İnançlı işlem iddiasıyla araç mülkiyetinin tescili veya bedelinin tazmini talepli davada, yazılı delil eksikliği nedeniyle reddedilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, aleyhindeki bir dava sebebiyle aracının davalılardan birinin yönlendirmesiyle diğer davalıya inançlı işlemle devredildiğini, ancak kendisinin gerçek malik ve fiili kullanıcısı olduğunu iddia ederek aracın tescilini veya bedelini talep etmiş; davalılar ise aracın davacıya emaneten verildiğini savunmuş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, inançlı işlemin yazılı delille ispatlanamadığı ve yemin teklif edilmediği gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı temyiz başvurusunda, davalıların baba-oğul ilişkisi, taraflar arasındaki yazışmaların delil başlangıcı niteliği ve aracın fiili kullanımının kendisinde olması hususlarına dayanarak kararın bozulmasını, tescil mümkün olmasa dahi denkleştirme ilkelerine göre araç bedelinin ödenmesini talep etmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1034 E., 2025/1365 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/465 E., 2024/162 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkili aleyhine açılan bir dava nedeniyle davalılardan ...'in yönlendirmesiyle davalılardan ...'a müvekkiline ait aracın herhangi bir bedel alınmadan devredildiğini, dava konusu aracı müvekkilinin kullanmaya devam ettiğini, aracın tüm bakım, masraf ve ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, bilahare müvekkilinin davalı ...'den aracın iadesini istemesine rağmen aracın iade edilmediğini, davalılardan ...'in diğer davalı oğlu ...'a verdiği talimat üzerine davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 30.07.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek, müvekkiline emaneten teslim edildiğinden bahisle aracın iade edilmesinin talep edildiğini, taraflar arasındaki işlemin satış işlemi olmadığının, aracın gerçek malikinin müvekkili olduğunun, müvekkili ile davalı ... arasında yapılan Whatsapp görüşmeleri ve telefon kayıtlarıyla sabit olduğunu, araç devrinin inançlı işlem doğrultusunda davalı ...'in talebiyle davalı ...'a yapıldığı hususunun tanık beyanlarıyla da ortaya konulacağını ileri sürerek; dava konusu 07... plakalı aracın davalı adına olan trafik kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmadığı taktirde araç bedelinin devir tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının avukat olduğunu ve uzun yıllar müvekkillerinin vekilliğini yaptığını, müvekkillerinin araç alım-satım, emlak sektöründe faaliyet gösteren iş yerlerini baba-oğul birlikte işlettiklerini, müvekkillerinden ...'ın, adına kayıtlı olan 07... plakalı aracı davacıya Haziran 2015 tarihinde emaneten teslim ettiğini ve onun kullanımına sunduğunu, araç davacıya teslim edildikten sonra davacının avukatlık görevini layıkıyla yerine getirmemeye başladığını, bunun üzerine davacının azledildiğini, bilahare kendisine emanet edilen aracın iadesinin talep edildiğini, davacının aracını iade etmek yerine, avukatlık görevinden haksız yere azledildiğini ifade ederek müvekkillerine gönderdiği ihtarnameyle araç üzerinde hak iddia etmeye başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; inanç sözleşmesinin yazılı delille kanıtlanabileceği, davacı tarafından davalılardan ...'a yönelik inançlı işlem iddiasının yazılı deliller ile ispatlanamadığı, davacının yemin metni hazırlamadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı, diğer davalı ...'in ise aracın kayden maliki olmadığı gerekçesiyle; davalı ...'e karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'a açılan davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın elinden sadır olmuş bir yazılı delil veya delil başlangıcı sayılabilecek bir belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı vekilinin 03.04.2024 tarihli celsede karşı tarafa yemin teklif etmeyeceğini beyan ettiği, davacının inançlı işlem iddiasını yazılı/kesin delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; davalıların baba-oğul olduklarını, müvekkili ile yapılan işlemleri organize eden kişinin davalılardan ... olduğunu, diğer davalı ...'ın iyi niyetli üçüncü kişi olduğundan söz edilemeyeceğini, taraflar arasında yapılan yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğunu, müvekkiline bütün talimatları veren davalı ... ile iletişim kurulduğunu, müvekkilinin davaya konu aracı 2015 yılından bu yana kullandığını, araca dair tüm ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, aracın sadece kaydının davalı ... üzerine olduğunu, aracın tüm fiili hakimiyetinin yıllarca müvekkilinde olduğunu, davalı ...'ın kasıtlı olarak müvekkili ile iletişim kurmadığını, bir an için tescil kararı verilmese dahi müvekkilinin mevcut zararının tazminine yönelik davalı ... yönünden araç bedelinin denkleştirme ilkeleri uyarınca müvekkiline verilmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı araç mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.1. Araç mülkiyetinin devri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir. 2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararından alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.)3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, davacı tarafından sunulan Whatsapp konuşmalarının içerik itibariyle yazılı delil başlangıcı niteliğinin bulunmadığı ve davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcın temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.