzuat gereği temyiz edilemez nitelikte olması nedeniyle temyiz talepleri reddedilmiş, kanuna aykırı toplantıdan dağılmama suçu yönünden ise ilk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
3. Ceza Dairesi         2021/1718 E.  ,  2026/5800 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2017/159 E., 2017/160 K.
SUÇ : Örgüt adına suç işleme, Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde sayılan silahlardan olan taş ile katılma, Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak zor kullanmaya rağmen dağılmama, Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit
HÜKÜM:a.Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde sayılan silahlardan olan taş ile katılma suçundan; 3713 sayılı Kanunun 7/3-2, TCK'nın 62/1, 53... b.Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak zor kullanmaya rağmen dağılmama suçundan; 2911 sayılı Kanunun 33/son maddesi yoll. 32/1, TCK'nın 62/1, 50/1-a, 52/2-4.c.Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit suçundan; TCK'nın 265/1-3, 3713 sayılı Kanunun 5/2, 43/1-2, 62/1 ve 53. d.Silahlı terör örgütüne üye olmadığı halde örgüt adına suç işleme suçundan; TCK'nın 220/6 ve 314/3.maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/6, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. Maddeleri gereğince verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanık ... hakkında istinaf başvurularının reddi,sanıklar ... ve ... hakkında esastan reddi,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun'a eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık ... hakkında yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesince verilen hükmün sanık ve müdafiinin yüzüne karşı açıklandığı, sanık müdafiinin yasa yoluna başvurmadığı, sanığın CMK'nın 273/1. maddesi uyarınca 7 günlük yasal süre geçtikten sonra istinaf başvurusunda bulunduğu, ... Bölge Adliye mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 31.01.2017 tarihli kararından istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-f bendinde bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla temyiz yasa yolu hakkının tanındığı, oysa sanık ve müdafiinin süresinde istinaf yasa yoluna başvurmadığı, sanığın başvurusunun ise süre nedeniyle reddedildiği, başvurunun esastan incelenmediği, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle getirilen geçici 5. maddenin 1-f bendinde ise esastan incelenmeyen kararlar yönünden temyiz yasa yolu hakkının tanınmadığı anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak, REDDİNE,
Sanıklar ... ve ... ile müdafilerinin temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Sanıklar hakkında Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne taş ile katılma ve kamu görevlisine karşı görev yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit suçlarından yapılan incelemede;
Bölge adliye mahkemesince verilen kararların, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci bendinin (a) bendi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan ayrıca bu suçun 7188 sayılı Kanun kapsamında temyize tabi suçlar arasında sayılmadığından sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
2. Sanıklar hakkında Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak zor kullanmaya rağmen dağılmama suçu yönünden yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
3. Sanıklar hakkında örgüt adına suç işleme suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanıkların TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 karar sayılı kararı ile TCK'nın 220/6. maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile TCK'nın 220/6. maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3. maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3. ve 220/6. maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5. maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38. maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2. maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7. maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 karar sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38. maddesi ile TCK'nın 7. maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3. ve 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38. ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı, örgüt adına suç işleme suçu yönünden hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Siirt 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.