Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari şirket genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti davasında yönetim kurulu üyelerinin ehliyeti, toplantı yeter sayısı ve pay devri usulsüzlüklerini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı hissedar, şirketin 12/12/2013 ve 10/04/2014 tarihli genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti istemiyle dava açarak; ilk genel kurulun, demans hastası yönetim kurulu üyesinin ehliyetsizliği nedeniyle yetkisiz bir yönetim kurulunca usulsüz çağrıldığını, toplantı yeter sayısının sağlanmadığını, hazirun listesinin ve pay devirlerinin sahte olduğunu; ikinci genel kurulun ise ilanda iki farklı tarih belirtilmesi, eksik çağrı süresi ve davet eksikliği gibi usul hatalarıyla malul olduğunu ileri sürerek, her iki genel kurulun da ticari mevzuata aykırı, batıl ve yok hükmünde olduğunu iddia etmiştir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... HUKUK DAİRESİDOSYA NO :.KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ.NUMARASI :.DAVACI : ... - ... - ...VEKİLİ : Av. ... -.DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararlarının Yokluğu İstemli (Ticari Şirket)DAVA TARİHİ : .KARAR TARİHİ :.KARAR YAZIM TARİHİ :.Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2021 tarih, ....sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin fason tekstil boya işi ile iştigal ettiğini, sermayesinin 5.000.000,00 TL olduğunu, 17/06/2011 tarihli genel kurul tutanağına göre şirketin 4.991.694,67 TL'lik 149.169.467 payının (96 99,5) sahibinin Ahmet Kuruoğlu olup, genel kurulda ...., eşi ... ve oğlu ...'nun 3 yıllığına (16/06/2014 tarihine kadar) yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, temsil ve ilzam yetkisinin ....u'na ait olduğunu, ....nun 30/03/2014 tarihinde vefatına kadar alzeimera bağlı demans hastası olduğunu, TMK 14. madde gereğince ayırt etme gücünü yitirdiğini, TTK madde 359/3 gereğince yöneticilerin tam ehliyetli olması gerektiğini, TTK madde 363/2 gereğince yönetim kurulu üyeliğinin kendiliğinden düştüğünü, müvekkilinin, dedesinin cenaze töreni sırasında davalı şirketin 12/12/2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, hatta bu toplantıdan sonra da 03/04/2014-10/04/2014 tarihlerinde genel kurul toplantısı yapıldığını, bu belgelere Nisan 2014'te ulaştığını, şirket ana sözleşmesinin 3 kişilik yönetim kurulu tarafından idare edilmesi gerektiğini, şirketin 20/11/2013 tarihli iki kişilik yönetim kurulu kararı ile yaptığı genel kurul çağrısının TTK'ya aykırı olduğunu, zira ...'nun demans hastası olması sebebiyle üyeliğin kendiliğinden düştüğünü, 20/11/2013 tarihli yönetim kurulu kararının TTK madde 391. gereğince batıl olduğunu bu sebeple yetkisiz organ tarafından belirlenen gündeme dayalı 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısının da yoklukla malul olduğunu, 12/12/2013 tarihli genel kurul için yönetim kurulu tarafından belirlenen yönetim kurulu seçimi maddesinin de hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulunun görevinin aslında 16/06/2014 tarihinde sona erdiğini, 12/12/2013 tarihli toplantıya Ahmet Kuruoğlu, ... ve ....nun davet edilmediğini, hazirun listesinin sahte olduğunu, şirketin pay itibari değerlerinin hazirun listesinde doğru gösterilmediğini, payların edinme şeklinin hazirun listesinde gösterilmediğini, Ahmet Kuruoğlu 'nun paylarının ...'na devrine dair işlemin sahte olduğunu, 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısının TTK madde 418'de belirtilen asgari toplantı yeter sayısına uygun olmadığını, sadece 6.356,12 TL'lik payın toplantıda hazır gösterildiğini, oysa toplantı nisabının 1.250.000 TL olduğunu, finansal hesapların gerçeği yansıtmadığını, ...tarafından verilen dilekçede Ahmet Kuruoğlu'nun Kasım 2013 öncesinde şirketin 2.764.286,27 TL'lik kayıt dışı satış yaptığını ikrar ettiğine göre şirketin 2011 ve 2012 yılları için ibra edilmesinin doğru olmadığını, ibranın hukuka aykırı olduğunu, ticaret siciline geçici tescil edilen bu genel kurulun 05/06/2014 