Haklı nedenle iş sözleşmesini fesheden işçinin kıdem, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve prim alacakları taleplerinin istinaf tarafından onanması.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı işçinin davalı şirkette çalışırken iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi üzerine açtığı kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ile prim alacakları davasında; ilk derece mahkemesi davacının alacaklarının bulunduğunu ve feshin haklı nedene dayandığını kabulle davanın kısmen kabulüne karar vermiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ve prim alacaklarına hak kazandığı, ödenmeyen alacaklar nedeniyle feshin haklı olduğu gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğuna hükmederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/3130 E.  ,  2026/3816 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2036 E., 2025/2598 K.
DAVA TARİHİ : 29.03.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/126 E., 2023/268 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.07.2015-18.02.2021 tarihleri arasında davalı Şirkette satış yönetmeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, fazla çalışma yaptığını, 1 Ocak ve dinî bayramların iki günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerinin tamamını kullanamadığını, prim ödemesinin eksik yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ile prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının satış danışmanı olarak çalıştığını, davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, davacının prim alacağına ilişkin iddialarının yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu, yerleşik içtihatlar gereği feshe gerekçe gösterilen nedenlerden birinin ispat edilmiş olması halinde feshin haklı nedene dayandığının kabulü gerekeceği, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebeple feshedildiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının bakiye 21 gün karşılığı yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, davacının prim alacağı bakımından iddiasını ispatladığı, prim ücretinin ödendiğinin ispat yükü kendisinde olan davalı yanca ispat edilemediğinden davacının ödenmeyen prim alacağının bulunduğu, davacının tanık beyanlarıyla ispat edilen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 09.07.2015-18.02.2021 tarihleri arasında çalıştığı, satış bölümünde olan davacının ücret bordroları incelendiğinde, birkaç istisna dışında her ay farklı tutarlarda prim aldığı, davacının satışa göre prim aldığı sonucuna göre, temel ücretinin garanti ücret artı satış primi şeklinde olduğu tespitinde hata olmadığı, hem davacı hem de davalı tanığının beyanına göre davacının talebi aşılmadan yapılan hesaplamada hata olmadığı, bordrolarda tahakkuk bulunan ayların hesaplamadan dışlandığı, davacı tanığının kendi çalışma şekline göre mola süresini beyan ettiği, dolayısıyla işbu hususun davacı aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında artırıma karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davacının hafta tatili çalışması yaptığını salt kendi tanık beyanlarına göre değil davalı tanığının beyanına göre de kanıtladığı, hafta tatili çalışmasından kaynaklı izin kullandırılmasının yasal olarak mümkün olmadığı, bu nedenle kayıtlara göre davacının hafta tatili ücret alacağının hesaplanmasında hata olmadığı, tanıkların açık beyanlarına göre davacı ile çalıştıkları süre ile orantılı ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanmasında hukuka aykırı bir yön olmadığı, davacının kullandırıldığı ispat edilemeyen izin alacağının hüküm altına alınmasında hata olmadığı, prim alacağı bakımından Mahkemece tüm deliller ve seri davalar değerlendirilerek varılan sonuçta hata olmadığı, davacının ödenmeyen ücret nevi alacaklarından ötürü iş sözleşmesini feshetmesinin haklı nedene dayandığı, kıdem tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,
2. Davacının haklı neden olmaksızın iş sözleşmesini feshettiğini, kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini,
3. Davacının fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacağı bulunmadığını,
4. Müvekkili işyerinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını,
5. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını,
6. Müvekkili Şirkette prim uygulaması bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ücret miktarı, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, davacı son üç çeyreklik prim olarak kendisine 1.038,00 TL ödeme yapıldığını, 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında 43 adet araç satışı gerçekleştirmiş olmasına rağmen çok az prim aldığını, bu ödemenin elden ve eksik yapıldığını ileri sürerek prim alacağı talebinde bulunmuş; davalı, davacının son üç ayda izin kullandığını, bu dönemde 43 araç satışı gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davacının talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; işyerinde prim uygulamasının olduğunun ve bir kısım primlerin elden ödendiğinin dinlenen tanık anlatımlarından anlaşıldığı, yine kayıtlardan anlaşıldığı üzere bir kısım prim ödemelerinin davacıya ödendiği, davacının 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayına ait primlerin ödenmediği iddiası karşısında, sunulan belgelerden bu aylar dışında neredeyse tüm aylarda davacıya prim ödemesi yapıldığı, Yargıtay uygulamalarına göre davacı tanığının en aleyhe beyanları esas alındığında, davalı adına en lehe değerlendirme ile yapılan bir kısım ödeme de mahsup edildiğinde yapılan hesaplama ile oluşan miktar bakımından iddianın usulünce ispatlandığı gerekçesiyle prim alacağı hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince ise prim alacağı bakımından İlk Derece Mahkemesince tüm deliller ve seri davalar değerlendirilerek varılan sonuçta hata olmadığı kabul edilmiştir. Ne var ki varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının elden daha fazla ödeme alması gerektiği iddiasına yönelik somut, hesaplamaya elverişli delil dosyada bulunmadığı belirtilerek, davacı tanığı M.E'nin 2017 yılına kadar çalışması olduğu gözönüne alınarak ve bu tanığın beyanından yola çıkılarak, 2017 yılındaki çalışma dönemine ilişkin beyan edildiği kabul edilen prim oranlarını, davacının talep ettiği 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına oranlama yoluyla farazi bir şekilde hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafça prim alacağına ilişkin başkaca delil dosyaya sunulmamış olup, tanık beyanlarına göre varsayımsal şekilde yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulması mümkün değildir. Davacının ispatlanamayan prim alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.