Avukatın, ayıplı araç davası yürüttüğü müvekkilinden haksız azil sonrası doğan akdi ve ilam vekalet ücreti alacağı davası.
Özet: Bir avukat, şifahi olarak akdedilen avukatlık hizmet sözleşmesi uyarınca ayıplı araç davasında müvekkilini başarıyla temsil edip araç değişimi kararı aldırarak icra takibine başladığı ancak haksız yere azledildiğini ileri sürerek, akdi ve ilam/icra vekalet ücretlerinin tahsilini talep etmiştir; müvekkil ise avukatın görevi ihmal ettiğini, kendisini bilgilendirmediğini, rızası dışında icra takibi başlattığını ve sürecin takibinde kusurlu davrandığını savunarak azlin haklı olduğunu ve vekalet ücreti anlaşması olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1138 E., 2025/944 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Tüketici MahkemesiSAYISI : 2023/169 E., 2024/203 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; müvekkili ile davalı arasında şifahi olarak akdedilen avukatlık hizmet sözleşmesi uyarınca 01.09.2016 tarihli vekaletname ile davalının, ... Oto A.Ş'den satın aldığı aracın imalattan kaynaklı gizli ayıplı olması nedeni ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi konusunda dava açmak üzere müvekkilinin yetkilendirildiğini, müvekkilinin, bu husususta dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda mahkemece 18.10.2018 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 27.11.2018 tarihinde Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2018/13773 E sayılı dosyası üzerinden borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin davalının bilgisi dahilinde olduğunu, müvekkilinin, mahkeme kararının icrası için yapılması gereken tüm işlemleri başlattıktan sonra borçlu tarafından mahkeme kararının istinaf edildiğini ve icra dosyasına da teminat yatırılarak tehiri icra kararı alındığını, bu süreç içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldığından aracın bedel belirleme işlemlerine devam edilemediğini, ancak davalının 12.02.2021 tarihli azilname müvekkilini haksız bir şekilde azlettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 10. Tüketici Mahkemesinin 2018/87 E. sayılı dosyasının takibinden kaynaklı akdi vekalet ücreti için şimdilik 20.000,00 TL ve bu dosyadaki ilam vekalet ücreti olan 28.798,43 TL'nin, Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2017/13773 E. sayılı dosyasının takibinden kaynaklı akdi vekalet ücreti için şimdilik 20.000,00 TL, bu dosyadaki icra vekalet ücreti için şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 88.798,43 TL'nin azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre akdi vekalet ücretleri %16 olacak şekilde toplam 674.399,15 TL vekalet ücretinin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının bir kısım beyan dilekçelerini tarafına mail atması ve kendisinin de ona cevap vermesinin dosyayı fiziki olarak takip ettiği anlamına gelmediği gibi böyle bir zorunluluğunun da bulunmadığını, davacının ayıplı mal davasına ilişkin kararı bilgisi ve onayı dışında takibe koyduğunu, hiçbir şekilde bilgilendirme yapmadığını, 08.10.2020 tarihinde yazılan Ankara 10. Tüketici Mahkemesi kararını tebliğe çıkartmaktan kaçındığını, gerek ayıplı mal dosyası ve gerekse icra dosyasının fiziki incelemesi üzerine; davacının sözle ve yazılı mesajlarla uyarıldığını ve son olarak 08.01.2021 tarihli ihtarname ile uyarıldığını ve uyarılara rağmen görevini yapmaması üzerine azledildiğini, davacı tarafından ne kesinleştirilmiş bir dosya ne de tahsil aşamasına gelen bir dosya bulunmadığını, tespit davası masraflarını eda davasında takip etmeyerek somut zarara sebebiyet verdiğini, Ankara 10. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/87 Esas sayılı dosyasına ilişkin mahkeme kararının lehe olması halinde kararın takibe konulmayacağı talimatına rağmen davacının rıza ve onay almadan takip başlattığını, davacının kusurlu davranışıyla kaldırma kararı sonrası Ankara 10. Tüketici Mahkemesinin 2019/280 Esas sayılı dosyasına ilişkin kararı de tebliğe çıkarmaktan kaçındığını, kararın tebliğinden sonra da asıl dava dosyasını istinafta iken hiçbir şekilde takip etmediğini, davacının avukatın taşınır teslimine yani aracın misli ile değişimine ilişkin icra emri göndermediği gibi bu hususu da uzun süre sakladığını, takip dosyasında 09.09.2019 tarihi itibariyle herhangi bir teminat bulunmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 01.12.2020 günlü icranın geri bırakılmasına dair kararına itiraz etmediğini, davacı ile müvekkili arasında akdi vekalet ücreti ödenmesi yönünde bir anlaşma bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; delil tespiti masraflarının esas davada talep edilmediği savunmasında misli ile değişim talepli davanın 02.03.2017 yılında ikame edildiği ve azlin 12.02.2021 tarihinde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, aradan geçen işbu uzun sürenin tüketici tarafından evvelce özen yükümlülüğüne aykırı davranış olarak değerlendirilmediğinin kabul edilmesi ve aksi kabulün hakkın kötüye kullanılması kapsamında olacağı, kendi rızası hilafına olarak ilk derece mahkemesinin kararının icraya konulduğu savunmasında ilamın icraya konulmasının avukatın özen borcu kapsamında vekaletin ruhuna uygun olan bir iş olduğu, takibin 27.11.2018 tarihinde başlatıldığı ve tüketicinin, avukatına sunduğu ve icradan sarfı nazar edilmesi yönündeki talimat mesajlarının 09.10.20 20... .01.2021 tarihli olduğu, takipten çok sonra verilen