Davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talebi ve istinaf sürecinde bölge adliye mahkemesince verilen red kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması sebebiyle 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan bu davada, davalı Hazine pasif husumet yokluğu, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağı ve tazminat sorumluluğunun bulunmadığı gibi itirazlarda bulunmuş; ilk derece mahkemesi davanın kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin davalı hazineden tahsiline ve tapu kaydının terkinine karar vermiş, Hazine vekilinin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiş ve karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/4382 E.  ,  2026/470 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/694 Esas, 2024/705 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/174 Esas, 2023/238 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ............ ili, ..., ........... Mahallesi 1 01... parsel sayılı taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın bu işlemi gerçekleştiren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne karşı açılarak, müvekkili Hazine hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tüm malikleri tarafından açılmadığından davanın ehliyet yokluğundan reddi gerektiğini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı çizgisi içinde kalan yerler özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden açılan tazminat davasının reddedilmesi gerektiğini, kadastro tespitinin hatalı yapılmasından kaynaklanan davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki sorumluluk kapsamına girmediğini, davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiye karşı ayıplı mal satışı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak davasını yöneltmesi gerektiğini, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, davacı adına olan tapu kaydının iptal edilerek kıyı vasfı ile terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah yoluyla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, dolayısıyla yapılan tüm işlemlerin kanunlar ve kesinleşen mahkeme kararları çerçevesinde yapıldığını, Hazinenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili Hazinenin kıyılar için tazminat ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince taşınmazların bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorulduğu, idarenin cevabi yazısı ile dava konusu taşınmazları kapsayan önceden oluşturulmuş ve kıyı kenar çizgisine ait karar ve dayanağı olan belgeler ile kroki ve haritasının gönderildiği, mahallinde teknik bilirkişiler ile harita mühendisi aracılığıyla usulüne uygun keşfin icrası sonucu idarenin gönderdiği krokinin de araziye uygulanması sureti ile ayrıca zemindeki sazlık kısımlar, ... Gölü'nün maksimum su kotu gibi unsurları da dikkate alınarak gözlem çukurları açılmak ve haritada işaretlenmek suretiyle kıyı kenar çizgisinin belirlendiği, bilirkişi heyetince taşınmazın kıyı kenar kısmında kalan miktarlarının gösterildiğinin anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara o yörede mutat olarak ekilen münavebe ürünleri yonca ve biber verileri esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazların metrekare birim fiyatının 78,33 TL/m² olarak hesaplanmasında, hesaplamaya esas alınan ürünler ile kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak alınmasında, taşınmazların bilirkişi raporunda belirlenen özelliği, dosya kapsamı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sisteminden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmazların özelliği ve durumu dikkate alındığında %20 oranında objektif değer artışı uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca davanın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini ve müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın idari yargıda şerhi koyan idare olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılması gerektiğini, davacıya yapılan satışın gerçek bir satış olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini, gerçek bir satış işlemi olduğu anlaşılırsa asıl talebini zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca kendisine satış yapan kişiye yöneltmesi için davanın bu kişiye ihbar edilmesini, münavebeye yonca ürününün alınmasının gerçeklerle bağdaşmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu ... ili, ..., ...Mahallesi 1 01... parsel sayılı taşınmazın 07.04.2021 tarihli yüzölçümü ve cins değişikliği işlemi ile davacı adına tescil edildiği, taşınmazın tapu kaydına 15.04.2022 tarihinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerh verildiği, eldeki davanın 02.04.2022 tarihinde açıldığı, taşınmazın halen davacı üzerine kayıtlı olduğu ancak dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
3. Dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.