Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin kullanım kadastrosu sonrası hazineye geçen parselde asli zilyetliğe dayalı kullanıcı şerhi talebinin reddi temyiz incelemesi.
Özet: Orman vasfından çıkarılıp hazine adına kaydedilen bir taşınmazın asli zilyetliğini kocasından devraldığını ileri süren davacının, bu iddiası ilk derece ve istinaf mahkemelerince zilyetliği ispatlayamadığı, aksine taşınmazın davalı tarafından ekonomik amaca uygun kullanıldığı ve bina inşa edildiği gerekçesiyle reddedilmiştir; davacı, temyiz dilekçesinde tanık beyanları ve devir senetleriyle zilyetliğinin açık olduğunu, önceki mahkemelerin çelişkileri gidermediğini ve davalının da zilyetliği kendisinden önceki kişiden devraldığını ispatlayamadığını belirterek kararların bozulmasını istemektedir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1307 E., 2023/1180 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/159 E., 2023/68 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 141 29... parsel sayılı 421,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2004 yılından beri ...’ın kullanımında olduğu" şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 141 29... parsel sayılı taşınmazın müvekkili olan davacının kullanımında olduğunu ileri sürerek, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilina ait olduğunu, davacının uzun süredir İstanbul'da yaşadığını ve dava konusu taşınmazda kullanımının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacı ...'ın dava konusu taşınmaz üzerinde asli zilyet olduğunu ispat edemediği, ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğu, kaldı ki Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/121 Esas sayılı dosyasında icra edilen keşifte de tanık olarak beyanda bulunan ... ile ... 'ın eşi ..., ...'dan devralınan yerin ... Mahallesi 132 92... parsel sayılı taşınmazın içerisinde olduğunu beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın ...'dan devir alındığı iddiasının davacı tarafından ispatlanılmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ...'ın ekonomik amacına uygun kullanımının bulunduğu ve üzerindeki binayı kendisinin yaptırdığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanları ile kroki ve belgeler değerlendirildiğinde müvekkilinin taşınmazda asli zilyet olduğunun açık ve net olduğunu, taşınmazı kocasından aldığını, başka yargılamalarda bu hususun davalı tarafından kabul edildiğini, İlk Derece Mahkemesince tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için kararın kaldırıldığını, 2000'li yılların başında ...'ın devir senedindeki krokide (D) harfiyle gösterilen yaklaşık 1.260 m² arazinin zilyetliğini ...'a devrettiğini, tanık beyanlarının bu durumu doğruladığını, ...'ın ise dava konusu taşınmaz da dahil olmak üzere zilyetliğindeki tüm taşınmazların zilyetliğini müvekkiline devrettiğini, dava konusu dışında kalan ve ekli devir senedinde (A) harfiyle gösterilen yerdeki 1/4 hisse için yine davalının müvekkiline dava açtığını ancak davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, dava konusu taşınmazın da bulunduğu ekli zilyetliğin devir senedinde (D) harfiyle gösterilen arazinin kadastro ölçümleri sırasında bir kısmının 2/B sınırı dışında kalması ve diğer kısmının da harita mühendislerinin hatası sonucu 3 ayrı parsele bölündüğünü, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının imar kirliliğine ilişkin olup dava konusu taşınmazın üstündeki müvekkilinden habersiz yaptırılan bina ile ilgili olduğunu, dava konusu arazinin zilyetliğinin müvekkilinde olup olmadığına ilişkin beyan bulunmadığını, davalının son celse alınan ifadesinde de dava konusu taşınmazın evvela ...'ın zilyetliğinde olduğunu kabul ettiğini ancak bu zilyetliği kendisinin devraldığını ispatlayamadığını, ...'dan zilyetliği bedeli mukabilinde devralanın ... olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının hiçbir zaman Antalya'da oturmadığının dikkate alınmadığını, davacının eşi ...'nin ceza yargılamasında açıkça evin ...'ye ait olduğunu beyan ettiğini, 03.04.2023 tarihli celsede dinlenen ...'nin yine evi müvekkilinin yaptırdığını beyan ettiğinini, evin tamamının müvekkili tarafından yaptırıldığını, dava konusu yerde davacının eşi ...'nin yaklaşık iki dönüm yer aldığını, 132 92... ve 27 parsel ve 141 29... parsel sayılı taşınmazlarda davacı adına kullanıcı şerhi verildiğini ve yüzölçümlerinin satın alınan iki dönümü geçtiğini, Süleyman'dan alındığı iddia edilen yerin dava konusu olmayan 27 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki muhdesatın davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı noktasında toplanmaktadır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacı ... davalı ...'dan ayrı ayrı alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.