tarihinde Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 40. maddesine istinaden resen sildiğini, 12/12/2013 tarihli genel kurul sonrasına yapılan 12/12/2013 tarih 2013-2 sayılı karar ile bu kez imza yetkisinin tek başına ...na verildiğini, bu kişi tarafından ticari işlemler gerçekleştirildiğini, 12/12/2013 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğunun tespitini talep ettiklerini, 12/12/2013 tarihli genel kurulu baştan itibaren geçersiz olduğunu bilen diğer paydaşların yaptıkları usulsüz işlemlerin ortaya çıkmasına engel olmak için bu kez 20/03/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile yeniden genel kurulun toplanmasına karar verdiklerini, 26 Mart 2014 tarih ve 8536 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen genel kurul günü ile ilan tarihi arasında TTK Mad. 414'e göre olması gereken iki haftalık sürenin olmadığını, ayrıca toplantı için ilanda iki ayrı tarih verildiğini (03/04/2014-10/04/2014) müvekkilinin bu genel kurula da davet edilmediğini, bu genel kurul gündeminin 12/12/2013 tarihli genel kurul gündem maddeleri ile birebir aynı olduğunu, hazır bulunanlar listesindeki pay oranlarının doğru olmadığını, pay devir işlemlerinin iptali istemli davanın Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, payın itibari değerinin hatalı gösterildiğini belirterek 12/12/2013 tarihli ve 10/04/2014 tarihli genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; açılan davayı kabul etmediklerini,12/12/2013 tarihli genel kurul kararlarının Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 19/12/2013 tarihinde geçici olarak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin.... sayfa numaralı sayfalarında geçici olarak tescil edildiğini, ancak Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 40.maddesine istinaden 3 ay içerisinde mahkemeye başvurulması veya aralarında anlaştıklarına dair bir beyanda bulunmadıklarından dolayı 05/06/2014 tarihinde re'sen silindiğini, bu sebeple 12/12/2013 tarihli genel kurulun ortadan kalktığını, dolayısıyla da 12/12/2013 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna dair tespit isteminde hukuki yarar olmadığını, 12/12/2013 tarihli genel kurul ile ilgili eksikliklerin giderilememesi sebebiyle, aynı gündem maddeleri ile bu kez 10/04/2014 tarihli genel kurulun yapıldığını, genel kurul toplantısını davacının da katıldığını ve olumlu oy kullandığını, Sicil Müdürünün TTK madde 32 gereğince tescil edilecek hususların kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırı olup olmadığını incelediğini, herhangi bir eksiklik görmediğini, bu nedenle de 10/04/2014 tarihli genel kurul kararlarını tescil ve ilan ettiğini, genel kurula davet ile ilgili kuralların nisbi emredici kurallar olduğunu, bu sebeple bunun ancak iptal davasına konu yapılabileceğini, kararların yoklukla malul olmasını gerektirmediğini, kaldı ki toplantının tüm payları temsil eden 4100 nisapla yapıldığını ve kimsenin de itiraz etmediğini, 12/12/2013 tarihli genel kurul kararı gereğince şirketin yeni yönetim kurulunun seçildiğini ve göreve başladığını, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul tarafından her zaman görevden alınarak yerine yenisinin seçilebileceğini, davacının yönetim kurulu üye sayısının 12/12/2013 tarihli genel kurul kararları gereğince 4 kişiye yükseldiği iddiasının doğru olmadığını, davacının 10/04/2014 tarihli genel kurula katıldığını, 10/04/2014 tarihli genel kurul ile 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısındaki gündem maddelerinin aynı olduğunu, şirketin pay miktarları ve hisse devirlerine ilişkin isnatların doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamı deliller, alınan bilirkişi raporu uyarınca; davanın, davalı şirketin 12/12/2013 tarihli ve 10/04/2014 tarihli genel kurullarının ve bu toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olması nedeniyle iptaline yönelik olduğu, 12/12/2013 tarihli genel kurul kararı yönünden; TTK 422/2 maddesi uyarınca genel kurul kararlarının ticaret siciline derhal bildirilip tescil edilmesi gerekmektedir. İptali talep