Mısır alım satım ve depolama sözleşmesinden doğan, teslim edilmeyen mısırın aynen iadesi veya piyasa bedelinin ticari faiziyle tahsili davası.
Özet: Davacı şirket, davalıdan satın alıp bedelini ödediği ve davalının deposunda tutulduğunu iddia ettiği 2.801.460,00 kg mısırın teslim edilmediğini, bu durumun kendisine maddi ve manevi zarar verdiğini ileri sürerek mısırın aynen iadesini veya piyasa değeri üzerinden tazminatını talep etmiş; davalı ise satış sözleşmesi gereği toplam 7.028.600,00 kg mısırın faturalandırılarak davacıya teslim edildiğini, depo sözleşmesinin satıştan bağımsız olduğunu ve teslim edilmeyen mısır bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI : 2021/8 E., 2024/80 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019 yılında davalı ile mısır alım satımı ve depolanması konusunda ticari ilişki kurduğunu, müvekkilinin davalı taraftan 7.648.016,94 kg mısır satın aldığını, alınan mısırın bedelini davalı tarafa banka havalesi yolu ile ödediğini, taraflar arasında alım satım akdinin devamı olarak depo kiralama ilişkisi kurulduğunu, davalının sattığı malları bedeli karşılığında depolama konusunda da anlaşmaya vardıklarını, davalı tarafın alınan tüm malı depolarına koyduğunu müvekkiline bildirdiğini, davalı tarafın satışını yaptığı 7.648.016,94 kg mısır miktarı üzerinden depo kirası aldığını, müvekkili şirketin kayıtlarında davalı tarafın sattığı ve depoladığını beyan ettiği mısırların toplam tutarının 7.648.016,94 TL olduğunu, davalı tarafından satılan mısırların bedellerinin 7.647.738,08 TL olarak davalı tarafa ödendiğini, müvekkilinin depo kiralanmasından ve hizmetinden kaynaklı tüm borcunu davalı tarafa 198.218,00 TL olarak ödediğini, davalı tarafın sattığı ve depoladığını belirttiği 7.648.016,94 kg mısırın, bir miktarını farklı tarihlerde müvekkili şirkete teslim ettiğini, Nisan 2020'den itibaren müvekkilinin, 2.801.460,00 kg mısırı almak için defalarca davalı şirketin depolarına nakliye araçları gönderdiğini, fakat davalı tarafın söz konusu mısırı teslim etmediğini, müvekkilinin malların teslim alınmamasından kaynaklı maddi ve manevi zararları bulunduğunu, söz konusu ürünlerin dünya piyasası ile paralel fiyatlarda olduğunu, mısırın hemen alıp satılabilen bir ürün olduğunu, söz konusu ürünün bedelinin talep edildiği tarihteki rayiç fiyatları ve ticari faizi ile birlikte müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları ile maddi ve manevi tazminat talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin davalı taraftan alacağı olan 2.801.460,00 kg Tokat bölgesi mısırın aynen iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde söz konusu mısırın bedelinin piyasa fiyatları üzeriden 4.483.336,00 TL+ 44.833,40 TL KDV olmak üzere toplam; 4.528.169,40 TL'nin (dava açtıkları tarihte mısır kg piyasa fiyatı 1603 TL -1730 TL arasında değişmekte olup bu miktara + %1 KDV dahil olarak) ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu yapılan mısırın aynen iadesini talep etmesinin mümkün olmadığını, gönderilen paranın iadesi şeklinde talepte bulunması dışında başkaca bir şekilde talepte bulunamayacağını, tarafların kendi aralarında yaptıkları bağlantı sözleşmesi gereğince mısır alım satımı konusunda anlaştıklarını, davacı tarafça muhtelif tarihlerde mısır alım satım sözleşmesi nedeni ile müvekkiline toplamda 7.647.728,08 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin ise yapılan sözleşme gereğince buna ilişkin olarak muhtelif sayıda toplamda 7.028.600,00 kg miktarlı danelik mısır faturaları düzenlediğini, davacıya bu ürünlerin teslim edildiğini ve alım satım sözleşmesinde tarafların karşılıklı edimlerinin yerine