Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İzmir Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararını, cezanın belirlenmesinde TCK 61e aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılması sebebiyle bozmuştur.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının yargılama sürecindeki usuli işlemler ve delil elde etme yönünden hukuka uygun olduğu kabul edilmesine rağmen, temel cezanın belirlenmesinde Anayasanın 138. maddesi ve Türk Ceza Kanununun 61. maddesindeki cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlere aykırı olarak suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilip alt sınırdan uzaklaşılması hukuka aykırı bulunarak, ilk derece mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/25804 E.  ,  2026/11086 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1229 E., 2022/1316 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/394 E., 2021/153 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve
63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet
kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü diğer nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.