edilen 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantı tutanağı Ticaret Siciline geçici olarak tescil edilmiş ise de; 05/06/2014 tarihinde sicilden silinmiştir. Genel Kurul kararlarının Ticaret Sicilinde tescili zorunludur. Sicile tescil edilmeyen genel kurul kararının hukuk aleminde geçerliliği, sonuç doğuran bir etkisi bulunmamaktadır. Geçici tescilin sicilden terkini tarihinden dava tarihine kadar 2 yılı aşkın bir süre geçtiği halde tescilinin talep edilmemesi nedeniyle artık TTK 422/2 maddesi uyarınca bu kararın tescili mümkün değildir. Ayrıca davalı şirket aynı gündemle ve hissederlardan ...'nun müteveffa şirket yöneticisi Ahmet Kuruoğlu'ndan aldığı hisseyi miras payları oranında mirasçılarına dağıttıktan sonra 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısını yaparak 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısının hükümsüz olduğunu zımni olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla tescili mümkün olmadığı için hiçbir hukuki sonuç doğuramayacak bir genel kurul kararının iptalinde davacının hukuki yararı olmadığından bu konudaki talebin reddine karar verildiği, İptali istenen 10/04/2014 tarihli genel kurul yönünden ise; Karar tarihinde yürürlükte olan TTK gereğince 3 kişilik yönetim kurulunun 2 kişi ile toplanarak 2 kişi ile karar alabileceği ve 10/04/2014 tarihinde şirketin genel kurul toplantısı yapılacağına dair yönetim kurulunun 2 kişi ile alınan kararın bu sebeple geçerli ve yasaya uygun olduğu, genel kurul ilanının toplantı tarihinden en az iki hafta önce ilan ve tescil edilmesi gerektiği halde bu yasal sürelere riayet edilmediği anlaşılmış ise de, davacının toplantıya bizzat katılması nedeniyle bu usulsuzlük iptal nedeni sayılmadığını,Toplantı Daveti yönünden ise; davet gereklerine aykırılığın ortağa iptal davası açma hakkı verdiğini ancak davet merasimine aykırılığın alınan kararların iptaline tek başına neden oluşturmayacağı, sadece pay sahiplerine TTK'nun 381. maddesinde belirtilen kolaylıklı şekilde iptal davası açma hakkı vereceği, söz konusu genel kurul kararlarının iptaline hükmedilebilmesi için bunların ayrıca kanuna, ana sözleşmeye veya afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduklarının iddia ve ispat edilmesi gerektiği, iptali istenen kararlarda bu aykırılıklara rastlanılmadığından davacının davete aykırılık nedeniyle iptal istemi yerinde görülmediği, Hissedarlardan ...'nun müteveffa Ahmet Kuruoğlu'dan devraldığı hisseleri, davacıya ve diğer ortaklara payları oranında devrettiği için iptali istenen genel kurul toplantısına tüm ortakların hisseleri oranında katıldığı, 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısının toplantı asgari yeter sayısına uygun olduğu, davacının 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısına katılmasına rağmen, gündem maddelerine davacının olumsuz oy kullandığına ve bu durumu muhalefet şerhi ile toplantı tutanağına dercettiğine dair toplantı tutanağında herhangi bir kayıt bulunmadığı (TTK 446/1-a maddesi uyarınca karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten iptal davası açabilir), 10/04/2014 tarihli toplantıya iştirak eden davacının toplantının yoklukla malul olduğunun tespiti istemiyle dava açtığı, 10/04/2014 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı, 10/04/2014 tarihli genel kurul kararlarının iptali isteminin ise gerek 3 aylık hak düşürücü süre yönünden gerekse de olumsuz oy kullanma ve muhalefet şerhi beyan etme (TTK 446/1-a) kriterleri yönünden hukuka uygun olmadığı, vergi affından yararlanmak için yapıldığı anlaşılan matrah arttırım işlemleri sebebiyle genel kurula sunulan faaliyet raporlarının sahte ve gerçek dışı olduğu savının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, ibra oylamasına yönetim kurulu üyelerinin katılmadığının genel kurul tutanaklarına yazıldığı ancak, yönetim kurulu üyelerinin yasal düzenleme gereğince iş bu oylamaya katılamayacağı, yönetim kurulu haricinde oy hakkı bulunan tek üyenin ise davacı olduğu, ancak davacının ibra oylamasında hangi yönde oy kullandığı hususunun