Otelin kuyu suyu kullanıp şebekeye kaçak atık deşarj etmesi sebebiyle tahakkuk ettirilen atık su bedelinin tahsili ve yönetmeliğin 38. maddesinin uygulanabilirliği üzerine itirazın iptali davası.
Özet: Bir idare, otelde şehir şebekesi yerine kuyu suyu kullanılıp kanalizasyona deşarj edilmesine rağmen atık su aboneliği yapılmadığı gerekçesiyle kaçak kullanım tespiti yaparak 755.365,82 TL tutarında bir alacak tahakkuk ettirmiş ve bu alacağın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir; davalı otel işletmecisi ise borçlu olmadığını ve tahakkukun usulsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi önceki bir menfi tespit davasındaki kesinleşmiş kararı dikkate alarak davanın kısmen kabulü ile alacağın 162.279,07 TLlik kısmına yönelik itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, istinaf mahkemesi bu kararı onamış, davacı idare ise alacağın tamamının tahsili ve ilgili yönetmelik maddesinin doğru uygulanmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2025/5632 E.  ,  2026/2572 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/639 E., 2025/1865 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/512 E., 2024/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili İdare tarafından davalı şirkete gönderilen 27.03.2017 tarihli yazı ile “... Mahallesi ... No: 30 adresinde faaliyet gösteren Hotel ...’da şehir şebeke suyu kullanılmayıp kuyu suyu kullanıldığı, bu suyun İdaremizin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kanalizasyon şebekesine deşarj edildiği, Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliği hükümleri gereği 5 iş günü içinde abone hizmetleri ofisine atık su aboneliği müracaatının yapılması gerektiğinin” bildirildiğini, yazıya rağmen davalı şirket tarafından İdareye başvuruda bulunulmaması nedeniyle adreste 16.03.2018 tarihinde yapılan kontrolde otel bahçesinde su kuyusunun bulunduğunun ve otelde kuyu suyu kullanıldığının tespiti üzerine Kaçak ve/veya Usulsüz Su Kullanımı Tutanağı düzenlendiğini, davalı şirketin oteli 10.04.2014 başlangıç tarihi itibarıyla kiraladığı anlaşıldığından bu tarih tahakkuka esas sürenin başlangıç tarihi olarak dikkate alınarak ... Abone Hizmetleri ve Tarifeler Yönetmeliğinin 38. maddesi hükümleri gereği toplam 755.365,82 TL tahakkuk hesaplaması yapılarak davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirket tarafından İdare aleyhine açılan menfi tespit talebine dair Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.2019 gün, 2018/580 Esas, 2019/236 K. sayılı kararının İdare lehine olması nedeniyle alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı İdare tarafından icra takibine konu edilen 01.10.2019 tarihli ve 10157 sayılı 10157 sıra numaralı Kaçak ve/veya Usulsüz Su Kullanın Tutanağı uyarınca müvekkili şirkete tahakkuk ettirilen toplam 67.998,72 TL hizmet ve kaçak atık su para cezası yönünden, müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 Esas ( Eski 2020/136 Esas) sayılı dosyası kapsamında menfi tespit davası ikame edildiğini, dosyanın halen derdest olduğunu ve bekletici mesele yapılmasını, kaçak olduğu iddia edilen sayacın bulunduğu hattın atıl ve kullanılmayan bir hat olup, müvekkili şirket oteli işletmeye başladığı tarihten bu yana söz konusu hattan otele su temin etmediğini, ayrıca davacı tarafça yapılan tahakkuk hesabının mevzuata aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacı İdare aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; menfi tespit davasında verilen kararın kesinleşmiş olduğu ve kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun 94.420,73 TL asıl alacak ve 67.858,34 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 162.279,07 TL yönünden itirazının iptaline, hükmolunan 162.279,07 TL'nin %20'si olan 32.455.82 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Mahkemenin davayı kısmen kabul ettiğini, gerekçe olarak da İzmir 4. Hukuk Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli kararını ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/80 23... /988 Karar numaralı ilamı ile Çevre Mühendisi bilirkişiden alınan raporun gösterildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararının bağlayıcı olmadığını, dava konusu olan olaya Abone Hizmetleri ve Tarife Yönetmeliğinin 111. maddesinin değil 38. maddenin uygulanması gerektiğini, dava konusu olayın kaçak olarak kanalizasyon sistemin kullanılmasıyla ilgili olduğunu ve bu durumun 38. maddede düzenlendiğini, bu durumun bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporla da ispatlandığını ancak Mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, açıklanan nedenlerle sonuç olarak 755.365,82 TL kaçak kullanım su bedeli taahhuk ettirilmesinin doğru olduğunu, tesis edilen iş ve işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; davacının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını, takip dosyası ile 755.365,82 TL atık su bedeline ilişkin alacak 575.468,46 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.330.834,28 TL alacak talep etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, fahiş miktarda atık su bedeli ve gecikme zammı tahsil etmeye çalıştığını, bu nedenle reddedilen miktar yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kaçak su tahakkukundan kaynaklı alacak için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, temyiz olunan Mahkeme kararındaki gerekçeye, kaçak tutanakları ve diğer deliller ile kaçak su kullanımının sabit olmasına, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporu ile kaçak tüketim tahakkukunun doğru şekilde hesaplanmasına ve bilirkişi raporundaki hesaplamaların mevcut yönetmelik maddelerine uygun şekilde yapılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesince; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını Mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Dava dosyasının incelenmesinde; alacağın miktarının tespit edilmesinin yargılamayı gerektirdiği, buna bağlı olarak alacağın likit olarak kabul edilemeyeceği ortadadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 numaralı bendi çıkartılarak yerine "3. Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine," bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.