Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kasko sigorta rücu alacağı davasında tanık beyanlarına dayalı itirazın iptali kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Dosya, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen itirazın iptali davasına ilişkin olup, davacı sigorta şirketinin park halindeki sigortalı aracına davalının aracının çarpması sonucu oluşan hasarı ödemesi sonrası başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesinin tanık beyanı ve trafik tespit tutanağına dayanarak davayı kabul etmesi üzerine, davalının kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tek tanık anlatımına dayanılarak ve delilleri toplanmadan hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunduğu bir hukuki ihtilafı konu almaktadır.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/74 Esas 2026/998 Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/74 KARAR NO : 2026/998TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 01/11/2024NUMARASI : 2024/19 Esas 2024/753 KararDAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen)DAVA TARİHİ : 10/01/2024KARAR TARİHİ : 16/07/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın park halinde bulunduğu sırada davalıya ait aracın önce sigortalı araca daha sonra aynı yerde park halinde olan diğer bir araca çarparak olay yerini terk ettiğini, belirtilen kaza sonucu sigortalı aracın hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın park halinde bulunan dava dışı araca çarptığını, sürücünün astım rahatsızlığı nedeniyle yaşadığı panik ve olayın heyecanı sonucu kaza yerini terk ettiğini, başka bir araca zarar vermediğini, sigortalı araçla kazaya karışmadığını, bildirilen hasar miktarının fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; maddi vakıanın değerlendirilmesinde her ne kadar davalı yan tarafından kaza sonrasında sadece park halinde olan dava dışı araca çarpıldığı ve araç sürücüsü olarak belirtilen ...'ın astım rahatsızlığı nedeniyle kaza mahallini terk ettiği savunulmuş ise de, kazanın hemen sonrasında olay yerini gören tanık ...'nun davalıya ait aracın park halinde bulunan iki araca çarptığını beyan etmesi, bu beyanın trafik kazası tespit tutanağı ile uyumlu olması ve yine kaza anı öncesinde sigortalı aracın başkaca bir kazaya karıştığına dair dosya kapsamında bir delilin mevcut bulunmaması nedeniyle sigortalı araca davalı adına kayıtlı bulunan aracın çarptığı konusunda kanaat edinildiği, hasar bedelinin tespiti hususunda ise, alınan bilirkişi raporunda davacı talebi üzerinde düzenlenen kasko ekspertiz raporu, araçta değişmesi gerekli parçalar ve yapılan işçilik bedellerine ilişkin olarak ödenen bedelin dosya kapsamı ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 1. Genel İcra Dairesi’nin 2023/254575 Esas sayılı takip dosyasında davalı itirazının iptali ile takibin aynı şartlar altında devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar kesinleştiğinde davalı tanığı ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına TCK 272. madde gereğince suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya alenen aykırı olup müvekkilinin adalete erişiminin engellendiğini, gerekçeli kararda tespit ve kanun maddeleri haricinde sadece olayı görüp görmediği dahi belirli olmayan tek bir tanık anlatımına dayalı olarak ve toplamda tek paragraf gerekçe ile karar verildiğini, dosyaya sunulan ve yapıldığı iddia edilen kazanın hiçbir şekilde gerçekleşmediğini, kazanın müvekkili ile ilgisi dahi bulunmadığını, iddia edilen kazaya ilişkin itirazları ve hatalı bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların da açıkça belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından bu eksiklikler giderilmeksizin ve delilleri toplanmaksızın ve dahi en basit talepleri dahi reddedilerek olayın görgü tanığı olup olmadığı dahi belirli olmayan tek bir tanık anlatımına dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, davacı tanığının hangi nedenle tanık olarak dinlendiğinin dahi belirli olmadığını, kaza tutanaklarında adı geçmeyen ve nereden bulunduğu belli olmayan davacı tanık anlatımına göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, mahkeme kararında hükme esas alınan deliller ve gerekçenin açık ve yeterli olmadığını, dosyaya sunulan beyanlar ile taleplerinin hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin reddedildiğini, bilirkişi raporuna kusur ve hesaplama yönünden yapılan itirazları da gözetilmeyerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dosyada somut hiçbir delil olmamasına rağmen davacı tanık anlatımının hükme esas alınıp sadece tek bir tanık anlatımıyla hüküm kurulurken taraflarınca bildirilen tanık hakkında ise yine gerekçesiz ve haksız şekilde suç