Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Kamulaştırmasız El Atma Bedelinin Tahsili Davasında Temyiz Kesinlik Sınırı ve Hatalı Vekalet Ücreti Hükümlerini Gözden Geçirdi.
Özet: Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili talepli davalarda, Bölge Adliye Mahkemesi, imar planında kamuya ayrılan taşınmaz için uzun süre kamulaştırma yapılmamasından ötürü kamulaştırmasız el atma olgusunu kabul ederek ilk derece kararını düzelterek yeniden hüküm kurmuş; davalı idarenin harçtan muafiyeti ve birleştirilen davalar için maktu vekalet ücreti belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek nispi ve ayrı vekalet ücreti kararlarındaki hataları gidermiş; Yargıtay ise, temyiz edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle bazı davacılar yönünden temyiz taleplerini reddetmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/6849 E.  ,  2026/420 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1444 Esas, 2024/2827 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/558 Esas, 2023/368 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinn tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı ... dışındaki davacılar yönünden kamulaştırmasız el atma bedeli olarak hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı idare vekilinin temyiz isteminin davacı ... dışındaki davacılar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin ve davalı idare vekilinin davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle dava konusu ............ ilçesi, ............ mahallesi 10 72... parsel sayılı taşınmazın imar planında ilkokul alanı olarak planlanarak taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atma tazminatının ve ecrimisil bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini, taşınmazın imar planlamasının belediyenin sorumluluğunda olduğunu, tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın çok sayıda hissedarı olduğunu, bu nedenle hissedar fazlalığı satışı etkileyeceğinden taşınmaz değerinin düşük olmasına neden olduğunu, yerel mahkeme kararında her bir birleştirilen dosya açısından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ilköğretim alanı olarak planlandığı, imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen davalı idarece taşınmazın imar planına ayrılış amacına uygun şekilde kamulaştırma yapılmadığı, bu haliyle davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığının ve kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, hükme esas raporda, taşınmazın vasfının arsa olarak değerlendirilip 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu (2942 sayılı Kanun) uyarınca emsal kıyaslaması suretiyle değer biçilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları gereği maktu harca ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken somut olayda davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı idare aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, yine, dava konusu taşınmaz tek olup dava ve birleştirilen dava aynı hukuki sebebe dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine tek maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tescil hükmünün eksiksiz kurulması gerektiğini, vekâlet ücretinin ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalı İdare Vekilinin Davacı ... Dışındaki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B.Davacılar Vekilinin ve Davalı İdare Vekilinin Davacı ...’a İlişkin Temyizi Yönünden;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.