Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanan silahlı terör örgütü üyeliği mahkumiyetinde, temel cezanın teşditinde yetersiz gerekçeyle hukuka aykırı şekilde fazla ceza tayini nedeniyle Yargıtay 3. Ceza Dairesi hükmü bozdu.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının istinaf yoluyla onanmasına rağmen, Yargıtay yaptığı incelemede yargılama sürecinin usulüne uygun olduğunu ve toplanan delillerin hukuka uygun olduğunu tespit etmiştir; ancak, temel cezanın belirlenmesinde Anayasanın 138. maddesi, TCKnın 61. ve 3. maddelerindeki cezanın bireyselleştirilmesi ile orantılılık ilkelerine aykırı şekilde yetersiz gerekçeyle fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle hükmü bozmuş ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/862 E., 2022/137 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2018/604 E., 2021/89 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanıklar ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında temel ceza tayin edilirken; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; dosya içerisinde bulunan deliller dikkate alındığında yetersiz gerekçe ile teşditin derecesinde hataya düşülerek temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.