Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış markanın iltibası, kötü niyet ve basiretli tacir ilkesine aykırılık iddialarıyla açılan marka tescilinin iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı, piyasada tanınmış ve lider konumdaki kendi markasının ana unsurlarına tek bir harf eklenerek oluşturulan davalı markasının, görsel ve işitsel benzerliği nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunu, tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacağını ve kötü niyetle tescil edildiğini iddia ederek, davalı markasına yönelik itirazının reddine dair kararın iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmektedir. Davalı ise kararların ve işlemlerin yasalara uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/308 Esas - 2025/260

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/308
KARAR NO : 2025/260
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 16/07/2024
KARAR TARİHİ : 02/07/2025 Yazıldığı Tarih: 12/07/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkil şirketin, fikri ve sınai hakların korunması ve ülkemize değer kazandırması konusunda son derece duyarlı bir firma olup, ... nezdinde müvekkili şirketin tanınmış markaları dışında 46 adet tescilli markası bulunduğunu, tüm bunların müvekkilin 3. Kişilerin sınai haklarına saygı göstermenin yanı sıra, kendi sınai haklarını korumak adına azami ölçüde çaba gösterdiğini gözler önüne serdiğini, müvekkili şirketin, ... Şirketi’nin bünyesinde bir iştiraki olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ait ilk defa 1989 yılında tescil başvurusu yapıldığını ve tescile hak kazanarak üretimine ve piyasaya sunulmasına başlanmış olan ... esas unsurlu markaların, kısa sürede piyasada adını lider konuma çıkardığını ve satış rekorları kırdığını, müvekkilin kendisine ait ... ibareli alan adında ... ibareli ürünlerini piyasaya sunduğunu ve tanıtımlarını yaptığını, müvekkil şirketin “...” ibareli ürünlerini tanıtan reklam filmi bulunmakta olup tüketicilere yakın bağ kuran müvekkil şirketin reklam ve tanıtım faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilin yoğun kullanımı neticesinde markaların tanınmış hale geldiğini, ... esas unsurlu markanın tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu ve söz konusu markaların tanınmış markalar olduğunu, davalının dava konusu markasının “...” ibaresinden ibaret olup, müvekkilin “... unsurlu markasının başına “H” harfinin eklenmesi ile oluşturulduğunu, yapılan değişiklik markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliği yeterli seviyede azaltmadığını, davalı şirket markasını oluştururken, dava konusu markasını müvekkil markasından görsel, işitsel veya anlamsal açıdan ayırt etme amacıyla değil, ... nezdindeki re’sen inceleme aşamasının geçilmesi/ markanın bir şekilde tescil edilmesi amacıyla yaptığını, davalının yapmış olduğu bu küçük değişikliğin iki marka arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği ortadan kaldıramadığını, davalının marka başvurusunun özellikle düz yazı olması sebebiyle markalar arasında herhangi bir fark olmadığını, davaya konu markanın ise ... ibaresinden oluşması; tüketiciler nezdinde davalının markasının doğrudan müvekkilin bir markasıymış gibi algılanmasına sebebiyet vereceğini, davalı markasının müvekkil markalarının tescilli olduğu mal sınıflarının yanında başkaca ürün sınıflarında tescil edilmiş olması bu markaların kapsadıkları sınıfların benzer olmadığı anlamına gelmediğini, müvekkil markalarının tescilli olduğu sınıflar davalı markasının başvurduğu sınıfları kapsadığını, davalı yan tüketici nezdinde tanınmış ve bilinen gıda sektöründeki markalar ile işitsel olarak benzerlik teşkil eden seri marka başvurularında bulunduğunu, davalı yanın tüketici nezdinde tanınmış markalara benzerlik teşkil edecek şekilde gerçekleştirdiği marka başvurularının kötü niyetle olduğu, bu markaların sahibi olan şirketleri zor duruma düşürmek saiki ile hareket ettiğini, davaya konu marka tescili TTK madde 18/2 uyarınca basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği gibi TMK m. 2 uyarınca iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil ettiğini, davalının, müvekkilin tanınmış markasına iltibas derecesinde benzer ... markasını seçerek ve müvekkil markalarının tescili kapsamında yer alan ürünler ile aynı ve benzer ürünler için tescil talep etmesinin tesadüfi olmadığını, dava konusu marka tescilinin, müvekkilin tanınmış ... markasının tanınmışlığına zarar vereceği, işbu markaların kullanılması sonucu her iki tarafin gida sektöründe yer almasi nedeniyle davalının haksız kazanç elde edeceği ve bu sebeple de davaya konu ... kararının iptal edilmesi gerektiğini ifade ederek davaya konu ... sayılı “... “ibareli markanın reddi talepli müvekkil itirazının reddine dair ... ’nun 01.06.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davalıya ait dava konusu ... sayılı “...” ibareli markanın tescili halinde, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, dava masrafları ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık,SMK 6/9 Maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı yönündeki iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... Sayılı ... Kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 04/06/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/07/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği, başvuruda yer alan "..." ibaresinin bütün algılandığı, "..." ibaresinin ayrışmadığı kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Tanınmışlık iddiası yeterli delil ile desteklenmediğinden yerinde bulunmamıştır.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır" şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası
... ...
Bilirkişi raporunda ÖZETLE: "Dava konusu marka başvurusu ile davaya mesnet davacı markası arasında, “Sınıf 29: Yenilebilir bitkisel yağlar” emtiaların birebir aynı /veya benzer olduğu, diğer emtialar arasında benzerlik koşulunun oluşmadığı, Taraf markalarının ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
Davacı markasının tanınmışlığının ıspatlanamadığı,
Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
Dava konusu edilen ... kararının “Sınıf 29: Yenilebilir bitkisel yağlar” emtiaları bakımından kısmi uyumsuz olduğu "şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden bilirkişi heyet raporunda sayfa 6 daki karşılaştırma tablosunda ... sayılı markanın kapsamında yer alan 29. Sınıftaki "yenilebilir bitkisel yağlar" yönünden emtia benzerliği de oluştuğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi "..." ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, bu mallar açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği;
Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;
Diğer yönden ise ;
Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 29. Sınıftaki "yenilebilir bitkisel yağlar" emtiası yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına,
3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı Kuruma verilmesine,
6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı; 11.000 TL bilirkişi ücreti, 920,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.347,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 6.173,80 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 02/07/2025
Katip ....
E-imza
Hakim ....
E-imza