Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası sonucu cismani zarar ve maluliyet nedeniyle sigorta şirketinden talep edilen maddi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu dava, yolcu olarak bulunduğu araçta bir trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralanarak malul kalan davacının, kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden cismani zararları ve tedavi giderleri karşılığı maddi tazminat talebine ilişkin olup; ilk derece mahkemesi davacı lehine 330.000 TL tazminata hükmetmiş, davalı ise kusur oranlarının tespiti, tazminat hesaplama yöntemleri ve müterafik kusur gibi konularda hatalar yapıldığı gerekçesiyle bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/259 - 2026/1199T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/259 KARAR NO : 2026/1199T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 10.10.2024NUMARASI : 2020/376 Esas 2024/718 KararDAVACI : VEKİLİ : Av.DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 26.06.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.07.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 13.06.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı... sevk ve idaresindeki... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, Eskişehir Şehir Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda, davacının %7 oranında maluliyetinin ve iki ayağı arasında 3 cm'lik uzunluk farkının bulunduğunun belirtildiğini, davacının vücut bütünlüğünde oluşan hasar ve cismani zarar ile tedavi giderlerinin karşılanabilmesi için eldeki davayı açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 18.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 330.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davadan önce davacı tarafından zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı gibi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuru yapılmaması nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02.09.2021 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'ın %50, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü... ...'in de %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.11.2022 tarihli raporda, davacının tüm vücut engellilik oranının %4 olduğunun, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin, 2 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, 29.04.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporuna göre, davacının toplam iş göremezlik zararının 395.792,53 TL, bakıcı gideri zararının 3.555,00 TL olduğunun, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunun belirtildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulü ile 330.000,00 TL maddi tazminatın 29.06.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen mahkemece %100 kusura göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı tespit edilmesine rağmen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının isabetsiz olduğunu, davacının müterafik kusurlu olup olmadığı hususunun kararda tartışılmadığını, aktüer hesaplamasının da TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...sevk ve idaresindeki aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı... ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını belirterek trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'ın %50, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü... ...'in de %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.11.2022 tarihli raporda, davacının tüm vücut engellilik oranının %4 olduğunun, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin, 2 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, alınan aktüer bilirkişi raporuna göre, davacının toplam iş göremezlik zararının 395.792,53 TL, bakıcı gideri zararının 3.555,00 TL olduğunun, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunun belirtildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulü ile 330.000,00 TL maddi tazminatın 29.06.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.1-6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmü gereğince hâkim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna usûl hukukunda; taleple bağlılık ilkesi denilmektedir. Taleple bağlılık ilkesi yargılamanın temel ilkelerinden biridir. Yargılama bu ve benzeri ilkeler ile şekillendirildiğinden, gerek taraflar gerekse hâkim, yargılamanın ilkelerini gözetmek durumundadır. Mahkemece verilen karar, davacının talepleri çerçevesinde yapılacak yargılama ile değerlendirilerek verileceğinden mahkemece davacının talepleri ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları tam olarak belirlemeli, gerektiğinde HMK'nın 31.maddesindeki "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kapsamında talepleri açıklatmalıdır. Bu kapsamda yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlıkta haklılık durumunu değerlendiren ve tespit eden hâkim, Anayasa'nın 141.maddesi ve HMK'nın 297.maddesi gereğince gerekçeli olarak vereceği karar ile tarafların haklarını, borç ve yükümlülüklerini belirlemelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde, mahkeme kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Somut olayda, davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...sevk ve idaresindeki aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı... ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, davacının vücut bütünlüğünde oluşan hasar ve cismani zarar ile tedavi giderlerinin karşılanabilmesi için eldeki davayı açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 18.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 330.000,00 TL olarak ıslah etmiş, mahkemece HMK'nın 31.maddesi gereğince, dava dilekçesinde taleplerin davacıya açıklattırılmadığı gibi, davacı ıslah dilekçesi ile de hangi alacak kalemi için talebini ne kadar ıslah ettiğinin belirtilmediği ve mahkemece hüküm fıkrasında hangi zarar kalemlerinin kabul edildiği ve reddedildiği açıklanmadan davanın kabulü ile 330.000,00 TL maddi tazminatın 29.06.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ise de, verilen hüküm kabul ve reddedilen zarar kalemleri ve kesin hüküm yönünden denetlemeye uygun olmayıp HMK'nın 297.maddesine aykırıdır. Bu durumda öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında dava dilekçesinin ve davacının talebinin açıklanması için davacıya imkân tanınması, tahkikatın eksiksiz tamamlanarak varılacak sonuç çerçevesinde hüküm fıkrasının HMK'nın 297/2. maddesine uygun şekilde hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunlu olduğundan, usûl ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılmasına, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin davacının talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek tazminatlara ayrı ayrı sıra numarası verilerek denetime uygun ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yeniden karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir. 2-Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...sevk ve idaresindeki aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davalı sigorta şirketi aleyhine maddi tazminat talepli olarak eldeki davayı açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'ın %50, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü...in de %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği belirtilerek yapılan hesaplama neticesinde %100 kusura göre hüküm tesis edilmiş ise de, davacıya içinde yolcu olarak bulunduğu araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı hakkında da müşterek ve müteselsilen tazminat talebinin bulunup bulunmadığı ve dava konusu kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun da davacıya açıklattırılması gerekirken bu husus netliğe kavuşturulmadan hesaplanan tazminattan %100 oranında davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre istinaf sebeplerine göre usûlü kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep hâlinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.