Onbirinci Hukuk Dairesi, piyasa fiyat artışları nedeniyle sabit fiyatlı beton satış sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan maddi tazminat talebinin kısmen kabulü.
Özet: Bir sabit fiyatlı beton satış sözleşmesinde, davalı şirketin ekonomik koşullar ve kur artışları nedeniyle tek taraflı ve haksız fesih yaptığı, davacının ise fesih tarihindeki piyasa fiyatları üzerinden alamadığı beton bedeli farkını talep ettiği davada, mahkeme, davalının peşin ödemesini aldığı sözleşmeyi feshetmesini haksız bularak, davacının fesih sonrası piyasadan temin etmek zorunda kaldığı beton miktarı için ödediği bedel ile sözleşme bedeli arasındaki 67.846 TLlik menfi zararın ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5207 E.  ,  2026/1953 K.
"İçtihat Metni"

HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 13.11.2017 tarihli sabit fiyatlı beton satış sözleşmesinin imzalandığını ancak davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalı tarafın fesih tarihindeki piyasa fiyatlarını dikkate almadan sözleşmedeki birim fiyata göre (129,00 TL) para iadesi (358.449,57 TL) yaptığını, feshin haksız olduğunu ve davalıya bu konuda ihtarnameler gönderildiğini ileri sürerek teslim edilmeyen beton fark bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 22.10.2022 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 505.132,65 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında 13.11.2017 tarihinde 20.000 m³ satış sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, söz konusu feshin yasal ve haklı olduğunu, ekonomik koşular sebebiyle oluşan kur artışları neticesinde anlaşmaya varılan nitelikteki beton m³ fiyatlarında %100'den fazla artış meydana geldiğini, sözleşmeye bu şekilde devam etmelerinin müvekkilinin zararına sebebiyet vereceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 13.11.2017 tarihli sözleşme ile C25 sınıfı betonun birim fiyatının 129,00 TL olması üzerinde anlaştıkları, davacının sözleşmeye konu beton bedellerini feshin çok öncesinde 20 17... yılı içinde kısmen nakit ve çoğunlukla çek olarak davalıya tamamen ödediği, piyasa koşullarında fiyat artışlarının olmasının beklenen bir durum olduğu, tarafların ticari alışverişlerinde basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiği, sözleşme tarihinden sonra beton bedellerinde normalin üstünde fiyat artışlarının olmasının ödemeyi peşin almış olan davalı açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 138. maddesi kapsamında haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği, bu sebeple davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshinde haksız olduğu, kaçırılan fırsat hesaplamasında fesih tarihinde davacının sözleşme gereği alacağı olan beton miktarı ve sözleşme ile kararlaştırılan birim bedeli ile fesihten sonra davacının bu miktarla sınırlı betonu üçüncü kişiden satın alması sebebiyle yaptığı ödeme arasındaki farkın esas alınması gerektiği, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle talep edebileceği gerçek zararın tespiti amacıyla, davacı vekiline sözleşmenin davalı tarafından feshi sonrasında ıslahla dava konusu yapılan 3063 m³ betonun fesih tarihinden dava tarihine kadar dava dışı firmalardan temin edilip edilmediği hususunda açıklama yapması ve buna ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını sunması amacıyla süre verildiği, davacı vekilinin sunduğu kayıtlar ve belgeler doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek raporlar alındığı, bilirkişi ek raporlarına göre davacının dava dışı firmalardan fesih tarihi ile dava tarihi arasında almış olduğu C25 sınıfı beton miktarının toplam 356 m³ olduğu, 266,94 TL ile 293,43 TL arasında değişen birim fiyatlarla toplam 113.770,00 TL ödeme yaptığı, davacı sözleşme kapsamında bu miktarda C25 sınıfı betonu davalıdan temin etmiş olsa idi ödemiş olacağı bedelin ise (356 m³x129 TL=) 45.924,00 TL olacağı, buna göre aradaki farkın yani davacının menfi zararının 67.846,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda 07.10.2021 tarihinde 8 m³ miktarda C16 sınıfı beton alımı da işlenmiş ve hesaba katılmış ise de dava dilekçesi kapsamından ve taraflar arasındaki ihtarname içeriklerinde ve ödeme/iade işlemlerinde 129,00 TL birim fiyatın esas alınmasından anlaşılacağı üzere davacının talebinin C25 sınıfı betona ilişkin olduğu, taleple bağlılık kuralı gereği C16 sınıfı 8 m³'lük beton alımının nazara alınmadığı, davalı tarafın sözleşmeyi 13.07.2021 tarihinde feshettiği, davanın ise 29.11.2021 tarihinde açıldığı, hükme konu edilen beton alımlarının da bu dönem arasında yapıldığı, dolayısıyla davacının tazminat talebinde zaman açısından dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı bir yön görülmediği, davacı taraf zarar miktarı hususunda dava öncesinde davalıyı temerrüde düşürmediğinden faiz başlangıcı olarak dava tarihinin esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 67.846,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; davalının, davacı şirketin hesabına 13.07.2021 tarihinde "13.11.2017 tarihli sözleşme iptali cari hesap kalan" açıklamasıyla 358.449,57 TL iade ettiği, davacının da bu bedeli kabulüyle sözleşmenin feshini kabul ettiği anlaşıldığından sözleşmenin ortadan kalktığı, artık müspet zararı isteyemeyeceğinden burada TBK'nın 213. maddesi uyarınca olumlu zararın hesaplanamayacağı, davacı