anlaşılamadığı, kaldı ki bu durumun ancak genel kurulun ilgili maddesinin iptalini gerektireceği bunun da 3 aylık yasal süre içerisinde dava konusu yapılmadığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davaya ilişkin olguları tekrarla 12/12/2013 tarihli genel kurul kararının yokluğun tespitine yönelik istemde bulunulduğunu, sicil müdürlüğünün geçici tescil ve resen terkin işlemlerini yaptığı dönemde genel kurul kararlarına meşruiyet tanındığını, yokluk kararının bu durumu ortadan kaldıracağını, bu sebeple hukuki yararlarının bulunduğunu, mahkemenin yokluk istemini iptal olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 10/04/2014 tarihli genel kurul kararları içinde yokluk isteminde bulunduklarını ancak mahkemenin iptal değerlendirmesi yaptığını, yönetim kurulunun çağrı kararına yönelik butlan istemli dava neticesinin beklenilmesi gerektiğini, Ahmet Kuruoğlu'nun Pakize'ye hisse devri yapmadığını, pay defterine yapılan kaydın sonuç doğurmayacağını, bu devrin olmadığını şirket YMM raporunda da yer aldığını, bu sebeple mahkemenin bu yönlü ve Pakize'nin payları devrine dair kabulünün hatalı olduğunu, ibra finansal tablolara ilişkin kararların geçersiz olduğunu, şirket hisselerin beher değerinin hatalı gösterildiğini, murisin vefat tarihinde hisse miktarını koruduğunu, hisselerin miras hükümlerine göre intikali gerektiğini, müvekkiline ... tarafından devrin hisse devir sözleşmesiyle yapıldığını, müvekkili tarafından açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; her iki genel kurul gündemlerinin aynı olduğunu 10/04/2014 tarihli genel kurulda alınan kararlarla 12/12/2013 tarihli genel kurulu iptal edildiğini, dolayısıyla 12/12/2013 tarihli genel kurul kararının yokluğunu talep etmekte davacının hukuki yararının bulunmadığını, 10/04/2014 tarihli genel kurul kararına yönelik mahkeme gerekçesine de aynen katıldıklarını belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 12/12/2013 tarihli ve 10/04/2014 tarihli genel kurullarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısının iptali için açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısının iptali için açılan davanın esastan reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Somut olayda; davaya konu genel kurul toplantı gündemlerinin aynı maddelerden oluştuğu, 12/12/2013 tarihli genel kurul toplantısında davacının bulunmadığı alınan kararlarının ticaret siciline geçici tescil işleminin yapıldığı akabinde 05/06/2024 tarihli kararla tescil işleminin resen terkin edildiği, 10/04/2014 tarihli genel kurul toplantısına ise davacının iştirak ettiği, kararların oy çokluğuyla alındığı davacı dahil toplantıya katılanların muhalefet şerhinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından genel kurul kararlarının yokluk yaptırımına tabi tutulmasına yönelik hukuki sebep olarak; yönetim kurulu üyelerinden ....'nun ayırtım gücün kaybetmesi sebebiyle üyeliğin boşaldığı ve iki kişilik yönetim kurulu kararının ana sözleşmeye aykırı olması sebebiyle bu karara istinaden yapılan genel kurulun yoklukla malul olduğunu, genel kurula çağrının yapılmadığını, hazirun listesinde payların edinim şeklinin gösterilmediğini, gerçeğe aykırı olduğunu, Ahmet Kuruoğlu paylarının devrine dair işlemin sahte olduğunu, toplantı nisabının sağlanmadığını, ibra ve finansal tablolara ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Karar sayılı dosyası üzerinden yönetim kurulu başkanının fiil ehliyetinin olmaması nedeniyle alınan yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine yönelik davada Muris ....'nun 15/05/2013 tarihinden öncesinde ve 12/12/2013 tarihine kadarki süreç içerisinde fiil ehliyetine haiz olduğuna dair değerlendirme sonucu verilen davanın reddine yönelik kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6115 Esas, 2025/1181 Karar sayılı ilamı neticesinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu itibarla;10/04/2014 tarihli genel kararlarına yönelik yapılan inceleme de; Davacı tarafından ileri sürülen sebeplere istinaden genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna