Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, alkollü araç sürücüsü kaynaklı trafik kazasında sigorta şirketinin rücu hakkı itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Bir sigorta şirketi, alkollü sürücüsünün karıştığı trafik kazasında zarar görenlere ödediği tazminatların rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takiplerine yapılan itirazların iptalini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle oluşmadığı ve sigortalı sürücünün kusur oranının rücu koşullarını karşılamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir; bunun üzerine hem sigorta şirketi alkolün tek başına rücu sebebi olması gerektiğini iddia ederek, hem de davalı avukatlık ücretine ilişkin hükmü yetersiz bularak kararı istinaf etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/262 - 2026/1254T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/262 KARAR NO : 2026/1254T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 11/12/2024NUMARASI : 2023/655 Esas 2024/833 KararDAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptaliKARAR TARİHİ : 03.07.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.07.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 04.04.2020 tarihinde, davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı......Şirketi adına kayıtlı, dava dışı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, ... plakalı araçta oluşan hasar ve ...'ın yaralanması nedeniyle, zarar görenlere, bağımsız ve tarafsız eksperlerce tanzim edilen eksper raporu doğrultusunda 21.07.2020 tarihinde 11.950,00 TL, 20.06.2022 tarihinde 35.959,07 TL maluliyet zararı için ödeme yaptıklarını,......'a yapılan ödemenin yetersiz olduğundan bahisle Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru neticesinde de, 30.05.2023 tarihinde de 404.180,53 TL daha ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsü... ...'nin kaza esnasında 1.89 promil alkollü olması nedeniyle davacı sigorta şirketi yönünden rücu koşullarının oluştuğundan bahisle 11.950,00TL ile 35.959,07 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.614,88 TL'nin tahsili amacıyla Ankara 24.İcra Müdürlüğünün 2023/1678E.sayılı dosyası ile, 404.180,53 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 406.273,41 TL'nin tahsili amacıyla da Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2023/17034E.sayılı dosyası ile ilâmsız icra takipleri başlattıklarını, davalının takiplere haksız olarak itiraz ettiğini belirterek bahse konu dosyalara yapılan itirazların iptali ve takiplerin devamı ile davalı aleyhine her dosya için ayrı ayrı %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu kazanın 04.04.2020 tarihinde meydana geldiğini, davacı sigorta şirketi tarafından 21.07.2020 tarihinde ödeme yapıldığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını, kesin hüküm ile kesinleşmiş bir tazminat ödemesi söz konusu olmadığından davacının rücu hakkının bulunmadığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğini, yapılan ödemelerin davalı işletene ihbar edilmediğini, kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün tali, dava dışı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen, sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek ödeme yapılmasının da haksız olduğunu, dava dışı ...'ın maluliyetinin kaza ile illiyetinin de eksik kurulduğunu, adı geçenin davalı şirkete karşı Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/363E.sayılı dosyası ile açtığı manevi tazminat davasının yargılaması sırasında, omzundaki yaralanmanın kazadan sonra ders sırasında ortaya çıktığını ikrar ettiğini belirterek açılan davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; aralarında nörolog bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'nin %40, karşı araç sürücüsü ...'ın ise %60 oranında kusurlu olduğunun ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin belirtildiğinden rücu koşullarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yargılamada 01.06.2015 tarihinden sonra yürürlüğe giren Yeni Genel Şartların uygulanması gerektiğini ve yasal sınırın üzerinde alkolün varlığının başlıbaşına rücu sebebi olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile iki ayrı icra dosyasına yapılan itirazın iptalini talep ettiğinden, mahkemece davalı lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada aracı alkollü olarak kullandığından bahisle, sözleşmeye dayalı olarak, üçüncü kişiye ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili için davalı aleyhine başlattığı icra takiplerine davalının itirazının iptalini takibin devamına karar verilmesini istemiş, mahkemece aralarında nörolog bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'nin %40, karşı araç sürücüsü ...'