T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle açılan manevi tazminat davasında tarafların istinaf başvurularının incelenmesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonucu cismani zarar gören motosiklet sürücüsü davacının, diğer aracın sigorta şirketine açtığı manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin %50 kusurlu bulunan davacıya %17 maluliyet oranı üzerinden 190.000 TL manevi tazminat hükmetmesi üzerine, davacının tazminat miktarını az bulması ve faiz başlangıcına itirazı, davalının ise tazminatın fahiş olduğu, müterafik kusur indirimi ve maluliyet raporlarındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği iddialarıyla yaptığı istinaf başvurularını ve tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirme aşamasını içermektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/346 - 2026/1208
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/346
KARAR NO : 2026/1208
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16.01.2025
NUMARASI : 2024/111 Esas 2025/44 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 26.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2023 tarihinde, davacı ... ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken, davalı tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalanan otomobil ile çarpışması neticesinde, yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, davacının zararından davalının sorumlu olduğu belirterek, başkaca sorumlulara karşı başvuru, dava ve her türlü yasal hakları ile diğer tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı ... ... için 250.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın usulüne uygun başvuru yapmadığını manevi zarar miktarının çok fazla talep edildiğini, kusur oranının tespiti gerektiğini, müterafik kusurun tespiti gerektiğini, koruyucu ekipman takıp takmamasına göre indirim yapılması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın çift taraflı trafik kazası neticesinde, yaralanmaya dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinde manevi tazminatın teminat kapsamında olduğunun görüldüğü, davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Süleyman Demirel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca 23.05.2024 tarihinde düzenlenen raporunda bedensel özür oranının %17 olduğu, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespitlerine yer verildiğinin anlaşıldığı, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; davacı sürücü ... ...'nın %50 oranında kusurlu olduğu, sürücü ... ... ... %50 oranında kusurlu olduğu bildirildiği, davalı vekili müterafik kusur indirimi talep etmiş ise de buna ilişkin delil dosyaya sunmadığı gibi davacının vücudundaki yaralanmaların vücudun alt kısmı olan bacak ve ayak bölgesinde meydana geldiği anlaşıldığından, davalının, davacının koruyucu ekipman takmadığına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, davacının kusur durumu ve maluliyet durumuna göre manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “Davanın kısmen kabulü ile;190.000-TL tutarındaki manevi tazminatın 15.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; manevi tazminat miktarın fahiş miktarda eksik tayin edildiğini, davalının asli ve tam kusurlu olduğu nazara alındığında hakkaniyete uygun olmadığını, hükmedilen faizin avans olması, faiz başlangıcının da kaza tarihi olması gerektiğini, davalı lehine vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; takdir edilen manevi tazminatın amacına uygun takdir edilmediğini, fahiş olduğunu, zenginleşmeye neden olacak şekilde takdir edildiğini, tarafların sosyal ekonomik durumunun nazara alınması gerektiğini, daha önce medikal eksperden alınan maluliyet raporunda %15 engel oranına göre tazminat ödendiğini, bu raporun esas alınması gerektiğini, ayrıca raporlar arasında %17 ve %15 olması nedeniyle çelişki olduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusuru olması nedeniyle de tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının kaza esnasında koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının da belirsiz olduğunu, tazminattan makul bir miktar indirim yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemidir. Mahkemece, çift taraflı meydana gelen araç kazasından, her iki tarafında kavşakta ışık ihlalinde bulunması ile kazanın araç sürücülerinin eşit kusuru ile meydana geldiğini kabul ederek alınan maluliyet raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
1-Taraflarca kazanın meydana gelmesinde kusur duruma itiraz etmişler ise de, kavşak noktasında meydana gelen trafik kazasının her iki araç sürücüsünün ışık ihlalinde bulunması ile kavşak içerisinde meydana gelmiş olduğunun kamera kayıtları ile tespit edilmiş olmasına, ışık ihlalinde bulunan her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu sayılmasının da, oluşa uygun olmasına göre tarafların kusur oranına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi, davacının mevcut yaralanmasına göre davacının müterafik kusuru kanıtlanamadığından, davalının müterafik kusurunun nazara alınması gerektiğine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş ise de, maluliyet raporunun alanında uzman doktorlarında bulunduğu heyetçe, tedavi evrakları, son durumu değerlendirilmek suretiyle tanzim edilmiş olmasına, manevi tazminat istemli davada, medikal eksperden alınan %15 engel oranı ile %17 tespit edilen engel oranı arasındaki farkın çelişki sayılabilecek nitelikte olmamasına göre davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna göre, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı tarafından manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmamasına göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3-Davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56/1 maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat aynı anda tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının, %17 oranında maluliyeti meydana gelmiş ise de, davacının istinaf dilekçesinde iddia ettiğinin aksine trafik kazasının davacının ve sigortalı araç sürücüsünün eşit kusuru ile meydana geldiği anlaşılmaktadır. Sigorta Şirketi hakkında açılacak manevi tazminat istemli davada da, sigorta poliçesindeki teminat limiti değil, zarar veren ve zarar görenin sosyal ekonomik durumu nazara alınarak, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetilerek karar verilebilecektir. Bu durumda, manevi tazminatı gerektiren eylemin, taksirli eylem olması yanı sıra, kazanın oluş şekli ve her iki tarafında eşit kusurlu olmasına göre, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetildiğinde, takdir edilen manevi tazminatın uygun olmadığı, 130.000,00 TL manevi tazminatı TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde hak ve nesafete daha uygun olacağından, davalının manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
3-Davacı vekilinin, karşı taraf lehine takdir edilen vekalet ücretine yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde,14.03.2025 tarihli 32841 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas - 2024/226 Karar sayılı, 25.12.2024 tarihli kararı ile, manevi tazminat davaları yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326.maddesinin 2. fıkrasındaki, “davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır” düzenlemesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmi Gazetede yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle de iptal kararının yürürlüğe girdiği, 08.01.2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yapılan değişiklik ile de, manevi tazminat isteminin reddi halinde hükmedilecek vekalet ücretini düzenleyen AAÜT'nin 10/2. maddesinin yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda eldeki davada, manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı lehine yargılama gideri ve davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmeyeceğinden, davacının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç bulunmamasına göre kararın, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine, buna göre davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı yararına 130.000,00 TL manevi tazminat takdiri ile fazlaya ilişkin istemin reddine, AYM'nin iptal kararı nazara alınarak yargılama giderinden sorumluluk belirlenerek, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 130.000-TL tutarındaki manevi tazminatın 15.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli 8.880,30 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL'nin mahsubu ile kalan 8.026,42-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına,
3-853,88-TL Peşin ve 427,60-TL başvuru harcı ile 60,80-TL vekalet harcı olarak alınan 1.342,28‬-TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacının dosya, pul, davetiye, yazışma ücreti olarak sarf ettiği 3.235TL ile 3.900-TL ATK rapor ücreti, 775 tl ön rapor ücreti, 6.000-TL maluliyet raporu ücreti olmak üzere toplam 13.910‬-TL yargılama giderinin, manevi tazminat koşulları oluştuğundan ve talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olduğundan, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-AAÜT‘nin 10. maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- 6325 sayılı yasanın 18/A (11, 13) maddeleri uyarınca arabulucu ücreti olarak ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile Maliye Hazinesine irad kaydına,
II- İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-İstinaf edenler tarafından yatırlan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 30,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.713,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 360,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 2.043,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.