duyurunda bulunulduğunu, beyanla tutulan kaza tespit tutanağına göre, dosyada somut başkaca hiçbir delil olmamasına rağmen salt davacı tanığının davacının sigortalı araç sürücüsünün beyanıyla tutulan kaza tutanağı ile uyuşması nedeniyle davacı lehine hüküm kurulurken taraflarınca dinletilen tanık hakkında hiçbir somut gerekçe olmadan ifadelerin çelişkili olmasından bahisle suç duyurusunda bulunulmasının mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, sunulan tanığın müvekkili firma ortağının oğlu olup müvekkili firma adına kayıtlı araç sürücüsünü bizzat tanıdığını, bildirilen ve dinlenilen tanığın, kaza anında sürücünün yanında olmasına rağmen tanıklığının mahkeme tarafından kabul edilmediğini, haksız ve gerekçesiz şekilde tanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, tanığın olay günü nerede olduğuna ilişkin telefon kayıtlarının da mahkemeden talep edilmesine rağmen bu taleplerinin de gerekçesiz şekilde reddedildiğini, mahkemenin görevi maddi gerçeğe ulaşmak iken mahkeme tarafından maddi gerçekten çok uzak şekilde hüküm kurulduğunu, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davayı aydınlatması gerekirken mahkemenin salt davacı iddiaları ile ve nihayetinde kim olduğu dahi bilinmeyen, araştırılmayan davacı tanık anlatımlarına göre hüküm kurulduğunu, davacı tarafından tanık olarak sunulan kişinin dahi anlatımında; "kaza anını görmedim fakat kaza sonrasını gördüm" şeklinde beyanda bulunduğunu, gerekçeli kararda "davalı tanığının dosyada tespit edilen maddi vakıa ile açık çelişki içeren beyanları nedeniyle karar kesinleştiğinde tanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasına," şeklinde gerekçe ile dosya tanığı hakkında haksız ve hatalı şekilde suç duyurusunda bulunulduğunu, mahkeme tarafından tespit edilen maddi bir vakıa bulunmadığını, beyana göre tutulan kaza tespit tutanağı ile kaza tespit tutanağında dahi adı geçmeyen ve nereden bulunduğu bilinmeyen ... anlatımına göre hüküm tesis edildiğini, tanık tarafından dosyaya sunulu fotoğrafın dahi saat 02.13 sularında çekildiğini, bu fotoğrafın kaza tespit tutanağından dahi 1 saat sonra çekildiğini, tanığın dosya ile neden bu kadar ilgilendiği, bir işte çalışan ve olayla ilgisi bulunmayan birinin neden ısrarla dosyada tanıklık yapmak istediği, bir işte çalışan davacı tanığının, emek ve mesai harcayarak mahkemeye bizzat kendi el yazısı ile dosyaya mazeret bildirdiği hususları araştırılmadan, dosya kapsamındaki çelişkiler giderilmeden verilen kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin aracının sigortalı şirketin aracıyla herhangi bir kazaya karışmadığını, bu hususun ne mahkeme tarafından ne de hükme esas alınan bilirkişi tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, müvekkilinin aracının kazaya karıştığı saat 00:30 olup gerek olay yeri maddi hasarlı tespit tutanağında gerekse davacının dava dilekçesinde yer vermiş olduğu şekilde saat: 01:30’da herhangi bir kazaya karışmadığını, olay tarihi aynı olsada olay saati farklı olup iki kaza arasında saat dilimi ve kazanın gerçekleşmesi ile verilen hasarlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin aracının markası ... olup halen müvekkilinin uhdesinde bulunduğunu, araçlarda kara kutu bulunmakta olup, bu araç üzerinde kara kutu incelemesi yapıldığı taktirde kaza saatinin 00:30 olduğu ve davacı tarafından iddia edilen kazanın ve kazaya bağlı hasara müvekkili şirket tarafından sebebiyet verilmediğinin açık bir şekilde tespit edilebileceğini, müvekkili tarafından söz konusu hasara sebebiyet verilmiş olsa idi dava dışı aracın hasarı gibi söz konusu aracın hasarının da karşılanacağını, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir kaza veya hasar ilişkisi bulunmadığını, bilirkişi raporunda beyan ve talepleri karşılanmaksızın salt davacı iddiaları ile rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporuna karşı detaylı ve somut itirazlarının mahkeme tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu kaza ile dosyada yer alan delillerin tutarlı olduğu belirtilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, inceleme yapılması gereken hususun davacı aracında bulunan hasarın müvekkili firma aracıyla herhangi bir kazaya karıştıktan sonra gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan tespit hatalı olup bilirkişi raporunun denetlenebilir mahiyette olmadığını, müvekkili firma adına kayıtlı aracın olay günü tek bir kazaya karıştığını, araç sürücüsünün çarptığı diğer arabayı hatırlayamadığından bahisle tanzim edilen raporun hukuki dayanağı bulunmadığını, kaza tutanağıırı beyana dayalı olarak tutulmuş olup. maddi gerçek araştırılmaksızın salt kaza tutanağına dayalı olarak tanzim edilen raporun hiçbir şekilde hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin aracı ... marka olup iddia edilen şekilde iki araca vurması halinde müvekkiline ait aracın daha fazla zarar görmesi yani davacının deyimiyle pert olması ve hareket edememesi gerektiğini, bu durumda da pert olan bir aracın olay mahallinden uzaklaşabilmesi yani aracın gidebilmesinin fiziken mümkün olmadığını, kazanın oluş şekli düşünüldüğünde hem müvekkili şirkete ait araç hem de dava dışı araçta dahi meydana gelmeyen hasarın güvenlik önlemi yüksek marka bir araçta meydana gelmesinin bu yönüyle de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, kaza tutanağında yer alan araç duruş şekli ile aracın fotoğraftaki görüntüsü ve dahi davacının dosyaya sunduğu aracın onarım esnasındaki görüntülerinin birbiriyle uyuşmadığını, hem müvekkili firma aracında hem de dava dışı araçta meydana gelen hasarın onarılabilir düzeyde iken daha yüksek güvenlik önlemine sahip araç olan sigortalı aracın pert-totale çıkmasının da kaza ile meydana gelen hasarın orantısızlığı nedeniyle de illiyet bağının kesildiğini, bilirkişi raporunun kusur yönünden de hükme esas alınır mahiyette olmadığını, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek öncelikle kazanın gerçekten olup olmadığının tespiti ile akabinde tarafların kusur oranlarının doğru şekilde tespit edilmesi gerektiğini, davacı şirket sigortalısına ait aracın bir çok kez park halinde kazaya karıştığını, davacının sigortalısının gerçeğe aykırı bir şekilde hasar yaratarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, somut gerçeğin ortaya çıkması adına gerekirse sigortalı aracın diğer hasar kayıtlarının da dosyaya celp edilmesi gerekmekte iken mahkeme tarafından bu hususun da araştırılmaksızın hüküm kurulduğunu, itiraza uğrayan bilirkişi raporunda yer alan araç sovtaj bedelinin çok fahiş tespit edilerek aracın pert totale uygun olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunda tam olarak davacının ödeme yaptığı miktar olan 585.000 TL gerçek hasar bedeli olacak şekilde belirlendiğini, bilirkişi raporunda yer alan sovtaj bedelinin gerçek sovtaj bedelinin neredeyse iki katı olarak tespit edilmesi nedeniyle gerçek hasar bedeli de tam olarak davacının ödediği miktara denk geldiğini, salt davacı iddiasına göre hesaplama yapılması neticesinde bilirkişilerin de tarafsızlığına gölge düşmesine rağmen bu husus da mahkeme tarafından dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, ekspertiz raporunda yer alan sovtaj bedelinin ise bilirkişiler tarafından tamamen göz ardı edilerek nereden ve hangi kaynaktan edinildiği belli olmayan fahiş sovtaj bedeli belirlenerek aracın pert-totale uygun olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda sovtaj bedeli belirlenirken aynı ekspertiz raporu hiçbir şekilde dikkate alınmadığının görüldüğünü, davacının sunduğu aynı ekspertiz raporunda sonuç ve kanaat kısmının 4 numaralı bendinde yer alan tespitte aracın hasarlı haline ilişkin tarafıma iletilen ilk sovtaj rakamı 500,000 TL'dir, şeklinde tespitin yer aldığını, bilirkişi raporunda ise sovtaj bedeline ilişkin olarak; "hasarlı araç ticareti ile iştiğal eden esnaflar arasında yapılan yapılan araştırmalarda söz konusu aracın hasarlı haldeki bedelinin (sovtaj) 900.000,00 TL ile 930.000,00 TL arasında satılabileceği ve ortalama 915.000,00 TL olarak değerlendirilmiştir." şeklinde tespitin yer aldığını, bu tespitin hukuki veya somut herhangi bir dayanağı bulunmadığını, aracın hasar miktarı, bedelleri ile ve dahi araç rayiç bedeli dahi ekspertiz raporundan aynen geçirilen bilirkişi raporunda sovtaj bedeli ise her nedense "esnaflar arası" yapılan araştırma ile tespit edildiğini, bilirkişinin yorumuyla tanzim edilen ve itiraza uğrayan raporun ek rapora dahi gönderilmeksizin karar verilmesinin de usul ve yasaya alenen aykırı olup kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna ekspertiz raporunda yer alan miktarların aynen derc edildiğinin bilirkişi raporunda aracın onarım bedelinin ardından hasarın neden ve nasıl artacağı dahi belirtilmeksizin salt yoruma dayalı rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporunda somut hiçbir delil bulunmaksızın araç hasar bedeli ve araç rayiç bedelleri tespit edildiğini, soyut bilirkişi raporuna taraflarınca yapılan itirazların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, davacının ancak yasal faiz talebinde bulunabileceğini, davacının icra takibinde istediği faiz oranının da fahiş olup mahkeme tarafından bu hususun da hiçbir şekilde incelenmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/254575 sayılı icra takip dosyasında, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 636.447,95 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı yan kasko