T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, kasko poliçesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında otoyolda başıboş hayvana çarpma sonucu oluşan hasarın rücuen tahsiline dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, kasko sigorta poliçesi kapsamında aracının davalının işlettiği otoyolda başıboş yabani hayvana çarpması sonucu oluşan hasarı sigortalısına ödeyen sigorta şirketinin, yol güvenliğini sağlamadığı gerekçesiyle otoyol işletmeci şirkete karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davalı otoyol işletmecisini %100 kusurlu bularak davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmederken, davalı şirket rücu şartlarının oluşmadığı, husumet yokluğu ve bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu gibi gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/103 Esas 2026/996 Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/103 KARAR NO : 2026/996TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 04/10/2024NUMARASI : 2024/150 Esas 2024/641 KararDAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2024KARAR TARİHİ : 16/07/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın davalının işlettiği otoyolda seyrettiği sırada yola aniden çıkan başıboş yabani hayvana çarpması sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kaza tespit tutanağında yapılan tespitlere itiraz ettiklerini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sigortalının müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen aracın, davalının sorumluluğunda olan otoyolda yola aniden çıkan başı boş yabani hayvana aracın ön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen kaza neticesinde hasar gördüğü, davacı tarafından sigortalısına kaza nedeniyle oluşan zarara karşılık olmak üzere ödeme yapıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre meydana gelen kazada davalı sorumlu şirketin yolun güvenliğini sağlamadığından %100 oranında kusurlu olduğu ve dava konusu araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının tespit edildiği ve davacı şirketin sigortalısının kusuru bulunmadığından kusur oranı tenzilinin yapılmadığı, davalı sorumlu şirketin davacı tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenen araçta meydana gelen zararın bilirkişi tarafından tespit edilen miktarından sorumlu olduğu, TTK'nin 1472. maddesi hükmü dikkate alındığında sigortalısına halef olması sebebiyle davacının takibe konu edilen asıl alacağının mevcut ve talep edilebilir nitelikte olmasıyla birlikte, işlemiş faize ilişkin alacağının davalıyı temerrüde düşürdüğü tespit edilemediğinden yerinde olmadığı, davalı tarafından takibe yapılan itirazın ise haksız olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 8. Genel İcra Dairesinin 2023/18109 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 46.448,32 TL asıl alacak üzerinden devamına, 46.448,32 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16,75 oranını geçmemek üzere avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı takibe haksız olarak itiraz ettiğinden İİK’nun 67/2 maddesi gereğice itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında olmak üzere 9.289,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rücu şartlarının oluşmadığını, sigorta şirketinin kendi sorumluluğu kapsamında karşılamış olduğu masrafları müvekkili şirketten talep etmesi, davacı tarafın kötü niyetle hareket ettiğinin kanıtı olmasına karşın mahkeme tarafından ilgili hususun göz ardı edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmesel sorumluluk kapsamında sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu bulunduğunu, ayrıca kusuru bulunmayan müvekkili şirket bakımından haksız fiil şartları gerçekleşmediğinden rücu şartlarının da oluşmadığını, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, husumet itirazının bulunduğunu, başta köpekler olmak üzere sahipsiz hayvanların, korunması, bakım ve gözetimi, bunlar için hayvan bakım evlerinin kurulması görevi valiliklere ve il belediyelerine ait olduğunu, husumetin ve kusurun valilik ve il belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itirazlarını karşılamayan, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içerisinde sunulan itirazlarının dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, itiraza uğrayan raporun hükme esas alınmasının kabul edilebilir olmadığını, kaza tespit tutanağında ve krokide kaza mahallinde bulunan yol kenarındaki çitlerde tespit edilmiş bir açıklık, yırtık, devrilme olduğuna ilişkin bir tespitin yer almadığını, sadece sürücü beyanına istinaden düzenlenen kaza tespit raporu dayanak olarak düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tutanağı tutan memurun, kazanın gerçekleştiği otoyol kesiminde var olduğu iddia edilen yapısal kusurları tespit etmeye imkan verecek eğitim, bilgi ve tecrübeden yoksun olduğundan bahisle, böyle bir tespiti yapamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan maddi hasar hesabının fahiş olup kabulü mümkün olmadığını, davacı vekili tarafından davacının dava dışı sigortalıya ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir belge ya da dekont mahkeme dosyasına sunulmadığını, bilirkişi raporunda davacı tarafça ödendiği ispat edilemeyen bedellerin dava konusu kaza nedeniyle araçta oluşan hasar ile uyumlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmesinin taraflarınca kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, davacı vekili tarafından dosyasına sunulan ekspertiz raporunda hasar rücu imkanı bölümünün yok olarak işaretlenmiş olmasına karşın davacı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen bedellerin müvekkili şirket tarafından talep edilmesinin son derece çelişkili olduğunu, ilgili rapora istinaden detaylı inceleme yapılmaksızın düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan hususların da eksik ve hatalı olduğunu, kusur incelemesi yapılması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine Veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen İşleri Heyetine gönderilmesini ve kusur raporu alınması, kusur raporu alınması akabinde gerekli görülmesi halinde tazminat miktarının hesaplanması için dosyanın farklı bir bilirkişiye tevdi ile somut, açık, anlaşılır ve denetime elverişli olacak şekilde maddi hasar hesaplaması yaptırılmasına ilişkin mahkeme dosyasına taraflarınca itiraz sunulduğunu, ancak mahkeme tarafından itirazları göz ardı edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davaya konu kazanın oluşumunda müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirket takibe itiraz etmekte haklı olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, talep edilen alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, zaman aşımı itirazının mahkeme tarafından göz ardı edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, müvekkilinin yükümlülüklerin tamamını eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, müvekkili şirket, uygulama sözleşmesi tahtındaki yükümlülüklerine uygun olarak otoyolda devriye faaliyeti yürüttüğünü, devriye ekipleri, devriye turları sırasında tespit ettikleri ya da 161 otoyol çağrı merkezi’ne bildirilen kazalara ve sair olaylara müdahale müdahale ettiğini, olay yerinin güvenliğini sağlayıp yol yüzeyinin temizliğini gerçekleştirdiğini, hayvanların otoyola girişini engellemek için KGM standartlarına uygun olarak yapılmış olan tel çitlerin kontrolü belirli periyotlarla sağlandığını, rutin tel çit kontrolü yapılması yükümlülüğü müvekkili şirket tarafından yerine getirilmiş olup, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, yolun yapım ve kusurundan kaynaklanmayan ve dava konusu olayda olduğu gibi ani şekilde oluşan ve müvekkili şirketin bilgisi dışında bulunan bir takım eylemler sonucu oluşan zararların münferit olay olarak kabulü gerektiğini, yüzlerce kilometrelik sorumluluk alanı bulunan müvekkilinin otoyol'un her noktasını her an kontrol edemeyeceği ancak kendisine gelen ihbar ve rutin kontroller sonucu tespiti üzerine bu tür olaylara müdahale edebileceğini, müvekkilinin kusurunun bulunmaması nedeniyle haksız fiilin ana unsuru olan kusur şartının gerçekleşmediğini, dava dışı sigortalının müterafik kusuru dikkate alınmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan kasko sigortalı aracın davalının işlettiği otoyolda seyir halinde iken önüne çıkan yabani hayvana çarpması sonucu hasara uğradığını, sigortalının zararının giderildiğini, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise olayda kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın davalının işlettiği otoyolda seyir halinde iken yola çıkan yabani hayvana çarpması sonucu hasara uğradığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren trafik kazasında davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davacının bu miktarı sigortalıya ödeyip ödemediği, ödemiş ise davalının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, dava kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 17/01/1972 tarih 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup, aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalı arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.", 109/2. maddesinde ise "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddede yer alan davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın, fiil cezayı gerektiriyorsa ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtilmiş ise de, somut olayda cezayı gerektiren bir fiil bulunmadığından ceza zaman aşımı süresinin uygulanması söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece kaza tarihinin 20/11/2021, ödeme tarihinin 31/12/2021, takip tarihinin 14/05/2022, dava tarihinin 04/03/2024 tarihi olduğu gözetilerek dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla esasa ilişkin diğer hususların değerlendirilmesi isabetlidir. Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile dava konusu trafik kazası nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı tespit edildiği gibi, davalının olayda %100 kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz bulunduğu tespit edilmiştir. Rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi, dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı ve diğer belgeler ile uyumludur. Öte yandan, sigortalı araç yetkili serviste tamir edilmiş olup, davacı tarafından yetkili servis ... ... Ltd. Şti'ne 31/12/2021 tarihinde 46.448,32 TL ödendiği anlaşmalı servis ödemeler ekstresiyle sabittir. Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kasko sigortalısına ödeme yaptığı sabit olan davacının sigortalı araçta hasar oluşmasında kusuru bulunan davalıdan sigortalı araçta oluşan ve sigortalıya ödenen bedelin rücuen tazminini isteyebileceği, TTK'nun 1472. maddesindeki koşulların oluştuğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin kabul edilen icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde ise, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibi sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili talebiyle başlatılmıştır. İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca icra takibine itirazın haksız olduğunun anlaşılması durumunda borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerecektir. Likit alacak ise bilinebilir, hesaplanabilir alacak niteliğindedir. Dava konusu icra takip talebi ile davalı borçludan tahsili talep edilen alacak sigortalı araçta meydana gelen gerçek hasar bedelidir. Araçta oluşan gerçek hasar bedeli ise, takip tarihi itibarıyla bilinebilir ve hesaplanabilir alacak niteliğinde olmayıp, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, takip konusu alacağın likit, bir başka deyişle bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olmadığı gözetilerek davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetsizdir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında icra inkar tazminatı yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun icra inkar tazminatı yönünden KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2024 tarih 2024/150 Esas 2024/641 Karar sayılı kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, 3-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının Ankara 8. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2023/18109 sayılı icra takibinde 46.448,32 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin anılan miktar üzerinden ve anılan miktardaki asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 oranını geçmemek üzere avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, 5-Alınması gereken 3.172,88 TL harçtan peşin alınan 822,75 TL ile 240,89 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 2.109,24 TL harcın davalı tarafından istinaf aşamasında bakiye karar harcı olarak yatırılan 2.350,13 TL'den mahsubu ile davalı tarafından fazla yatırılan 240,89 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 822,75 TL peşin harç ve 240,89 TL icra peşin harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 79,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 427,60 TL başvurma harcı ile 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.506,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek 3.380,76 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 1.728,91 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 3.470,81 TL'sinin davalıdan, bakiye 129,19 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 12-Bakiye gider avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, B)1-Davalı tarafından yatırılan toplam 793,22 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri olarak yapılan 434,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 14,85 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/07/2026Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.