Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği mahkumiyetinde, suçun unsurlarının teşdit sebebi kabul edilerek temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasını kanuna aykırı bularak hükmü bozdu.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararını ve istinaf başvurusunun reddini incelemiş; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygunluğu, delillerin hukuka uygun elde edilmesi, iddia ve savunmaların yeterli tartışılması ve eylemlerin suç tipine uygun nitelendirilmesi yönünden bir aykırılık görmeyerek esas yönünden hükmü uygun bulmuştur; ancak Anayasanın 138/1. maddesi ile Türk Ceza Kanununun 3/1, 61/1 ve 61/3. maddelerinde öngörülen cezanın bireyselleştirilmesi ve temel cezanın belirlenmesi ölçütlerine aykırı olarak, suçun unsurlarının teşdit sebebi sayılarak alt sınırdan uzaklaşılmasını hatalı bulduğundan, hükmün yalnızca cezanın belirlenmesi yönünden bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine oy birliğiyle karar vermiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/11366 E.  ,  2026/5798 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/... E., 2022/235 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca ... 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.