Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kaçakçılık suçunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirterek dosyanın doğrudan temyiz için Yargıtaya iadesine karar verdi.
Özet: Kaçakçılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın denetim süresinde yeniden suç işlemesi üzerine açıklanan mahkûmiyet kararının, istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önceki usul hükümleri çerçevesinde temyiz incelemesine tabi olması gerekirken, istinaf yoluna gidilerek verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuken geçersiz olduğu kabul edilerek, dosyanın temyiz tebliğnamesi düzenlenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/496 E., 2025/2089 K.SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılarak sanığın beraati, suça konu eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıAdana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 07.11.2025 tarihli ve 2025/496 Esas, 2025/2089 Karar sayılı kararının katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2015 tarihli ve 2015/276 Esas, 2015/469 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, anılan hükmün katılan ... İdaresi vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2020 tarihli ve 2016/42316 sayılı yazısı ile "5607 sayılı Kanun'da 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" nedeniyle mahkemesine iade edildiği ve yeniden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek itiraz edilmeden 18.11.2021 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suçu 11.01.2023 tarihinde işleyerek verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşerek ihbarı üzerine Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/597 Esas, 2024/909 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, Her ne kadar anılan hükümde istinaf yasa yolu gösterilmiş ise de; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesinde "Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme karşısında; hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından kurulan 07.11.2025 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu cihetle, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/597 Esas, 2024/909 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemine ilişkin olarak tebliğname düzenlenmesinin ardından Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, Oy çokluğuyla 05.05.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI DÜŞÜNCE5235 sayılı Adli Yargı ilk derece mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve incelemeye konu açıklanan hükmün açıklanma tarihinin 12.12.2024 olduğu gözetildiğinde, kanun yolunun doğru belirlendiği ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın isabetli olduğu ve onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.