Silahlı terör örgütü üyeliği suçunda sanığın etkin pişmanlık beyanlarının eksik değerlendirilmesi ve cezanın orantısız tayini nedeniyle mahkumiyet kararının bozulması.
Özet: Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet kararının bozulmasına karar verilmiş olup; temyiz aşamasında sanık tarafından sunulan etkin pişmanlık beyanlarının sanık duruşmada hazır edilerek ayrıntılı alınmaması ve verilen bilgilerin faydalılığına ilişkin değerlendirme yapılmaması, cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığa fazla ceza tayin edilmesi, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin göz ardı edilmesi ve hükümde uygulama maddesi hatası bulunması bozma gerekçeleri olarak gösterilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/9 E., 2022/677 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 15. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2021/57 E., 2021/293 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4, 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz istemlerinin reddine, ancak; 1. Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın, sanık ve müdafiisi tarafından temyiz kanun yolu aşamasındaki 28.04.2026 tarihli dilekçelerinde, TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri kapsamında sanığın örgüt mensuplarıyla ilgili tekrardan bilgi vermek istediğini bildirmesi karşısında; hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilip, sanığın duruşmada hazır edilip ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınarak, verdiği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığının ve eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediğinin ilgili birimlerden sorulmasından sonra bir değerlendirilme yapılarak sonucuna göre hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221/4-2. cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin azami hadden veya daha makul oranda uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; a. Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi, b. Etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında TCK’nın 221/5 maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, c. Sanık hakkında belirlenen cezada 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince indirim yapılması sırasında uygulama maddesi olarak aynı Kanun’un ikinci cümlesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.