Kadastro tespiti sonucu hazine adına tescilini isteyen davacı ile zilyetlikle kazanım iddiasındaki davalı ve asli müdahil arasındaki, orman niteliğindeki taşınmazda mülkiyet uyuşmazlığına dair temyiz.
Özet: Dava konusu 435,56 m²’lik taşınmazın kadastro tespiti sırasında Hazine adına yazılmasına itiraz eden davalı belediye ve asli müdahilin, taşınmaz üzerinde zilyetliğe dayalı kazanım şartlarının oluştuğu iddiaları, ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmiştir; zira bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarına göre taşınmazın 2006 yılına kadar kesintisiz zilyetliğinin gerçekleşmediği, 1992 yılına kadar bitişiğindeki devlet ormanının devamı niteliğinde ağaçlık ve çalılık vasfında olduğu, dolayısıyla evveliyatı orman olan yerlerde zilyetlikle kazanımın mümkün olmadığı gerekçesiyle taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1257 E., 2025/298 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro MahkemesiSAYISI : 2020/60 E., 2023/33 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşmasız olarak ve asli müdahil ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 14 69... parsel sayılı 435,56 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve itiraz üzerine kadastro komisyon kararı ile davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 14 69... parsel sayılı taşınmazda davalının çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunmadığını ileri sürerek, tespitin iptaliyle taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; taşınmazın adına kayıtlı olan 14 69... parselin devamı niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazı 30 yılı aşkın süredir taşınmazı ile birlikte kullandığını ileri sürerek, taşınmazın kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde uzun yıllardır köy tüzel kişiliğinin zilyetliğinin bulunduğunu, tüzel kişiliğin zilyetliğinin kalkmasının ardından ise ...'nın zilyetliğinin devam ettiğini, taşınmazın köy halkınca çeşitli amaçlar ile kullanıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın 2006 yılına kadar tamamına ilişkin kesintisiz zilyetliğin gerçekleşmediği, taşınmazın ağaçlık, çalılık vasfında olduğu, tespit tarihi itibarıyla davalı ve asli müdahil lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca 20 yıllık zilyetlik süresinin gerçekleşmediği "gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine, tespitin iptaliyle dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 22.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda 2006 yılına kadar taşınmazın kullanılmadığı, 2006 yılından sonra asli müdahilin talep ettiği kısmın temizlenerek kullanılmaya başlandığı, 2017 yılı sonrasında mevcut hale dönüştüğünü, rapora ekli 1940, 19 68... hava fotoğraflarında taşınmazın bitişiğindeki Devlet ormanının devamı şeklinde doğal yoldan yetişen ağaç ve ağaççıklarla kaplı olduğu, bu hususun açıkça fotoğraflardan anlaşıldığı, 10.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da taşınmazın 1940, 19 73... yıllarında doğal yoldan yetişen ağaç ve ağaççıklarla kaplı olduğu, 2006 yılında ise su deposunun yapıldığı geri kalan kısmın yine doğal yoldan yetişen ağaç ve ağaççıklarla kaplı olduğunun rapor edildiği, dava konusu taşınmazın 1992 yılına kadar bitişiğindeki Devlet ormanının devamı niteliğinde olduğu, asli müdahilin talep ettiği alanın 2006 yılından sonra üzerindeki orman ağaçları temizlenerek bahçe haline getirildiği, evveliyatı orman olan taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, zilyetlikle kazınım koşulları oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davalı ... vekili ile asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır köy tüzel kişiliğinin zilyetliğinde olduğunu, köy tüzel kişiliğinin kaldırılması üzerine taşınmazın zilyetliğinin belediyeye geçtiğini, taşınmazın köy halkınca ve belediyenin çeşitli amaçları ile kamu yararı kapsamında kullanıldığını ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda zilyetlik şartlarının oluştuğunu, taşınmazın orman sınırları içinde kalmadığını, orman vasfına haiz olmadığını, kültür arazi vasfında olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı taraf ve asli müdahil ... yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.