6100 sayılı HMKnın yargı yolu dava şartı hükümlerinin 1086 sayılı HUMK döneminde açılan davalarda uygulanamayacağı ve görevsizlik kararında vekalet ücreti takdiri zorunluluğu.
Özet: Yerel mahkeme, bir işçinin ihbar ve yıllık izin alacağı davasını, uyuşmazlığın iş kanunundan değil idari bir sözleşmeden kaynaklandığı ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davanın eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açılmış olmasına rağmen yerel mahkemenin yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki yargı yolunun caiz olması hükmünü hatalı şekilde uyguladığını belirlemiştir. Yargıtay, bu temel hatanın yeniden yargılamayı gerektirmediğine hükmederek, karardaki davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi eksikliğini düzelterek yerel mahkeme kararını onamıştır.

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:Davacı, ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağını talep etmiştir.B) Davalı Cevabının Özeti:Davalı, davanın reddini istemiştir.C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın iş kanunundan kaynaklanmadığı, idari bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmakla, idari yargı görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmiştir.D) Temyiz:Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:Dava 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK) döneminde 22.09.2010 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yargı yolunun dava şartı olduğuna yönelik bir düzenleme mevcut değildir. 01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/b maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK 448.maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 Sayılı HMK hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2.maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, 6100 Sayılı HMK’nın yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur. Kanun açıkça istisna getirdiğine göre dava şartı olarak düzenlenen yargı yolunun caiz olması müessesesinin 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalarda uygulanması mümkün değildir. 05.11.1945 tarih ve 25/10 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararına göre, görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle davanın reddine ve dava dosyasının görevli mahkemeye tevdiine ilişkin kararlar, bunları veren mahkemeler yönünden nihai kararlar olup, dava böyle bir karara bağlanıncaya değin, mahkemece yapılmış olan giderlerin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi HUMK.nun 4 17... maddeleri gereğidir. Her mahkeme, kendi yargılama masrafları ve avukatlık ücretini başka bir mahkemenin takdir ve hükmüne bırakmayıp, son karar ile hüküm altına alır. Davalı avukatla temsil olunduğuna göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi hükmü çerçevesinde lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.Diğer yandan görevsizlik aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olup, idari yargı yolundan dolayı görevsizlik kararı verilmesi halinde dosyanın talep halinde idare mahkemesine gönderilmesi mümkün değildir. Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 436/2 (6100 sayılı HMK 370/2.) maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararda hüküm kısmının 2. Paragrafının hükümden çıkarılmasına,2. paragraf olarak “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı, tarifenin 12. Maddesinin uygulanmasına engel teşkil ettiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7.maddesi gereği 1.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” yazılmasına Hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.