Hırsızlık suçunda sanığın eski hale getirme ve temyiz talebinin yetkisiz Bölge Adliye Mahkemesince reddi ile savunma hakkı kısıtlamasına rağmen duruşmasız bozma kararı verilmesi.
Özet: Sanığın kararı öğrenmesi üzerine yaptığı eski hale getirme ve temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, bu konuda karar verme yetkisi Yargıtaya ait olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin eski hale getirme istemini reddeden kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirtilmiştir; ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin, sanığın etkin pişmanlık ve savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan önemli usul eksiklikleri (tanık dinlenmemesi) nedeniyle ilk derece mahkemesi hükmünü duruşma açmaksızın bozmasının, Ceza Muhakemesi Kanununda sayılan sınırlı bozma nedenlerine uymadığı ve bu durumun dosya üzerinden değil, yargılamanın yenilenmesi suretiyle giderilmesi gerektiği vurgulanarak, Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki bozma kararının da yasal dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/26884 E.  ,  2026/7171 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1695 E., 2021/1888 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen kararın sanık müdafiine tebliğ edildiği; ancak sanık müdafiinin kararı temyiz etmediği, sanığın kararı öğrenmesi üzerine verdiği 27.02.2023 tarihli eski hâle getirme ve temyiz talepli dilekçesi hakkında, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarihli ve 2021/1695 Esas, 2021/1888 Karar sayılı ek kararı ile sanığın eski hâle getirme isteminin reddine karar verildiği, sanığın bu ek kararı da süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla; eski hâle getirme hususunda karar verme yetkisi 5271 sayılı CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğundan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 28.02.2023 tarihli ek kararının hukukî değerden yoksun olması sebebiyle anılan ek karar kaldırılıp, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.02.2022 tarihli, 2019/573 Esas ve 2022/119 Karar sayılı ilâmı uyarınca, sanığın öğrenme üzerine 27.02.2023 tarihli temyiz isteminin ve eski hâle iade talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, kararın kendisine usulüne göre tebliğ edilmediği, temyiz hakkını kullanamadığı, yasa yolunun açılmasını istediği, 7188 sayılı Kanunun uygulanmasını istediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanunu’nun 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/752 Esas, 2020/121 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.12.2020 tarihli ve 2020/749 Esas, 2020/2861 Karar sayılı kararı ile, "Dosya tüm olarak incelendiğinde; olay tarihinde gece sayılan zaman dilimi olan saat 03:00 sıralarında sanık ...'ın müştekinin evine balkon kapısından girerek ... marka cep telefonunu hırsızlayıp tanık olarak adı geçen ...'e sattığı, olay sonrası yakalandığında, telefonu sattığı yeri göstererek müştekiye telefonun iadesini sağladığı, meydana gelen zararı gerek hazırlık soruşturması sırasında gerekse kovuşturma evresinde gidermek istediği hususunda beyanda bulunduğu, bu nedenle öncelikle dosyada cep telefonunu satın aldığı söylenilen ...'in tanık olarak dinlenilerek zararının giderilip giderilmediğinin, giderilmemiş ise sanığa zararın giderilmesi hususunda makul bir süre verilip etkin pişmanlık yönünden imkan tanınması gerektiği anlaşılmakla, Tanık ...'in dinlenilmemesi nedeniyle CMK'nın 210 maddesine aykırı olarak duruşmada hazır edilerek dinlenilmemesi, CMK'nın 289/1-e.maddesinde yazılı duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda yargılama yapılması olarak" değerlendirilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahâlede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.12.2020 tarihli ve 2020/749 Esas, 2020/2861 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2021/106 Esas, 2021/248 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği farklı gerekçe ile Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.