Ankara Bölge Adliye Mahkemesinden haksız fiil kaynaklı trafik kazasıyla oluşan araç hasarı, değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, bir trafik kazası sonucu oluşan araç hasarı, değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarının tazmini talebiyle açılan asıl ve birleştirilen davalarda, ilk derece mahkemesinin davalı aracı sürücüsünü %100 kusurlu bularak davacıya belirlenen tamir bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet bedellerini avans faiziyle birlikte ödenmesine hükmettiği karara karşı, davalının aracın kazadan önce kiralanmış olması nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığı, değer kaybı talebinin pert araç nedeniyle haksız olduğu ve hasar bedelinin fahiş olduğu gerekçeleriyle yaptığı istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesindeki işleten sorumluluğu hususu başta olmak üzere istinaf sebeplerinin değerlendirildiği bir inceleme sürecini anlatmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/339 - 2026/1125T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/339 KARAR NO : 2026/1125T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26.12.2024NUMARASI : 2023/1311 Esas 2024/1420 KararASIL DAVA DOSYASINDA ;İHBAR OLUNAN : BİRLEŞTİRİLEN ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/943 ESAS, 2024/851 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 18.06.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29.06.2026İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.08.2022 tarihinde, davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın, davacıya ait ...plakalı araca çarparak olay yerinden de ayrılmış olduğunu, davacıya ait aracın meydana gelen kaza sonucu hasarlandığını, değer kaybına uğramış olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik 150.000,00TL hasar bedeli ve 100,00TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinde işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile, talebini hasar bedeli için 199.956,00 TL’ye, değer kaybı için 150.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın şirketlerine ait olup 12.08.2022 tarihinde, yani kaza tarihinden önce ... 'ya kiralanmış olduğunu, davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, aracın hasar durumuna göre aracın pert olup olmadığının da dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülen hasar bedelinin de fahiş ve kabul edilir olmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleştirilen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının aracının onarımı süresince aracından yararlanamaması nedeniyle zarara uğradığını belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca 100,00TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinde işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile, talebini 14.775,00 TL'ye yükseltmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete ait araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının hesaplanması yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava açılmadan önce dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan onarım bedeli ödemesinin tenzil edildiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, 199.956,00TL bakiye hasar bedelinin olay tarihi olan 18.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 150.000,00TL değer kaybı bedelinin olay tarihi olan 18.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; birleştirilen davanın kabulüne, 14.775,00TL mahrumiyet bedelinin olay tarihi olan 18.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı asıl dava yönünden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın davalı şirket adına kayıtlı olduğunu ancak şirket tarafından kazadan önce uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ...’ya kiralandığını, bu nedenle davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, davacıya ait aracın pert olduğunu, bu nedenle değer kaybı talep edemeyeceğini, bilirkişi raporuyla belirlenen hasar bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tamir bedeli ve değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.1-2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır.Somut olayda, davacının aracının hasarlanmasına neden olan ... plakalı aracın davalı şirket adına kayıtlı olduğu, 12.08.2022 tarihinde 7 günlük rent a car sözleşmesi ile ...’ya kiralandığı ileri sürülerek davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığı ileri sürülmüşse de, davalı tarafça sunulan kira sözleşmesinin içeriği ve süresi itibariyle davalı şirketin işleten sıfatını ve sorumluluğunu ortadan kaldıracak ve 3. kişileri bağlayacak niteliğinin bulunmadığı, davalı şirket ile kiracının iç ilişkileri yönünden hukuki değerinin bulunduğu, davalı şirketin zarar gören davacıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.2-Davacının aracında meydana gelen değer kaybının belirlenmesi yönünden konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, aracın onarım bedelinin 299.956,00 TL olarak hesaplandığı, aracın kaza tarihi itibariyle ikinci el rayiç değerinin 950.000,00 TL olduğu gözetildiğinde aracın tamirinin ekonomik olduğu, bu nedenle aracın pert total kabul edilmesi gerektiğine yönelik davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde düzenlendiği, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu görülmekle davacının hesap raporuna yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 23.905,49 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.976,40 TL'nin mahsubu ile kalan 17.929,09 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.