ın ise %60 oranında kusurlu olduğunun ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin belirtildiğinden rücu koşullarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, plakalı araç sürücüsü ...'ın aracıyla Haymana Bulvarından Gölbaşı Merkezi istikametine sağ şeritte seyir hâlinde iken, olay mahalli 606.Cadde kavşağına geldiğinde sol şeride geçiş yapmak istediği esnada, aracının sol arka kısımlarına aynı istikamette sol şeritten ilerleyen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımlarıyla çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1-a maddesini, sigortalı araç sürücüsü ...'nin de anılan Kanunun 52/1-a maddesini ihlâl ettiğinin belirtildiği, Gölbaşı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/427E.sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.04.2021 tarihli raporda, sigortalı araç sürücüsü ...'nin sevk ve idaresindeki aracı ile sağ şeridi takiben seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, önünde seyreden araç ile arasında yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakmadığı, ön ilerisinde seyreden otomobile tehlikeli biçimde yaklaşıp bu otomobilin sol arka kısmında önlemsizce çarpması nedeniyle asli, dava dışı sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki otomobili ile sağ şeridi takiben seyri sırasında geldiği olay mahali kavşakta yeterli mesafeden sol şeride geçmeye özen göstermeyip, arkadan gelen otomobilin aracının sol arka kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada, dikkate ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile alt düzeyde asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, Gölbaşı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/427E.sayılı dosyasında ODTÜ İnşaat ve Makine Mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda, sigortalı araç sürücüsü ...'nin olay yeri yaklaşımında sağ şeritte olduğunun belirtildiğini, ancak kaza krokisinde aracının sol şeritte olduğu yönünde işaretleme yapıldığı, çarpışma noktasının da kısmen sol şeritte yer aldığı, aracının komple ön tarafları, diğer aracın ise sol arka köşe kısmından hasar aldığını, çarpmanın tesiri ile ...'ın aracının 180 derece döndüğü ve diğer aracın çarpmaya rağmen 118 metre sonra durabildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, ...'nin olay yeri kavşağa yüksek hızda ve sol şerit üzerinde giriş yaptığı, sola dönüş yapmaya çalışan ... yönetimindeki aracın dönüşünü tamamlamak üzere olduğu ve bu nedenle sol şerit üzerindeki aracının sol arka çamurluk kısmının kaldığı ve çarpmanın etkisiyle oluşan momentin aracı 180 derece döndürdüğü, ...'nin sola dönüş yapmakta olan aracı görebilecek konumunda olmasına rağmen daha önceden aracının hızımı azaltmadığı, dönüş yapan aracı gördüğü anda fren tedbirine başvurmadığı, seyir hızının yüksek olduğu, fasılalı ışık konumu çok önceden görülebilecek kavşağa hız azaltmadan giriş yaptığı kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsü ...'nin tek başına etken olduğunun, ...'ın bu olayı gerçekleşmesinde etkisinin olmadığının belirtildiği ve yapılan yargılama neticesinde 17.07.2024 tarihli, 2020/427E.-2024/616K.sayılı karar ile, ...'nin asli kusurlu olduğu kabul edilerek adli para cezasına mahkum edilmesine ve neticeden Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ...'ın, ... ve... ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhlerine Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/363E.sayılı dosyası ile açtığı manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sırasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13.06.2023 tarihli raporda, ... sevk ve idaresindeki otomobili ile meskun mahalde gece vakti seyir hâlinde iken, olay mahalli kavşağa giriş yapmak üzere sola manevra yapmadan önce, yeterli mesafeden yolun sol tarafına yanaşmadığı, gerisinden kendisiyle aynı istikamette gelen davalı sürücü idaresindeki aracın kullandığı aracın sol arka kısmına çarpması ile meydana gelen kazada %15, ... sevk ve idaresindeki otomobili ile meskun mahalde gece vakti seyir hâlinde iken yola gereken dikkatini vermediği, kendisiyle aynı istikamette önünde seyir hâlinde olan ... idaresindeki araçla arasında güvenli ve yeterli takip mesafesi bırakmadığı, ...'