Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasında alkolün kazaya münhasır etkisi olmadığı gerekçesiyle verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kasko sigortalı aracının karıştığı trafik kazası sonucu oluşan zararın tazmini için sigorta şirketine karşı açtığı davayı ele almaktadır; davalı sigorta şirketi, sürücünün alkollü olduğunu iddia ederek ödeme yapmaktan kaçınırken, ilk derece mahkemesi alkolün kazanın münhasır sebebi olmadığına ve sigortacının kusur indirimi olmaksızın zararın tamamından sorumlu olduğuna karar vererek davacının 350.000 TL tazminat talebini faiziyle kabul etmiştir; ancak davacı taraf, bilirkişi raporundaki araç piyasa değer tespitinin gerçeği yansıtmadığını ve müvekkiline ait aracın piyasa değerinin daha yüksek olduğunu belirterek hükmedilen tazminat miktarını yetersiz bularak karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/73 Esas 2026/994 Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/73
KARAR NO : 2026/994
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2024
NUMARASI : 2024/73 Esas 2024/1227 Karar
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/10/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, sigortalı aracın çift taraflı trafik kazasına karıştığını, davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek şimdilik 50.000,00 TL'nin 14/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 350.000,00 TL'ye artırmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını, araç sürücüsünün kaza anında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalının alkollü araç kullanıldığı iddiasıyla zararın poliçe kapsamında olmadığı yönünde savunmada bulunduğu, bu kapsamda alınan bilirkişi raporuyla yapılan değerlendirme ile sürücünün sevk ve idaresindeki aracı ile kavşakta iddia ve beyanına göre yeşil ışıkta geçtiği sırada yeşil ışıkta geçtiğini iddia eden diğer araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafık kazası meydana geldiği, kazada hangi sürücünün kural ihlali yaptığı kaza tespit tutanağına göre net olarak bilinmediği, kaza saatinin 06:36 olduğu ve alkol ölçüm saatinin olaydan yaklaşık 1 saat sonra ölçüm yapıldığı, saatlik 15 mg/dl azaldığı göz önüne alınarak sigortalı araç sürücünün olay anında 0,33 promil alkollü olduğu iddiasının dosyada yer alan ölçülen değerin 0,17 promil olduğunun görüldüğü, alkol düzeyinin kişide oluşturduğu değişimler yaş, cinsiyet, kilo, metabolik durum ve birlikte kullanılan ilaçlar gibi birçok etkene göre kişiler arasında farklılık gösterebileceği, bu farklılıklara göre alkol alımına bağlı olarak gevşeme, dikkat azalması, algılama değerlendirme karar verme koordine etme ve uygulama gibi yeteneklerinin azalmasından kaybına kadar giden işlev bozuklukları gelişebildiği, mevcut olayda alkol etkisi açısından bakıldığında yapılan ölçüm sırasında kan alınan alanın alkol ile temizlenmesi, varsa kullanılan ilaçlar veya cihaz kalibrasyon problemi vb durumlarda bu değere yakın değerlerin ölçülebildiğinin bilindiği, kaza yapan sürücünün ölçülen değeri göz önünü alındığında olay anında şahsın alkol etkisinde olmadığı, bu nedenle kazanın alkolün etkisi ile meydana gelmediği, alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran/yalnızca/salt etkisinin bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin dava konusu aracın kasko sigortacısı olduğu, TTK’nun mal sigortasına ilişkin 1429. maddesine göre sözleşmede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlü olduğu, davaya konu sigorta poliçesinde, sigorta ettirenin kusurunun dikkate alınacağı hususunda herhangi bir şartın mevcut olmadığı, davalı sigorta şirketinin meydana gelen gerçek zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiği, kusur tenzili yapılmaksızın davalı sigorta şirketi açısından Kasko Genel Şartlarının 3.3.4.maddesi gereğince temerrütün başvuru tarihinden 45 gün sonra oluştuğu, dava konusu trafik kazası nedeniyle araç üzerindeki hasarların oluşabileceği, kazanın oluş şekli ile hasar arasında illiyet bağı bulunduğu, bilirkişi raporu ile zararın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 350.000,00 TL'nin 05/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından aracın piyasa rayiç bedelinin gerçeği yansıtmadığını ve aracın hasarsız değerinin de 600.000,00 TL olduğu yönünde yapılan tespitlere süresi içerisinde taraflarınca itirazda bulunulduğunu, itiraz gerekçelerinin gerekçesiz olarak mahkemece reddedildiğini, bilirkişi raporunda da bahsi geçtiği üzere müvekkiline ait aracın 24.03.2023 tarihinde sigorta eksperi tarafından piyasa rayiç tespit değerlemesinin 750.000,00 Tl olarak belirlendiğini, aracın özellikleri özellikle marka ve modeli ile aracın piyasadaki sürümü, iş bu aracın ticari amaçla belirli ticari amaca hizmet etmek aracılığı ile hareket eden araçlardan olması, özellikle belirli ticari amaç dahilinde kullanılabildiği de kuşkusuz bu minvalde aracın gerek davalı sigorta şirketi tarafından belirlenen piyasa rayiç değerinin 750.000,00 TL olarak belirlenmesi gerekse dosya bilirkişisinin 700.000,00 TL olan tespitleri dahilinde aracın kazalı halinin rayiç değerinin 600.000,00 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından dosyaya yansıyan piyasa rayiç değerlendirilmesi 600.000,00 TL olarak belirlendiğini belirlenen bu miktarın açıklama bölümünde aracın hasarsız değeri olarak 600.000,00 TL belirleme yapılmasının da hatalı olduğunu, aynı bilirkişi bu aracın emsal araştırmasında aracın hasarsız değerine ilişkin 700.000,00 TL tespitte de bulunduğunu, gerekçeli kararda bu belirlemeye yapılan itirazların neden dikkate alınmadığının da belirtilmediğini, temerrüt tarihi ve faiz türünün