talimatın avukat aleyhine yorumlanamayacağı, ilamının tebliğe çıkartılmasında 6 gün gecikme yaşandığı, bu sürenin makul olduğu, davalının güven ilişkisinin nasıl zedelendiğini ortaya koyamadığı, icra takibinin yaklaşık dokuz ay boyunca takipsiz bırakıldığını savunmuşsa da icranın geri bırakılmasına dair karar bulunması ve tüketicinin avukatına icra takibi yapılmaması yönündeki talimatları bulunduğu, davalının davacıya yemin teklif ettiği, avukatın vekalet görevini eksiksiz şekilde yerine getirdiği noktasında duruşmada yemin ettiği, azlin haksız olduğu, davacının avukatın davasını ispatladığı, avukatın uyuşmazlık konusu dosyalarda olağanın üstünde bir emek ve mesaisi olmayıp mutat görevini yerine getirdiği, bu sebeple akdi vekalet ücretinde %10 oranın kabul edildiği, 14.08.2023 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, Ankara 10. Tüketici Mahkemesinin 2017/87 Esas sayılı dosyası kapsamındaki vekalet ücreti istemine ilişkin olarak: 29.069,19 TL'nin, 20.000,00 TL'sine dava, bakiyeye ise ıslah tarihinden itibaren, 28.798,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2018/13773 Esas sayılı dosyası kapsamındaki vekalet ücreti istemine ilişkin olarak 300.370,27 TL'nin, 20.000,00 TL'sine dava, bakiyeye ise ıslah tarihinden, 118.497,58 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin azlin haksız olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizliğin bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, azlin haklı olduğunun ispatlanamadığı, davacı avukatın takip ettiği dosyalar kapsamındaki emek ve mesaisi dikkate alındığında Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesindeki asgari oran olan %10'dan ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmadığı, Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, talep edilen miktarlar yönünden davalının dava ve ıslah tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün iddia ve ispat edilemediği, dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihinden, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili; ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi talepli dava dosyasında iki kere yargılama yapıldığını, müvekkilinin her iki yargılamanın sonuna kadar davalıyı temsil ettiğini, Mahkemece dava değerinin %10'u oranında avukatlık ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin vekalet ücreti alacaklarının azil tarihinde muaccel olduğunu, faiz başlangıç tarihinin de azil tarihi olması gerektiğini ileri sürerek; kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili; Mahkemenin yetki konusunu çözmeden ve herhangi bir karar vermeden davayı sonuçlandırdığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında "mahkemenin azlin haksız olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır." denilmişse de işbu kanıya nereden varıldığının anlaşılamadığını, dilekçeler aşaması tamamlanmadan, ön inceleme yapılmadan, davanın tarafları dinlenilmeden dosyanın tahkikat aşamasına geçilerek bilirkişiye tevdi edildiğini, hukuki nitelendirme ve değerlendirmenin bilirkişilerin görevi olmamasına rağmen bilirkişilerin adeta kendilerini mahkemenin yerine koyarak azlin haksız olduğunu değerlendirdiklerini, ek bilirkişi raporunda log kayıtlarının değerlendirmeden ek rapora aynen eklendiğini, takipte kesinleşen miktar 3.037.364,34 TL olduğu belirtilerek hesaplama yapıldığını, ancak Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2023/157608 E sayılı dosyasının borçlusunun icra dosyasında belirlenen 3.037.364,34 TL miktara itiraz ettiğini, bedelin henüz kesinleşmediğini, davacının tespit masraflarını talep etmeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin bu hususu azil tarihinde öğrendiğini, davacının 9 ay boyunca derdest olan takip dosyasında işlem yapmadığını, davacının onaysız icra takibi başlattığını ve taşınır ile ilgili takipte dosyayı sürüncemede bıraktığını, ayıplı mal davasına ilişkin Ankara 10. Tüketici Mahkemesinin 2019/280 E, 2020/348 K sayılı ilamının 08.10.2020 tarihinde yüklendiğini, davacının bunu yükleme tarihinde bilmesine ve görevi olmasına rağmen kararın tebliğe çıkarılması için kaleme talep göndermediğini, kararın 19.10.2020 tarihinde tebliğe çıkartıldığını, icra dosyasını incelediğinde, herhangi bir teminat olmadığını gördüğünü, ancak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2020/2034 E sayılı doyasında icranın geri bırakılmasına dair bir kararı bulunduğunu, davacı ile akdi vekalet ücreti almayacağı yönünde anlaştıklarını, davacının gerçeğe aykırı yemin ettiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2024-3/31837 soruşturma numaralı dosyasında ve Ankara Barosunun 1 ... numaralı soruşturma dosyasında davacı hakkında yaptığı şikayete ilişkin soruşturma sonuçlarının beklenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacak istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, Mahkemenin yetkili olduğu, davalı tarafından yapılan azlin haklı olduğunun ispatlanamadığı, Mahkemece yapılan hesaplamada ve emek-mesai dikkate alınarak takdiren %10 oranında akdi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı, davacının davalıyı dava açılmadan önce temerrüde düşürmediği, dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihinden, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yerinde ve hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. fıkrası uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.