ın kavşağa giriş yapmak üzere sol manevra yapması karşısında bu araca dikkatsizce sol arka ve yan kısmından dikkatsizce çarptığı kazada %85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Adli Trafik uzmanı, Kusur Hasar ve Değer Kaybı uzmanı ve Nörolog Doktor bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03.05.2024 tarihli raporda, ...'ın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun geçeceği şeridin boşalmasını beklememek ve tehlikeli şerit değiştirme kuralını düzenleyen 46/b-c maddesine riayetsizliği nedeniyle bulunduğu sağ şeritten sola aniden kontrolsüz şerit değiştirerek alkollü sürücünün seyir yönünü kapatarak kendi aracının sol arka, diğer aracın sağ kısmından çarpışmalarına bağlı meydana gelen kazanın meydana gelmesinde %60, sigortalı araç sürücüsü ...'nin, anılan Kanunun 52/a-b maddesine göre, kavşağa yaklaşırken seyir hızını azaltarak daha dikkatli ve tedbirli olarak kavşağa yaklaşması gerekirken yüksek seyir hızıyla kavşağa girişi nedeniyle %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve mahkeme hükme esas alınmış ise de, mahkemece raporlar arasındaki farklılığın nedeninin açıklığa kavuşturulmadığı ve kusur durumuna ilişkin çelişkinin giderilmediği anlaşılmakla, TBK'nın 74. maddesi gereğince her ne kadar ceza mahkemesi kararı hukuk hâkiminin bağlamaz ise de, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıa ve fiilin hukuka aykırılığının belirlenmiş olması hukuk hâkimini bağlayacağından ceza mahkemesi dosyası ile belirlenen maddi vakılarda dikkate alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınarak kusur oranlarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. 2-Davacı sigorta şirketinin, davalıya ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim ettiği ve kaza esnasında davalı işleten/sürücünün alkollü olduğuna ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanununun 95.maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır. Somut olayda, davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 19.11.2019-19.11.2020 arası döneme ilişkindir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir. Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Bu çerçevede 01.06.2015 tarihli sigorta genel şartlarında kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya 2918 sayılı KTK'nın 48.maddesi, KTKY'nın 97. maddesi ile belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesi rücu için yeterli sayılmıştır.Poliçe tanzim tarihinde geçerli olan 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4.c maddesi gereğince “aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” sigortalıdan rücuen talep edilebilir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarında alkollü sürücünün idaresinde bulunan araçla “alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa” ifadesi yer olmadığından kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçeklemediğinin rücu şartlarının oluşmasına etkisi bulunmamaktadır. Bu kapsamda, trafik kazası tespit tutanağı ekinde sunulan alkol raporundan... plakalı araç sürücüsü ...'nin 04.04.2020 tarihinde saat 01.37'de alkolmetre ile yapılan ölümde 1,89 promil alkollü olduğu, kaza saati ile alkol ölçüm saati arasında 1 saat 7 dakika olduğu, alkol düzeyinin 1,00 promilin üzerindeki sürücülerde araç sürmenin açıkça bozulacak derecede etkilendiği belirlenmiştir. Bu durumda yasal sınırın üzerinde alkollü içki almış olan sürücünün kaza yapmış olması hâlinde sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sürücünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Mahkemece dava konusu olay yönünden uygulama imkanı bulunmayan poliçe tarihinde yürürlükte olmayan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Sözleşmesi Genel Şartlarına göre sigortalı araç sürücüsü ...'nin 1,89 promil alkollü olduğu, davacı sigorta şirketinin davalıya kusuru oranında rücu edebileceği de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebeplerine göre davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran tarflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan- Üye- Üye- Katip- * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.