Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satıştan doğan tazminat davasında talep edilen ihtiyati haczin yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddine dair ilk derece kararını onadı.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satımdan kaynaklanan tazminat davasında istenen ihtiyati haciz talebine ilişkin istinaf başvurusunu değerlendirmiştir; ilk derece mahkemesi, alacağın yaklaşık ispat koşullarının sağlanmadığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmişti. Davacı taraf, davalının haksız ve kötü niyetli eylemleri sonucu zarara uğradığını ve koruma tedbiri olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ederken, davalı ise ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını savunmuştur. İstinaf mahkemesi, somut olayda alacağın muaccel olmadığından, varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğinden ve davalının mal kaçırdığına dair somut delil sunulmadığından hareketle, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığına kanaat getirerek, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi kararını onamıştır.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO :.KARAR NO :.T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...) *ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : .NUMARASI : .DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... .DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ : .Davacı taraf Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kayıtlı bir tazminat davası açmış, davalı tarafın mal kaçırma hazırlığı içerisinde olduğunu, borcun ödenmesi için yapılan sözlü taleplerin neticesiz kaldığını, vadesi gelen alacağın rehinle temin edilmediğini ileri sürerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece talep değerlendirilmiş, talebin haklılığının yaklaşık ispat ölçüsü ile ispatlaması gerektiğini, bu aşamada alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat bulunmadığı, yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesiyle ...tarihli ara kararla talebin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş, ihtiyati haczin bir koruma tedbiri olduğunu, yargılamanın her aşamasında verilebileceğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin satış direktörü ... ile yapılan görüşme sonrasında davacı şirketin vade uzatım talebinin kabul edildiğini, bu kapsamda teminat mektuplarının yanı sıra ... TL toplam değeri olan çekler teslim edildiğini, davalı şirketin yine de alacağın tahsilinden endişe duyması üzerine DBS ödeme sistemine geçilmesi teklif edildiğini, ödemelere yönelik ek süre alınmasına, bu konuda toplantı tutanağı tanzim edilmesine ve davalı şirkete DBS sisteminin teklif edilmesine rağmen davalının teminat mektuplarını paraya çevirdiğini, bu haksız ve kötü niyetli eylemin davacıyı zora soktuğunu, henüz teslim edilmeyen ürünlere yönelik ödemeler tahsil edilmesinin yanı sıra, müvekkil şirket banka limitlerini kullanamaz ve ticaret yapamaz hale getirildiğini, davalı şirketten ....TL tutarında alacaklı olduklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf istinafa cevap vermiş, ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşmediğini, davalı şirketin hiçbir zaman kaçma veya mal kaçırma eğiliminde olmadığını, tüm tutarsızlıklara rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi halinde müvekkil şirket aleyhine kurulan hükmün gereklerini yerine getirebilecek halde olduğunu, ihtiyati haciz talebinde hukuki bir yarar olmadığını savunmuştur. Talep; derdest davada verilen ihtiyati haczin reddi ara kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.2004 sayılı İİK'nın 257/1 inci maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2 inci maddesinde; "(1)Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; (2)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder" şeklinde belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince, tarafların durumu, alacaklı olup olmadığı hususunda yaklaşık ispat bulunmadığı, ihtiyati haciz talebinin yargılamaya muhtaç sonuçlarının olduğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Yaklaşık ispatta hâkim, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmelidir. Diğer bir ifadeyle, iddia edilen olayın doğru olma ihtimali, doğru olmama ihtimaline göre ağır basmalıdır.İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1 inci maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkeme alacağın gerçekte var olup olmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapmakla yükümlü değildir.Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde ise; somut olayda, dosyadaki bilgi, belgelere ve özellikle tarafların iddia ve savunmalarına göre, bu aşamada alacağın muaccel olduğundan bahsedilemeyeceği, ayrıca alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla da yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, bunun yanında davacı yanca davalının kaçtığı, mallarını gizlediği ve kaçırdığına ilişkin somut bir iddia ve delilin de ileri sürülmediği ve bu haliyle de yerel mahkemece verilen ihtiyati haczin reddine ilişkin kararın isabetli olduğu anlaşılmış ve davacı yanın istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince, oybirliği ile esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-)Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ......¸(e-imzalıdır) ...Katip ... ¸(e-imzalıdır)