sigortalı aracın park halinde bulunduğu sırada davalıya ait aracın çarpması sonucu hasara uğradığını, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın park halinde bulunduğu sırada trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davacı tarafından hasar bedelinin sigortalıya ödendiği, davacının hasar bedelinin rücuen tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, meydana gelen trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğramasına sebep olan aracın davalıya ait olup olmadığı, davalıya ait ise sigortalı araçta hasar oluşmasında davalı yanın kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalı yanın sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı, uygulanması gereken faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. Yargılama aşamasında davacı tanıkları olan tutanak tanıkları ... ve ... 26/04/2024 tarihli duruşmada dinlenmiş olup, beyanlarında kaza tespit tutanağının tarafların beyanları esas alınarak tanzim edildiğini, taraf anlatımları, çarpışma noktaları, savrulma izleri uyumlu olduğundan beyana istinaden tutanak düzenlediklerini beyan etmişlerdir. Davacı tanığı ... 12/07/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında, olay tarihinde gürültü üzerine çıktığını, kaza anını görmediğini, kaza sonrasını gördüğünü, koyu renkli bir arabanın park halinde bulunan iki araca çarptığını, çarpan aracın ... plakalı olduğunu, diğerlerinin plakalarını hatırlamadığını, araç sürücüsünün araçtan indiğini, ayakta durmakta güçlük çektiğini, sonra aracını bilerek olay yerine terk ettiğini, kazaya karışan aracın iki aracın arasına girdiğin belirtmiştir. Davalı tanığı ... 26/04/2024 tarihli celsede alınan beyanında, davalı şirketin sahibinin oğlu olduğunu, olay tarihinde davalı aracı içerisinde bulunduğunu, cadde üzerinde dönüşe gelmeden motokuryenin aracın yanından hızla geçtiğini, çarpmamak için aracı sağa kırdığında beyaz bir araca çarptıklarını, araç sürücüsünün plakayı aldığını, sürücünün astım rahatsızlığı olduğu için yola devam ettiğini, sonrasında bu aracın sahibiyle anlaşmaya varıldığını ifade etmiştir. Makine mühendisi ve trafik güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, park halinde bulunan sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, araçtaki hasar tespitine dair eksper raporunun fotoğraflar ile uyumlu olduğu, eksper raporuna iştirak edildiği, araçta toplam 896.272,08 TL hasar oluştuğu, araç rayicinin 1.900.000,00 TL, sovtajın 915.000,00 TL olduğu, aracın pert total bulunduğu, sigortalının zararının 595.000,00 TL olduğu, davacının ise sigortalıya 585.000,00 TL ödediği tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile kolluk görevlileri tarafından düzenlenen ve aksi ispatlanamayan kaza tespit tutanağı ile de uyumlu niteliktedir. Yargılama aşamasında dinlenen tanık ...'nun beyanları karşısında davalı aracının park halinde bulunan sigortalı araç ile dava dışı başka bir araca çarptığı anlaşılmıştır. Davalı aracı sigortalı araç ile dava dışı araca çarptıktan sonra olay yerinden ayrılmış olup, kolluk görevlileri tarafından kaza mahallinde kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Dinlenen tanık ile davalı arasında husumet bulunduğuna ilişkin bir savunma ileri sürülmediği gibi, bu tanığın tarafsız olmadığına ilişkin somut bir delil de ibraz edilmemiştir. Davalı tanığı ... ise olay tarihinde davalıya ait aracın sigortalı araca çarpmadığını, dava dışı başka bir araca çarptığını ifade etmiş ise de, dinlenen tanık davalı şirket sahibinin oğlu olması nedeniyle anlatımının tarafsız tanık beyanı olarak dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunduğu, tarafsızlığı hususunda şüphe bulunmayan davacı tanığı ...'nun anlatımı karşısında davalı aracının park halinde bulunan sigortalı araca çarparak hasar oluşmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, davalı tanığının davalı şirket sahibinin oğlu olması nedeniyle beyanlarının tarafsız tanık anlatımı niteliğinde bulunmadığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının denetime elverişli şekilde tespit edildiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davacının halef olduğu sigortalı ... ... A.Ş. olup, tacir olduğu gibi, davalıda şirket olup tacir sıfatı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece sigortalı ve davalının tacir sıfatı bulunduğu gözetilerek davacının avans faizi talep edebileceği gözetilerek hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun niteliktedir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 43.475,75 TL harçtan peşin yatırılan 10.870,00 TL harcın mahsubu ile bakyie 32.605,75 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2026Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.