Azledilen avukatın vekalet ücreti KDV alacağının serbest meslek makbuzu düzenlemeden tahsil edilip edilemeyeceği ile icra inkar tazminatı talebi hakkında temyiz incelemesi.
Özet: Bir avukatın, sözleşmeli olarak hizmet verdiği şirketten ödenmeyen Katma Değer Vergisi (KDV) alacağını icra takibi yoluyla talep etmesi üzerine, ilk derece mahkemesi KDVnin serbest meslek makbuzu düzenlenmediği için tahakkuk etmediği gerekçesiyle davayı reddederken; bölge adliye mahkemesi, KDVnin hizmetin ifasıyla doğduğunu, makbuz kesmemenin ise yalnızca özel usulsüzlük cezası gerektirdiğini belirterek avukatın KDV alacağına hak kazandığına ve icra inkar tazminatına hükmederek ilk derece kararını kaldırmış, bu karara karşı davalı şirket makbuz düzenlenmeden KDVnin tahakkuk etmeyeceği ve avukatın azlinin haklı olduğu iddialarıyla temyiz yoluna başvurmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2025/5469 E.  ,  2026/2686 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/909 E., 2025/1074 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/299 E., 2025/433 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu ve beş seneyi aşkın süredir dava dışı C.K.nın yetkilisi olduğu davalı şirkete sözleşmeli olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti verdiğini, müvekkilinin bu süreçte davalı şirket ve davalı şirketin yetkili dava dışı C.K.nın hamiliğindeki birçok kişi ve şirketin dosyalarına bakmak zorunda kaldığını, müvekkilinin ödenmeyen avukatlık ücreti ve danışmanlık ücret alacaklarının ödenmesi konusunda mutabakata varılamadığını, buna rağmen müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmeye çalıştığını, ancak 19.02.2021 tarihinde müvekkilinin alacaklarını ödemek istemeyen davalı tarafından müvekkiline azilname gönderildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede "+KDV" şeklinde ücret kararlaştırıldığı halde hiçbir zaman KDV miktarlarının tam olarak ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2021/3591 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın şimdilik 1.000,00 TL üzerinden iptalini ve müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, 22.03.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, icra takibine vaki itirazın 179.325,00 TL üzerinden iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; imzalanan hukuki danışmanlık sözleşmeleri gereği davacıya ödenmemiş hiçbir borcun olmadığını, davacı avukatın görevlerini özen ve doğruluk içerisinde yerine getirmediğinden haklı şekilde azledildiğini ve hakkında görevi kötüye kullanma ile zimmet suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu, avukatlık sözleşmeleri gereği muaccel olan tüm alacakların davacıya ödendiğini, ancak davacı tarafından müvekkili firmaya kesilen herhangi bir makbuz olmadığı için KDV ödemesine hak kazanamadığını, davacı avukatın makbuz kesmeden KDV talep ettiğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça talep edilen alacak azil tarihinden önceki döneme ilişkin KDV alacağı olmakla, davalı tarafından yapılan azil işleminin haklı ya da haksız olmasının işbu dosya kapsamında değerlendirilmesinin dosya esasını etkilemediği, KDV'nin serbest meslek makbuzunun düzenlenmesiyle meydana geldiği, davacı tarafından düzenlenmiş serbest meslek makbuzu olmadığından KDV'nin tahakkuk etmediğinin görüldüğü, tahakkuk etmeyen KDV alacağının tahsilinin talep ve dava edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı iş sahibince sözleşmede yazılı olan "aylık maktu ücret" tutarlarının davacı avukata ödendiği, buna karşın ücretin KDV kısmının ödemesinin yapılmadığı, KDV'nin doğması için ödeme yapılması ya da serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekli olmamakla, hizmetin ifa edilmesinin yeterli olduğu, serbest meslek makbuzu düzenlenmemesi "özel usulsüzlük cezasını" gerektirdiğinden ve hizmet ifa edildiği de uyuşmazlık dışı olduğundan davacı avukatın KDV tutarında alacaklı olduğu gözden kaçırılarak davanın kabulü yerine reddine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca hüküm altına alınması gereken alacağın likit olduğu ve davacı avukat yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, usul ve yasaya uygun düzenlenen bilirkişi raporunun esas alındığı gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2021/3591 E. sayılı dosyasında, davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, itirazın iptaline karar verilen 179.325,00 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; serbest meslek makbuzu düzenlenmeden KDV alacağının tahakkuk etmeyeceğini, davacı avukatın beş yıl boyunca kesmediği makbuzların bedelini şimdi topluca istediğini, davacının kendi davranışı nedeniyle ortaya çıkan bu durumu müvekkili aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlamanın hakkaniyete aykırı olacağını, davacının azli haklı olduğundan davacının sözleşmeden doğan herhangi bir ücrete dolayısıyla KDV'ye hak kazanmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine müvekkili şirketin 04.03.2021 tarihinde itiraz ettiğini, işbu davanın 16.03.2021 tarihinde açıldığını, 22.03.2023 tarihinde davanın ıslah edildiğini, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava ıslah edilmediğinden ıslah dilekçesindeki taleplerin reddinin gerektiğini, bilirkişi hesap raporuna muhtaç alacakların likit sayılamayacağını ve bu halde icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, avukatlık ve danışmanlık hizmetleri ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, taraflar arasında imzalanan "Avukatlık ve Danışmanlık Hizmetleri Ücret Sözleşmesi"nde ücretin aylık maktu ücret+KDV olarak kararlaştırıldığı, imzalanan sözleşme gereği KDV'nin doğması için serbest meslek makbuzu düzenlenmesinin gerekli olmadığı, davacı tarafından hizmetin ifa edildiği ve KDV harici ücretin davalı şirket tarafından ödendiği sabit olmakla, davacı tarafından serbest meslek makbuzu düzenlenmemesinin KDV alacağının tahsili için gerekli olmayıp sadece "özel usulsüzlük cezasını" gerektirdiğinin anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İtirazın iptali davası, borçlunun itirazına uğramış olan alacak için, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılan alacak davası ile aynı mahiyette bir eda davası türüdür. Davacının, itirazın iptali davasına konu icra takibindeki talep miktarını aşmamak kaydıyla, ıslah yolu ile talebini artırması mümkündür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir.
Somut olayda; davacı avukat 16.03.2021 tarihinde açtığı davayla, taraflar arasında imzalanan "Avukatlık ve Danışmanlık Hizmetleri Ücret Sözleşmesi"ndeki davalı iş sahibi tarafından ödenmeyen KDV alacağına dayalı olarak 179.325,00 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 22.03.2023 tarihinde talebini toplam 179.325,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davacının en geç dava tarihinde davalının itirazını tebliğ aldığının kabul edilmesi gerektiğinden, dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 22.03.2023 tarihinde yapılan ıslah ile artırılan talebin dikkate alınması mümkün değildir.
Hal böyle olunca Mahkemece, dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra, 22.03.2023 tarihinde ıslah edilen miktar yönünden itirazın iptali davasına ilişkin 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden, bu sürenin re'sen gözetilerek, ıslah edilen kısım yönünden davanın hak düşürücü süreden reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1 maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine Gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.