karar verilmesi talep edilmiş ise de; davacının usulsüz çağrı olduğunu ileri sürdüğü genel kurula iştirak ederek oy kullandığı, alınan kararların yokluk veya butlan yaptırımını gerektirir hukuka aykırılık içermediği dolayısıyla bu genel kurula yönelik istemin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 12/12/2013 tarihli genel kurul yönünden yapılan inceleme de ise; Davacı tarafından genel kurul toplantısına yönelik ileri sürdüğü bir kısım sebepler yanında hazirun listesinin gerçek pay durumunu göstermediği, Ahmet Kuruoğlu paylarının ... tarafından ediniminin usulsüz olduğunu dolayısıyla toplantı nisabının sağlanmadığını ileri sürülmüştür. Bu kapsamda, davaya konu genel kurul toplantısı öncesinde ....'nun davalı şirkette %99,84 oranında pay sahibi olduğu, bu payların ... adına pay defterine işlendiği, toplantı öncesi oluşturulan hazirun listesinde Ahmet Kuruoğlu paylarının ... adına gösterildiği, öte yandan davacı tarafından pay defterindeki bu kaydın terkinine yönelik Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esası üzerinde görülen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın istinaf ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/6577 Esas, 2024/7483 Karar sayılı ilamıyla temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği, genel kurul kararın 19/12/2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne geçici tescil edildiği akabinde ise 3 ay içerisinde ilgilerin mahkemeye başvurdukları veya aralarında anlaştıklarına dair bir beyanda bulunmadıklarından geçici tescilin 05/06/2014 tarihinde resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK 417/2 maddesinde, genel kurula katılabileceklerin yönetim kurulu tarafından pay defteri kayıtlarına göre düzenleneceği, TTK 415. maddesinde ise; listede adı bulunanların genel kurula katılabileceği hükümleri yer almaktadır. Bu nedenle toplantı nisabının pay defterine göre oluşturulan hazır bulananlar listesine uygun olduğu toplantı nisabının oluştuğu değerlendirilmiştir.Öte yandan, davacının ve toplantıya katılan ortakların pay durumu itibariyle çağrı usulsüzlüğünün, yönetim kurulu seçim kararı, ibra, finansal tablolara yönelik alınan kararların toplantı ve karar nisabı yönünden yokluk veya butlan yaptırımına tabi tutulmasını gerektirir hukuka aykırılık da taşımamaktadır. Davaya konu genel kurul kararı geçici tescil işlemine tabi tutulmuş olup, sonrasında sicilden terkin edilmesi veyahut tescil olanağının ortadan kalkması hali davacının genel kurul kararının yokluğu istemine yönelik dava açmasında hukuki yararını ortadan kaldırmadığı, davacının 12/12/2013 tarihli genel kurul kararının yokluğu isteminde hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Açıklanan bu nedenler karşısında davaya konu genel kurul kararlarına yönelik davacı tarafından yokluk nedenli dava açıldığından mahkemece değerlendirmenin bu yaptırım türüne göre yapılması ve 12/12/2013 tarihli genel kurul kararın yokluğu istemi yönünden de davacının hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak açıklandığı şekilde her iki genel kurul kararına yönelik yokluk nedenli davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken gerekçede yapılan hata ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve dairemizce davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle KABULÜNE,2-Bursa... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2021 tarih, ... sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereği KALDIRILMASINA, dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına;Buna göre;a-Davanın REDDİNE,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL'den mahsubu ile bakiye 586,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,e-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masraflarıa-Davacı tarafından yatırılan istinaf yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmının, yatıran tarafa iadesine,d-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.... ...Başkan... e-imza...Üye... e-imza...Üye... e-imza...Katip... e-imza