getirildiğini, düzenlenen faturaların usulüne uygun bir şekilde davacıya tebliğ edildiğini, müvekkili tarafından kesilen faturalara davacı yanca herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadığı gibi yasal süre içerisinde de iade edilmediğini, davacı tarafın mal teslim edilmediği iddiasının kesinlikle soyut bir iddia olduğunu, müvekkili tarafından davacıya teslim edilen mısırların davacının stok kayıtlarında yer aldığını, taraflar arasındaki depo hizmet sözleşmesinin davacının iddia ettiğinin aksine taraflar arasında yapılan bağımsız bir depo hizmet sözleşmesi olduğunu, daha önceden taraflar arasında yapılan alım satım ilişkisi ile herhangi bir bağlantısı veya alakası bulunmadığını, satışı yapılan mısırların davalıya ait depoda tutulacağı, depoda bulunan mısırların davacının talep ettiği zaman teslim edileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında yapılan alım satım sözleşmesi ve depo kiralama sözleşmesi ayrı işlemler olması nedeniyle müvekkili tarafından ayrı carilerde tutulduğunu, davacının sanki tüm mallarının müvekkiline ait ve kira sözleşmesine konu edilen depoda olduğunu dayatmaya çalışmasının kabul edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre ödeme yaptığını davacı, malı teslim ettiğini ise davalının ispat etmesi gerektiği, somut olayda davaya konu mısır bedelinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalının anlaşma doğrultusunda taahhüt ettiği mısırları teslim edip etmediği noktasında toplandığı, dava konusu uyuşmazlığa ilişin alınan 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; davalı-satıcı firmanın davacı-alıcı firma adına düzenlendiği satış faturalarının 08.10.20 19... .11.2019 tarihleri arasında olduğu, mısırların saklandığı depoların kiralarının faturalarının ise 30.11.20 19... .04.2020 tarihleri arasında olduğu, davacının yaptığı ödemelerin 11.10.20 19... .04.2020 tarihleri arasında olduğu, davacı-alıcı firmanın depodan aldığı ve sevk ettiği mallara ait sevk irsaliyelerinin 22.11.20 19... .06.2020 tarihleri arasındaki zamanlarda gerçekleştiği, bu irsaliyelerden 22.11.2019 tarihli olan haricindeki irsaliyelerin 2020 yılı içinde tanzim edildiği, davalı-satıcı firmanın sattığı malları, alıcının kiraladığı depolara sevk etmesi halinde, sevk irsaliyelerinin düzenlenmesi gerektiği ancak sadece kağıt ortamında satış faturası düzenlediği, ayrıca düzenlemesi gereken sevk irsaliyelerinin düzenlenmediği, oysa ticari hayatta alım-satıma konu malların teslim edildiğinin ancak malı teslim alan tarafından imzalanmış sevk irsaliyeleri, irsaliyeli faturalar veya alıcı ya da alıcı adına hareket edenler tarafından imzalanmış mal teslim tutanakları ile ispatlanması gerektiği, taraflar arasındaki alım-satıma konu malların binlerce ton olduğu, bu miktarda malın teslim-tesellümünü teyit eden belge olmadan malın teslim edildiğinin kabul edilemeyeceği, davacı tarafın davalı ile depo kira sözleşmesi yaptığını beyan ettiği ve buna ilişkin belge ibraz ettiği, tanık olarak dinlenen davalı çalışanı ...'ın da beyanında depo sözleşmesini kabul ettiği, davacı firmanın mısırları depodan aldığını beyan ettiği, bu haliyle tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde malı teslim yükü davalıda olmasına rağmen malı teslim ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava ve sözleşmeye konu olan 2.801.460 kg Tokat bölgesi mısırının davalı tarafından davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde infaz aşamasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 24. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, ticari satımdan kaynaklı malın teslimi, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.