İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin inşaat sözleşmesinden kaynaklanan %3 stopaj kesintisinin iadesi talepli itirazın iptali davasında yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğduğu iddia edilen %3 stopaj kesintisinin haksız yapıldığı ve iadesi gerektiği iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının sürecini özetlemektedir. Davacı, yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğunu savunurken, davalı taraf kesintinin sözleşme şartlarına uygun yapıldığını, tahsil edilen stopajın vergi dairesine yatırıldığını ve davacının zaten vergi dairesinden kısmi iade aldığını ileri sürmüştür. Yerel mahkeme, tarafların sözleşmeye uygun hareket ettiğini, davalının haksız zenginleşmediğini ve davacının kısmi iade aldığını belirterek davanın reddine karar vermiş; bu karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/973
KARAR NO:2026/1051
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/09/2021
NUMARASI:2020/161 Esas, 2021/935 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, inşaat sözleşmesi kapsamında fazladan kesildiği iddiası ile %3 oranında yapılan stopaj kesintisinin iadesi amacıyla başlatılan icra takiben itirazın iptali davası olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 20.03.2015 tarihli Gebze .... Noterliğinin ... yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği, davalı tarafın yapılan sözleşmeyi lehine yıllara yaygın inşaat işi olarak değerlendirmek suretiyle davacıdan stopaj kesintisi yaptığı, kesintilerin iadesi için vergi dairesine başvuruda bulunulduğu, ancak vergi dairesinin iade etmediği, taraflar arasında akdedilen Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi olduğunu, söz konusu işin taahhüde bağlı olarak yapılması, inşaat ve onarım işinin başkasının nam ve hesabına yapılması ve karşılığında hakedişe bağlı bir istihkak ödemesinin ortaya çıkması ile mümkün olduğunu, yine bu kapsamda Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın ilgili özelgesine göre stopaj kesintisi yapmaması gerektiğini, davalı tarafından haksız olarak yapılan stopaj kesinti alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine durdurulan takibin devamına, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, davalı tarafça yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın, dava değeri olan 4.300.743,39 TL üzerinden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacı ile davalı arasındaki akdedilen sözleşmede iki tarafın mali müşaviri stopaj kesintisinin nasıl yapılacağına dair sözleşmeye madde koyulduğunu, sözleşmenin emanet usulü inşaat yapım sözleşmesi olduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafından hakedişlere istinaden düzenlenen %3 stopajlı faturalardan kesilen stopajların vergi sorumlu olarak ilgili adına vergi dairesine yatırılmasının zorunlu olduğu, kesilen tüm stopajların tamamının davacı adına ilgili vergi dairesine yatırıldığı, bu nedenle davalı nezdinde davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, ayrıca stopajın iadesi için vergi dairesine dilekçe sundukları, vergi dairesi davacının talep etmesi halinde iade edileceğini söylendiğini, bu nedenle davacının stopajın iadesi için ilgili vergi dairesine başvuru bulunup bulmadıklarının araştırılmasını talep ettiklerini beyan ederek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olup, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının davacıya ödenecek tutardan yaptığı kesintinin sözleşmenin 8. maddesine uygun yapıldığı, her iki tarafın da mali müşavirleri mevcut olup, tacir olarak gerekli araştırmayı yapmaları, sözleşmeyi hazırlarken sözleşmenin türünü, hakediş ödemelerinin nasıl olacağını, gelir vergisinin nasıl ödeneceğini belirlemelerinin bekleneceği, tarafların 2015 yılında sözleşmeyi birlikte imza ederek uyguladıkları, 2018 yılı sonuna kadar bu hususta bir ihtilaf da yaşanmadığı, vergi dairesinin “bu inşaat işinin yıllara sari inşaat ve onarım işi sayılmaması, bu sebeple de yapılacak hakediş ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatının fazla ve yersiz tahsil edilen vergi olarak değerlendirilmesi gerektiği” tespitinin davalının kusurundan kaynaklanmadığı, davacı anonim şirket, yetkilisi marifetiyle imzaladığı hile, aldatma unsuru taşımayan sözleşme maddesi sebebiyle, bu maddeye uygun davranmış olan davalı tarafa kusur atfedemeyeceği, yine davalının sebepsiz zenginleştiği bir durum da olmadığı, stopaj kesintilerini davacı adına beyanname ile vergi dairesine gününde yatırdığını, davacının da başvuruda bulunarak fazladan yatırılmış 3.509.479,80TL'nin 2.485.786,28 TL'sini nakit olarak iade aldığı, 314.570,68 TL'sinin kendisinin geçmiş dönem SGK borçlarına mahsup edildiği, bakiye kısmın da gerekli incelemelerden sonra iade edileceğinin bildirildiği, davacının bu tutarı, sanki davalı uhdesinde kalmış gibi davalıya karşı yapacağı icra takibi ile istemesi haklı olmadığı belirtilerek takibin haksız olduğu ve davanın reddi gerektiği, ancak davacının takibi haksız ve kötü niyetle yaptığı da ortaya konulamadığından davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmediği belirtilerek karar tesis edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, sözleşmenin bütün aşamalarında davacı müvekkilinden basiretli tacir gibi davranılması beklenirken, davalı tarafın da basiretli tacir gibi davranmasını beklemeden, sırf sözleşmeye göre hareket ettiğinden bahisle kendisine kusur izafe edilmeyeceğini kabul etmenin eşitlik ilkesi bakımından hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar sözleşme gereği yapılacak işler VUK m. 42'nin