hatalı olduğunu, zararın evrakların teslimi ve zararın eksper vasıtası ile tespiti sonrasında eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 gün içinde sigortalıya ödemek zorunda olduğunu, kasko ekspertiz raporu ile zararın belirlemesi yapılmış bu tarihten sonra en geç 10 iş günü içinde ödeme yapılmasının zorunlu olduğunu, dolayısıyla zararın ekspertiz tarafından belirlendiği tarih olan 24.03.2023 tarihinden 10 iş günü sonrasına denk gelen süre artık sigorta şirketinin temerrütünü doğurduğundan bu süre sonrasında faizin başlaması gerekirken yazılı gerekçe ile 45 sonra temerrüte düşeceğinin belirlenmesi hatalı olup, kararın öncelikle bu sebeple bozulması gerektiğini, aracın kullanım şekli ve kullanım amacı aynı zamanda mahkemenin görevsizlik kararındaki gerekçeler ile genişletilmiş kasko poliçesindeki bilgiler ve sözleşme içeriği, ruhsat bilgileri göz önüne alındığında aracın ticari amaç ile kullanıldığında da şüphe bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı yan kasko sigortalı aracın çift taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise araç sürücüsünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, hasarın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olup olmadığı, yasal sınırın üzerinde alkollü ise kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise araçta oluşan hasar miktarı, faiz başlangıç tarihi ve türü hususlarından kaynaklanmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmadığından sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu, aracın pert olduğu hususları kesinleştiğinden davacı vekilinin istinaf itirazı üzerine bu hususlarda yeniden inceleme yapılması yoluna gidilmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, kasko sigortalı aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değerinin 600.000,00 TL, sovtajın 250.000,00 TL, davacı zararının ise 350.000,00 TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi raporu zarar yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değerinin araca eşdeğer ilanlar, piyasa araştırmaları gözetilerek tespit edildiği gibi, rapor sigortalı araç hasar fotoğrafları, kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağı ile de uyumludur.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek zarar miktarı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı gibi, taraflar da tacirdir. Bu durumda mahkemece, hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar).
Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak 14/02/2023 tarihini belirtmiş, bedel artırım dilekçesinde de aynı tarihi faiz başlangıç tarihi olarak bildirmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan miktara başvuru tarihinden 45 gün sonra olduğu tespit edilen 05/08/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
TTK'nun 1427. maddesinde, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar).
Dava konusu zararın meydana geldiği olay, 14/02/2023 tarihinde meydana gelmiştir. TTK'nun 1446/1. maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği hükme bağlanmıştır. Kasko sigortası genel şartları B.1. maddesinde ise sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirim yapmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Anılan başvuru tarihinden itibaren 45 gün sonra alacak muaccel hale gelecek ve davalı temerrüte düşecektir. Somut olayda ise, anılan tarihten daha önceki bir tarih olan 24/03/2023 tarihinde kasko ekspertiz raporu düzenlenmiştir. Bir başka anlatımla davacının başvurusu üzerine 45 günlük süre sona ermeden 24/03/2023 tarihinde davalı sigorta şirketi hasara ilişkin incelemesini tamamlamıştır. Bu durumda, anılan tarihten itibaren 10 iş günü içerisinde davalı sigorta şirketinin ödeme yapma yükümlülüğü bulunmakta olup, bu sürenin sonu olan 08/04/2023 tarihinde davalı temerrüte düşmüştür.
Bu durumda mahkemece, olay tarihinden itibaren TTK'nun 1146. maddesine göre yapılacak ihbardan sonra 45 günün sonunda ihtara gerek kalmaksızın davalı temerrüte düşecek ise de, 45 günden önce davalı yanın hasara ilişkin incelemeyi tamamladığının 24/03/2023 tarihli kasko ekspertiz raporundan anlaşıldığı, davalının bu tarihten itibaren 10 iş günü içinde ödeme yapması gerektiği, bu sürenin sonu olan 08/04/2023 tarihinde davalının temerrüte düştüğü, anılan tarihin mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiği, artırılan bedel yönünden de aynı tarihin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınacağı gözetilmeden faiz başlangıç tarihi yönünden temerrüt tarihinden daha sonraki bir tarihin esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden KISMEN KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/11/2024 tarih 2024/73 Esas 2024/1227 Karar sayılı kararının faiz başlangıç tarihi ve türü yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
B)1-Davanın KABULÜNE, 350.000,00 TL'nin 08/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 23.908,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 853,88 TL harç ile 5.123,25TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 17.931,37 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 853,88 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 38,40 TL vekalet harcı ile 5.123,25 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.246,98 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 86,00 TL tebligat ve posta gideri ile 5.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.690,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 56.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
C)1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 390,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.