Sosyal Güvenlik Kurumunun hak düşürücü süre ve davalı sıfatı itirazlarına rağmen, sigortalının işe giriş bildirgesi ve tanık beyanlarıyla hizmet tespitinin yasalara uygun bulunarak mahkeme kararının onanması.
Özet: Davacı tarafından açılan hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesinin 1988 yılındaki kısa süreli bir çalışmanın tespitine karar vermesinin ardından, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun hak düşürücü süre ve delil yetersizliği iddialarıyla istinaf ve temyiz yoluna başvurmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesinin işe giriş bildirgesi ve tanık beyanlarına dayanarak çalışmanın sabit olduğuna hükmederek istinaf talebini esastan reddetmesi ve Yargıtayın da Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak onamasıyla, davacının 1988 yılındaki çalışması kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1248 E., 2025/1822 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş MahkemesiSAYISI : 2018/183 E., 2024/92 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...’na ait market iş yerinde 01.03.1988-05.03.1988 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş; tam ıslah dilekçesi ile davacı tarafça yargılama sırasında Kuruma ödenen isteğe bağlı sigorta primlerinin iadesini de istemiş; daha sonra primlerin iadesi talebinden feragat etmiştir.II. CEVAPDavalı ... davaya cevap vermemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, işe giriş bildirgesinin çalışmanın mevcudiyeti yönünden yalnız başına yeterli kabul edilemeyeceğini, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kısmen kabulüne; davacının isteğe bağlı sigorta kapsamında ödediği primlerin iadesine ilişkin talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının davalı ...'na ait .. sicil numaralı işyerinde 01.03.1988 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari prime esas kazançla çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamından davalı iş yerinden davacının 01.03.1988 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin 31.03.1988 tarihinde Kuruma verildiği ve bu bildirgeye istinaden davacıya .. sigorta sicil numarasının verildiği, davalı iş yerinden davacı adına bildirim olmadığı, davacı vekilinin 25.10.2023 tarihli dilekçesiyle davacının isteğe bağlı sigorta kapsamında davalı Kuruma ödenen primlerin Kurumdan tahsili istemine ilişkin talebinden feragat ettiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının hüküm altına alınan şekilde çalışmasının sabit olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili özetle,1.Davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini,2.Müvekkili Kurumun ancak fer'i müdahil olarak katılabileceği bir davada davalı olarak gösterildiğini,3.Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmayıp Mahkeme kararının kaldırılması ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini,4.Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, kusuru da bulunmadığından yargılama gideri ve ücreti vekâlet ile sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.