Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, elden ödenen ücret, haklı fesih ve işçilik alacakları davasında üçlü vardiyadaki genel fazla çalışma ispatı yetersizliği nedeniyle kısmi bozma kararı.
Özet: Davacı işçinin gizli ücret ödemeleri, eksik sigorta bildirimi ve ödenmeyen fazla mesai iddialarıyla kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ve fazla çalışma alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, tanık beyanları ve dosya kapsamına dayanarak davacının haklı fesihle iş akdini sonlandırdığını, eksik ödenen ücret ve yıllık izin alacakları bulunduğunu kabul etmiş; ancak Yargıtay, davalının üçlü vardiya sisteminde çalıştığı sabit olmasına rağmen, genel fazla mesai iddiasının somut delillerle ispatlanamadığına hükmederek, yalnızca ayda bir gün belirli bir sebeple yapılan fazla çalışmanın ispatlandığını belirterek kararı kısmen bozmuştur.
9. Hukuk Dairesi         2026/4620 E.  ,  2026/3820 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI : 2025/376 E., 2026/50 K.
DAVA TARİHİ : 19.10.2021
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 19.01.2013-06.01.2019 tarihleri arasında şef yardımcısı olarak çalışıp işten ayrıldığını, 09.03.2019 tarihinde tekrar işe başladığını, 06.09.2021 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin en son 5.067,00 TL ücret aldığını, ücretinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini, aradaki farkın elden ödendiğini, müvekkili fazla çalışma yaptığı hâlde karşılığının ödenmediğini, müvekkilinin kullanmadığı 18 gün yıllık ücretli izin hakkı olduğunu, 2021 yılı Ağustos ayında ücretinin asgari ücret kadar kısmının bankaya yatırıldığını ancak elden ödenen kısmının ödenmediğini, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacıya ücretinin tam ve zamanında banka aracılığıyla ödendiğini, davacının ücret alacağı bulunmadığını, davacının tüm yıllık ücretli izinlerini kullandığını, müvekkili Şirkette üçlü vardiya usulü çalışma yapıldığını, davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli kararı ile; tanık beyanlarından ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğinin anlaşıldığı, davacının kıdemi, yaptığı iş, emsal ücret araştırmaları ve Türkiye İstatistik Kurumu verileri ortalaması nazara alınarak davacının ücretinin iddia olunan ücret olan çıplak brüt 7.087,61 TL olduğu kanaatine varıldığı, ... Kurumu (SGK) kayıtlarında davacının ücretinin Mahkemece kabul edilen ücretten düşük olduğu, tanıkların salgın döneminde ayın tamamında çalışmalarına rağmen sigortalarının eksik gösterildiğini beyan ettikleri, davacının da ayın tamamında çalışmasına rağmen 2020/04- 2021/06 döneminde prim günlerinin SGK'ya eksik bildirildiğinin görüldüğü, davacının ödenmeyen fazla çalışma alacaklarının varlığı da kabul edildiğinden davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının işyeri özlük dosyasında yıllık ücretli izin kullanım belgesi bulunmadığı, ücretinin ödendiğinin de ispat edilemediği, davacının 18 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacının ücret alacağının bulunduğu, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında davacının ödenmeyen fazla çalışmasının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 16.06.2025 tarihli kararı ile; yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamından davacının ödenmeyen ücret alacaklarının olduğu, iş sözleşmesini davacının eylemli şekilde haklı olarak feshettiği, bu doğrultuda verilen İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı, davacı tanıklarının dava konusu dönemlerde davacı ile birlikte aynı ortamda çalışmış olmaları dolayısıyla çalışma koşullarını ve fesih şeklini bilmeleri, beyanlarının dosya kapsamı ile desteklenmesi karşısında beyanlarına itibar edilmesinde isabetsizlik görülmediği, tanıklar M.U, E.E. ve E.K'nın açtıkları davalarda verilen kararların kesinleştiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, dosya kapsamında mevcut davacı tanık beyanlarından, davalı işyerinde üçlü vardiya sistemi ile çalışıldığının sabit olduğu, davacının vardiya düzenini aşar şekilde çalıştığı hususunda davacı tanık anlatımlarının beyanı dışında yazılı bir delil veya somut güçlü delil bulunmadığı, bu nedenle davacının üçlü vardiya düzeninde fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığının kabul edilmesi gerektiği, ancak davacının üçlü vardiya düzeni dışında ebat değişim günlerinde ayda bir gün 24 saat çalıştığı, günlük 10 saat ara dinlenme süresinin düşümü ile ayda bir gün 14 saat çalıştığı dosya kapsamına göre ispatlandığından fazla çalışma ücreti alacağının buna göre hesaplanıp varsa hüküm altına alınması gerektiği, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Emsal ücret araştırmasının hatalı bir şekilde yapıldığını,
2. Tanık beyanlarına kuşku ile yaklaşılması gerektiğini, iki tanığın davacı ile aynı bölümde çalışmadığını, bir tanığın ise 2019 yılına kadar davacı ile birlikte çalıştığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.