tarafın iş bedelini 2.208.000,00 TL olarak ödediği, davalı satıcının 16.937 m³ betonu sözleşme kapsamında şantiyeye teslim ettiği, 3.063 m³ beton teslim borcunun bulunduğu, hazır beton sözleşmesinde teslim tarihi açıkça kararlaştırılmadığından davalının sözleşmeyi feshetmesi haksız olup, İlk Derece Mahkemesince davalının sözleşmeyi fesihte haklı olmadığının tespiti ile, iddia edilen zarar yönünden içtihatlara uygun bir inceleme ve hesaplama yapılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görüldüğü, talep edilen tazminatın niteliğine göre kalan betonun mahalli piyasa rayiçleri ile ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın zarar olarak belirlenmesi gerekeceğinden belirsiz alacak olarak talepte bulunulabileceği, Mahkemece her ne kadar kısmi dava olarak nitelendirilerek karar verilmiş ise de Dairece belirsiz alacak olarak kabul edilmesinin sonucu değiştirmeyeceğinden bu hususun eleştirmekle yetinildiği, Mahkemece davacı taraf zarar miktarı hususunda dava öncesinde davalıyı temerrüde düşürmediğinden faiz başlangıcı olarak dava tarihi esas alınmış ise de davacı tarafça Sakarya 4. Noterliği'nin 27.07.2021 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek "feshin haksız olduğu, daha önce herhangi bir önel verilmediği, sözleşmenin feshi nedeniyle bakiye beton alacağının ihtarın tebliği tarihi itibariyle KDV ve nakliye dahil güncel beton değerine göre hesaplanarak ve yapılan 358.449,57 TL ödeme düşülerek ödenmesi" ihtarında bulunulduğu, yapılan ihtarın içeriği itibariyle davalıyı temerrüde düşürdüğü, ihtarın davalıya tebliğ edildiği tarih olan 30.07.2021 tarihinin faiz başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 67.846,00 TL maddi tazminatın ihtarın tebliğ tarihi olan 30.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satım sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık, davacının peşin olarak bedelini ödediği ancak davalı tarafından teslim edilmeyen beton miktarının tamamına göre mi yoksa fesih tarihinden sonra dava tarihine kadar davacının dava dışı üçüncü firmalardan temin etmiş olduğu beton miktarına göre mi hesaplama yapılması gerektiği ve hesaplamada esas alınacak birim fiyatının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava, haksız fesih nedeniyle bedeli peşin ödenen ancak teslim edilmeyen mal nedeniyle bedel farkından dolayı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taşınır mal satımlarında akdin ifa edilmemesi halinde alıcının talep edebileceği tazminat miktarı, olaya uygulanacak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 213. maddesinde düzenlenmiştir. Gerçekten de TBK'nın 213/3 maddesi uyarınca, satıcının temerrüdü halinde, alıcı kendisine satılması taahhüt edilen malın borsada alınıp satılan bir mal olması veya piyasa fiyatı bulunan mallardan olması halinde, satım bedeli ile malın teslim tarihindeki piyasa fiyatı arasındaki farkı tazminat olarak istemesi mümkün olup, alıcının böyle bir tazminat talep edebilmek için, teslim alamadığı mal yerine piyasadan başka bir mal almak zorunda olması dahi gerekmez.
İlk Derece Mahkemesince davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshinde haksız olduğu kabul edilerek kaçırılan fırsat hesaplamasında fesih tarihinde davacının sözleşme gereği alacağı olan beton miktarı ve sözleşme ile kararlaştırılan birim bedeli ile fesihten sonra davacının bu miktarla sınırlı betonu üçüncü kişiden satın alması sebebiyle yaptığı ödeme arasındaki farkın esas alınması gerektiği gerekçesiyle davacının zararı hesaplanırken; davacının, dava dışı firmalardan fesih tarihi ile dava tarihi arasında almış olduğu beton bedeli ile aynı miktarda betonu davalıdan satın almış olsaydı ödeyeceği bedel arasındaki fark üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nce ise; davalının, davacı şirketin hesabına gönderdiği para iadesini davacının kabul etmesiyle sözleşmenin feshini kabul ettiği, sözleşmenin ortadan kalkmış olması nedeniyle artık müspet zararın istenemeyeceği ve TBK'nın 213. maddesi uyarınca olumlu zarar hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak somut olayda davacı, tamamının bedelini peşin ödemek suretiyle davalıdan 20.000 m³ beton satın almış, davalı ise bu betonu, davacının bildirimi üzerine inşaata peyderpey teslim etmeye başlamış, teslim devam ederken 3.063 m³ betonu teslim etmeden sözleşmeyi haksız olarak feshederek davacının peşin ödediği bedelden teslim edilmeyen betona isabet eden bedeli iade etmiş, davacı ise Sakarya 4. Noterliği'nin 27.07.2021 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile ihtirazi kayıt ileri sürerek iade edilen bedeli kabul ettikten sonra işbu davayı açmıştır.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken, bedeli peşin ödenen ancak teslim edilmeyen 3.063 m³ beton miktarına göre, davacının fesih tarihinden dava tarihine kadar dava dışı firmalardan aldığı beton miktarı yönünden gerçekte ödediği birim bedelle sınırlı olmak üzere teslim edilmeyen bakiye beton miktarı için ise dava tarihindeki rayiç bedel dikkate alınarak bedel farkının belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, fesih tarihinden dava tarihine kadar davacının oluşan ihtiyacı için dava dışı firmalardan temin ettiği 356 m³ beton miktarı dikkate alınarak hesaplanan tazminat üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.