Mahkeme kararlarının bozulması sonucu hukuki dayanağı kalmayan fazla ödenen tazminatların istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, Danıştay kararıyla tazminat miktarının azaltılması sonucu daha önce yapılan fazla ödemelerin iadesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı talebini konu edinmektedir; ilk derece mahkemesi takibe konu ilamın kesinleşmediği gerekçesiyle davayı reddederken, Bölge Adliye Mahkemesi, harici ödemelerin dayanağı olan ilk idare mahkemesi kararının bozulmasıyla hukuki dayanağının kalmadığını belirterek, sebepsiz zenginleşme hükümlerince davacının taleplerini haklı bulup davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1903 E., 2025/2046 K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalı tarafından ... Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen doğum esnasında hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talepli olarak Bakanlıkları aleyhine açılan davada Danıştayın bozma kararlarına uyularak netice itibariyle dava kabul ile sonuçlandığından yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yeniden hesaplanmasına karar verildiğini, ilk kararlara istinaden ödemiş oldukları tutarların fazlaya ilişkin kısımlarının istirdadı gerektiğini, 16.05.2019 tarihinde Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2019/17284 E. sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili; icra takibine konu İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 2018/491 E., 2018/2449 K. sayılı kararının henüz kesinleşmediğini, yerleşik Yargıtay kararlarına göre, bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulup da aleyhine icra yapılmış olan kimsenin o kadar borcu olmadığının kesinleşen hükümle sabit oluncaya kadar talep edilemeyeceğini, davanın Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 20.10.2005 tarihinde açıldığını ve bugüne kadar geldiğini, mevcut birçok karar olduğunu, ödemenin davacı tarafından bir talepte bulunmadan yapıldığını, istirdat davalarında kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararıyla; somut olayda, takip şekli ilamsız olup 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 40. maddesinin uygulanmasının söz konusu olmadığı, İİK'nın 361. maddesine göre ise Kurum tarafından başlatılan takip olmadığından icra dairesince fazla tahsil edilen bir para söz konusu olmadığı gibi davacı Kurum tarafından yanlışlıkla ödenmiş bir tediye bulunmadığı, davacı Kurumun değişen mahkeme ilamları gereğince haricen fazla para ödediğini beyan ederek takip tarihi itibariyle alacağın olduğunu iddia ettiği, ancak takibe konu ilamsız alacağın, kesinleşmemiş mahkeme ilamına dayandığı, davalı tarafın takip tarihi itibariyle davacı Kurum nezdinde herhangi bir borcunun bulunmadığı, takibe konu itirazın iptali taleplerinin ancak takip tarihi itibariyle bir borç söz konusu ise değerlendirilebileceği ve takip tarihi itibariyle kesinleşmiş bir alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararıyla; davacı tarafça davalıya harici olarak yapılan ödemenin dayanağı ilk İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonrası bozulması ile tazminat miktarları azaltılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu ve önceki mahkeme kararının bu nedenle artık ortadan kalktığı gözetilerek, bu Mahkeme kararına istinaden karar kesinleşmeden yapılan harici ödemelerin hukuki dayanağının kalmadığı anlaşıldığından, davacının davalıya yaptığı ödemelerin iade edilmesi gerektiği, ayrıca takipte asıl alacağın davalıya faiz ve vekalet ücretiyle ödendiği belirtilerek iadesinin istenildiği, sebepsiz zenginleşmede geri verme borcu, zenginleşmenin geçersiz bir nedene dayanması durumunda hemen; geleceğe yönelik bir neden bulunuyorsa onun oluşmadığı an; var olan bir neden bulunuyorsa da onun ortadan kalktığı zaman doğmuş olacağı, edim yerine getirildiği sırada geçerli bir hukuksal nedenin bulunmasına karşın sonradan bu neden ortadan kalkmış olursa, bu durumda sebepsiz zenginleşmenin nedenin ortadan kalktığı an meydana geleceği, bu nedenle Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki belirlenen ödeme tutarları bazında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, takipteki asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 301.021,92 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairemizin 27.05.2025 tarihli ilamıyla; dava konusu ilamsız takibin 16.05.2019 tarihinde başlatıldığı, davanın ise 30.03.2020 tarihinde açıldığı, davaya dayanak İdare Mahkemesi kararının 01.10.2024 tarihinde kesinleştiği, takip ve dava tarihi itibariyle henüz davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava tarihinde davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediği belirlendiğinden, davacının davasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; ödemelerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığını, idari yargıda kararın kesinleşmesi şartının bulunmadığını, mevzuat gereği yasal süre içerisinde ödeme yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.