Yabancı bayraklı yatta kaptan olarak çalışan işçinin haksız fesih iddiasıyla açtığı kıdem, ihbar, yıllık izin ve ücret alacağı davasında görev ve zamanaşımı itirazlarının incelenmesi.
Özet: Davacı bir yat kaptanının, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği ve ücret alacaklarının eksik ödendiği iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin ve fazla çalışma alacakları talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi, davacının iş ilişkisi ve feshin haksızlığını tespit etse de, alacak miktarlarını bilebilecek durumda olması nedeniyle davanın belirsiz alacak değil kısmi dava olduğu kabul edilerek davalının zamanaşımı itirazının ıslahla artırılan kısımlar ile belirli bir tarihten önceki ücret alacakları için geçerli bulunması sonucu, fazla çalışma talebi reddedilerek dava kısmen kabul edilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2325 E., 2025/566 K.DAVA TARİHİ : 09.12.2016İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 15. İş MahkemesiSAYISI : 2018/87 E., 2025/196 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ABD bayraklı ............. isimli yatta 25.06.2015 tarihinde kaptan olarak çalışmaya başladığını, aylık ücretinin 5.000,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin 01.09.2016 tarihinde davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, aylık ücretlerinin tam olarak ödenmediğini, davalının kendisine ait yatlarda davacıyı kaptanlık haricinde yatların bakımı, onarımı, genel temizliği ve takibini yapmakla da görevlendirdiğini, davacının hem karada hem denizde davalının iş takipçiliğini de yaptığını, çalışma süresince fazla çalışma yaptığını ancak karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ve eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazlarının bulunduğunu, dava tekne sahibi sıfatıyla davalıya karşı açılmış ise de teknenin davalıya değil, ABD menşeli ve orada mukim .............. ................. Firmasına ait olduğunu, davalıya tekne maliki sıfatıyla husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, davacı 25.06.2015-01.09.2016 tarihleri arasında söz konusu teknede yat kaptanı olarak çalıştığını iddia etmekteyse de gemiadamı belgesinin süresinin 2015 yılında bittiğini, davacının 2016 yılında yat kaptanlığı yapmasının mümkün olmadığını, davacının sadece tek bir sefer sırasında kendi ricası üzerine yat kaptanı olarak transit log belgesinde gösterildiğini, bunun dışında teknede kaptanlık yapmadığını, davacının marinada daha birçok teknede olduğu gibi dava konusu teknede de zaman zaman temizlik ve getir götür işleri yaptığını, bu işlerin arızi nitelik gösteren ve bir işverene bağlı olmaksızın bağımsız faaliyet şeklinde gerçekleştiğini, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihlerde başka birçok teknede iş yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 09.12.2016 tarihinde açılan davanın ilk olarak İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/599 Esas sırasına kayıt edildiği, 05.10.2017 tarihinde dava konusu geminin yabancı bayraklı olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 4/1 hükmüne göre deniz taşıma işi yapmadığı, turistik maksatla kullanılan yat olduğu, davacının 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında değil 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla davaya bakmaya iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın 20.03.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi üzerine dosyanın iş mahkemesine geldiği, davacının davalı işyerinde 25.06.2015-01.09.2016 tarihleri arasında turistik amaçlı özel yat kaptanı olarak çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği ispatlanamadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı tarafça ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davacı yanca davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmişse de davacının miktarını bilmediği sosyal hak iddiası bulunmadığı, hizmet süresini ve aylık ücret miktarını bildiği, bu hususların taraflar arasında tartışmalı olmasının davanın belirsiz alacak olarak kabul edilmesini gerektirmediği nazara alınarak kıdem ve ihbar tazminatı yönünden davanın kısmi dava olduğunun kabulüyle davalının zamanaşımı def'inin değerlendirildiği, 25.10.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 15. maddesi ile 4857 sayılı Kanun'a eklenen ek madde doğrultusunda değerlendirme yapıldığında, ıslahla talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı ve sadece dava dilekçesinde talep edilen tutarda kıdem ve ihbar tazminatının tahsiline hükmedildiği, ücret alacağı yönünden de dava kısmi dava kabul edilerek davalının zamanaşımı def'inin değerlendirildiği ve buna göre 27.10.2019 tarihinden önceki alacakların zamanaşımına uğradığı, ıslahla talep edilen alacağın tamamı zamanaşımına uğradığından, sadece dava dilekçesi ile talep edilen tutarda ücret alacağına hükmedildiği, davacının kullanmadığı yıllık ücretli izinleri karşılığı yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, ispatlanamayan fazla çalışma ücreti talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen bazı kalemler yönünden kısmi dava kabul edilerek ıslaha karşı zamanaşımı def'inin esas alınmasının ve davacının mağdur edilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu,2. Dava tarihinde zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, süre daha sonra 5 yıla tâbi olmuş ise de dava belirsiz dava olduğu için zamanaşımına tâbi olunmayacağını, 29.01.2025 tarihinde ıslah dilekçesi sunulan davada Mahkemece ıslah ile artırılan kısımlar için zamanaşımı nedeniyle ret kararı verildiğini, fesih sonrası hemen açılan davada yargılamanın uzamasında davacının kusuru olmadığını, uzayan yargı sürecinden ötürü ıslah talebinin ancak yapıldığı tarihte mümkün olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle ret kararını kabul etmediklerini, bu itirazlarına dair istinaf talebinin de incelenmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava türü, zamanaşımı ve dava konusu alacakların miktarı hususlarına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde talep ettiği tüm alacak kalemleri bakımından davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. İlk Derece Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatları ile eksik ödenen ücret alacağı talepleri kısmi dava olarak nitelendirilmiş; davalının ıslaha karşı zamanaşımı def'i gözetilerek ıslah yoluyla artırılan kısımların zamanaşımı nedeniyle reddine hükmedilmiş, yıllık ücretli izin alacağı yönünden ise davanın belirsiz alacak davası olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince de bu değerlendirme isabetli bulunmuş ise de söz konusu nitelendirme hatalı olmuştur. Dairemizin görüşüne göre talep edilen kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin ve eksik ödenen ücret alacağı bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilmesi hatalı olmakla birlikte (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı) söz konusu alacaklar bakımından dava tarihi itibarıyla hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddine ilişkin bozma kararı verilmediğinden ve Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı sürpriz karar verme yasağına ilişkin kararları gözetildiğinde somut dava, hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatları ile eksik ödenen ücret alacağı talepleri yönünden de belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, davalının ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'ine değer verilerek sonuca gidilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeple;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.