Tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı tapu iptal ve tescil veya tazminat davasında, taşınmazın düzeltme sonrası satın alınması sebebiyle esastan reddi gereken talebin zamanaşımından reddi yönündeki kararın sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunarak onanması.
Özet: Tapu sicilindeki hata nedeniyle taşınmaz alanının küçüldüğünü iddia eden davacının, tapu iptali veya tazminat istemiyle açtığı davanın, alt mahkemelerce feragat ve zamanaşımı gerekçeleriyle reddedilmesine rağmen, Yargıtay tarafından davacının taşınmazı kadastral düzeltme işleminden sonra edindiği ve fiilen düzeltilmiş haliyle satın aldığı gerekçesiyle esastan reddedilmesi gerektiği; ancak alt mahkemelerin nihai ret kararının sonucu itibarıyla doğru bulunması nedeniyle temyiz başvurusunun reddedilerek hükmün onandığı bir davadır.
5. Hukuk Dairesi         2025/4842 E.  ,  2026/363 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2102 Esas, 2025/55 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/576 Esas, 2023/116 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tapu iptal ve tescil yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, tazminat talebi yönünden ise davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul ili, ............ ilçesi, .............
köyü 1916 parselinde kayıtlı taşınmazdaki .......... adına kayıtlı
200/2960 hissesini 17.09.2015 tarihinde satın aldığını, belediyeden şifahi olarak taşınmazın 2960 m² olan alanının 561,50 m² olduğunu öğrendiğini ve 200 m² olarak satın aldığı alanın kadastro çakışmaları sonucunda
küçüldüğünü, 1916 parsel yönünden kadastral binme nedeniyle yada başkaca hangi
neden ile olursa olsun öncelikle küçülen miktar kadar tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptal ve tescil yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, tazminat talebi yönünden ise davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mülkiyet hakkına dayandırılan bu davanın, herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceğinin kabulü gerektiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerine esasa girilerek zararın tazminine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza resen düzeltme işleminin yapıldığı ve kesinleştiği 2003 yılından itibaren 10 yıllık süre içinde dava açılmaması nedeniyle bu sürenin de geçtiği, davalı Hazinenin de zamanaşımı itirazında bulunduğu gözönüne alındığında davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 2960 m² yüzölçümüne sahip dava konusu taşınmazın 28.11.1962 tarihli işlem ile hükmen dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiği, taşınmazın mükerrer ölçülen kısımlara isabet eden yüzölçümü iptal edilerek 01.05.2003 tarihli tashih işlemi ile dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 561,50 m² olarak düzeltildiği, davacının ise dava konusu taşınmazın 923/74000 hissesini 17.09.2015 tarihinde satın aldığı anlaşılmıştır.
3. Davacının dava konusu taşınmazı düzeltim işleminden sonra 561,50 m² olarak satın aldığından davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de verilen karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma konusu yapılmamıştır.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.