kapsamında değerlendirilmediği halde sözleşmede yanlış bir şekilde sanki işler VUK m. 42 kapsamında olacakmış gibi yazılmış ise de, sonradan bu hata müvekkil firma tarafından fark edilerek davalı tarafın uyarıldığını, hatta davalı tarafın ileri bir zamanda konuyla ilgili Vergi Dairesinden konuya ilişkin bilgi istediği, vergi dairesi tarafından kendisine, Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 20/02/2012 tarihli ve B.07.1. GİB.4.06.16.01-120 [42-11/4]-252 sayılı özelge örneği ile cevap verildiği ve davalı şirketin şirketimize yaptığı ödemeler üzerinden stopaj kesintisi yapmaması gerektiğini belirtildiği, davalı taraf bütün uyarılarımıza rağmen haksız bir şekilde stopaj kesintilerine devam ettiği, yerel mahkeme her ne kadar davalı tarafın sebepsiz zenginleşmediğini bu yüzden müvekkil firmanın herhangi bir alacağının söz konusu olmadığını belirtmiş ise de, müvekkil firmanın meydana gelen olayda reel bir zararının söz konusu olduğu gerçeği görmezden geldiğini, davamızın tamamı reddedildiği için karşı vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerekirken, nispi hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı vekili özetle, taraflar arasındaki 20/03/2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafça yıllara sari inşaat işi olarak yorumlanması sonucu %3 stopaj kesintisi yaparak hakedişini eksik ödediğini, vergi dairesine iade almak için başvurduğunu ancak alamadığını, davalının haksız kesintisi sebebiyle zarara uğradığını ileri sürmüştür. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, davalı tarafça yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın, dava değeri olan 4.300.743,39 TL üzerinden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili özetle, aradaki sözleşmenin emanet usulü inşaat yapım taahhüt sözleşmesi olduğunu, stopaj kesintisinin nasıl yapılacağına dair sözleşmeye madde koyduklarını, yaptıkları kesintinin tamamen sözleşme hükümlerine ve VUK’na uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece özetle, davalının davacıya ödenecek tutardan yaptığı kesintinin sözleşmenin 8. maddesine uygun yapıldığı, tarafların 2015 yılında sözleşmeyi birlikte imza ederek uyguladıkları, 2018 yılı sonuna kadar bu hususta bir ihtilaf da yaşanmadığı, hile, aldatma unsuru taşımayan sözleşme maddesi sebebiyle bu maddeye uygun davranmış olan davalı tarafa kusur atfedilemeyeceği, yine davalının sebepsiz zenginleştiği bir durumun da olmadığı, stopaj kesintilerini davacı adına beyanname ile vergi dairesine gününde yatırdığını, davacının da başvuruda bulunarak fazladan yatırılmış 3.509.479,80TL'nin 2.485.786,28 TL'sini nakit olarak iade aldığı, 314.570,68 TL'sinin kendisinin geçmiş dönem SGK borçlarına mahsup edildiği, bakiye kısmın da gerekli incelemelerden sonra iade edileceğinin bildirildiği, davacının bu tutarı, sanki davalı uhdesinde kalmış gibi davalıya karşı yapacağı icra takibi ile istemesi haklı olmadığı belirtilerek davanın reddine karar vermiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası incelendiğinde, 10/02/2020 tarihli takip talebi ile 306 adet asıl alacak kalemi toplamı 3.509.452,79 TL ile işlemiş faizleri ile birlikte toplamda 4.300743,39 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği görülmüştür. 02/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının davacı adına 3.509.479,80 TL stopaj tutarını keserek davacı adına vergi dairesine yatırdığını, davacının 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde kesinti yolu ile ödenen vergiler kısmında iade talebinde bulunduğu, 07/12/2020 tarihinde 314.570,68 TL si davacı şirketin SGK borçlarına, 2.485.786,28 TL si de davacı şirkete nakden iade edildiğini, bakiye alacak tutarının da vergi müfettişlerince yapılacak incelemeden sonra mahsup edileceğini, davacının davalıdan bir alacak talebinde bulunamayacağını, davalının davacı adına vergi yatırmış olmasında davalının da bir menfaatinin olmadığını belirtmişlerdir.İstinaf konusu hususlar ele alındığında;İlk derece mahkemesinin kararında da belirtildiği üzere, davacı yüklenicinin hakedişlerinden davalı iş sahibinin %3 oranında vergi kesintisi (stopaj) yaparak davacı adına idareye ödeneceği Sözleşmenin 8.maddesi ile hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla davalı iş sahibince yapılan kesintiler sözleşmeye uygundur. Davacı taraf, her ne kadar sonradan yapılan işin stopaja tabi olmadığının davalı tarafından öğrenildiğini ileri sürerek buna ilişkin olarak idarece düzenlenen Özelgeye dayanmış ise de, bahsi geçen 645871 sayılı Özelgenin tarihi 02.09.2020, davalının idareye başvurarak yanlışlıkla ödenen stopajın davacıya iadesini istediği tarih ise 08.10.2020'dir. Davacı tarafından başlatılan icra takibinde dayanak belgelerden davalının en son 26.12.2018 tarihinde stopaj kesintisi yaptığı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla, davalının ve davacı tarafın yapılan işin stopaja tabi olmadığını öğrenmelerinden sonra davalının yaptığı bir kesinti söz konusu değildir. Bu itibarla davacının istinaf talebi yerinde değildir.Davacı vekili, her ne kadar vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını ve tazminat davasının bütünüyle reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, işbu dava tazminat davası olmayıp, iş bedeli alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Bu nedenle vekalet ücretinin ilk derece mahkemesince doğru hesaplandığı değerlendirilerek bu yönden de istinaf gerekçesi kabul edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/09/2021 tarih ve 2020/161 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.