Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı maddi tazminat davasında sigorta şirketinin sorumluluğu ve maluliyet hesaplamalarına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu yaralanan davacının maddi tazminat talebiyle açtığı davanın ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilerek davalı sigorta şirketine 310.286,89 TL ödenmesine hükmedilmesi üzerine, davalı sigorta şirketinin bu karara karşı istinaf başvurusunu ve sunduğu gerekçeleri özetlemektedir; davalı, sigortalı sürücünün kusursuz olduğunu, dolayısıyla kendilerinin sorumlu olmadığını, maluliyet ve aktüer raporlarının hatalı olduğunu, faiz hesaplamasının yanlış yapıldığını ve davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini iddia etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/245 - 2026/1197
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/245
KARAR NO : 2026/1197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13.09.2024
NUMARASI : 2018/783 Esas 2024/607 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 26.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 09.11.2016 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı traktör sürücüsü dava dışı...'ın direksiyon başında kalp krizi geçirmesi üzerine, traktöre bağlı römorkta yolcu olarak bulunan davacının korku ile römorktan traktöre geçmek isterken traktörün arkasına düşmesi sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen 02.08.2017 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporuna göre, davacının %25 oranında engelinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine karşı davacının geçici ve sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptıklarını, ancak 16.01.2018 tarihli karar ile sağlık raporunun 2 yıllık verildiği, bu sürenin bitiminde özürlülük oranının belirlenebileceği belirtilerek talebin reddine karar verildiğini belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL bakıcı gideri, 3.500,00 TL geçici iş göremezlik, 3.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 7.100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında bakıcı gideri talebini 768,60 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 306.500,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davadan önce davacı tarafından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmediğini ve davalı sigorta şirketinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminattan hatır indiriminin yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yolcu ...'nin %100 oranında kusurlu olduğunun, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26.12.2019 tarihli raporda da, dava dışı...'ın ve davacı ...'nin kusursuz, sürücünün idaresindeki traktör üzerinde kalp krizine bağlı rahatsızlanmasının olay üzerinde %100 etken olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 09.02.2024 tarihli raporda, davacının özür oranının %10 olduğu, 10 hafta süre ile iş göremez hâlinde kaldığı, 2 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile toplam 310.286,89 TL tutarındaki zararın 306.500,00 TL sürekli iş göremezlik tutarı, 3.018,29 TL geçici iş göremezlik tutarı ile 768,60 TL bakıcı gideri tutarına yönelik alacak kalemlerinin temerrüt tarihi olan 25.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 26.12.2019 tarihli raporunda, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu belirtildiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maluliyet raporu ile aktüer raporunun da hatalı olduğunu, hesaplamanın 1.8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmadığından dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı traktör sürücüsü dava dışı...'ın direksiyon başında kalp krizi geçirmesi üzerine, traktöre bağlı römorkta yolcu olarak bulunan davacının korku ile römorktan traktöre geçmek isterken traktörün arkasına düşmesi sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yolcu ...'nin %100 oranında kusurlu olduğunun, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26.12.2019 tarihli raporda da, dava dışı...'ın ve davacı ...'nin kusursuz, sürücünün idaresindeki traktör üzerinde kalp krizine bağlı rahatsızlanmasının olay üzerinde %100 etken olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 09.02.2024 tarihli raporda, davacının özür oranının %10 olduğu, 10 hafta süre ile iş göremez hâlinde kaldığı, 2 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile toplam 310.286,89 TL tutarındaki zararın 306.500,00 TL sürekli iş göremezlik tutarı, 3.018,29 TL geçici iş göremezlik tutarı ile 768,60 TL bakıcı gideri tutarına yönelik alacak kalemlerinin temerrüt tarihi olan 25.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
1- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu kapsamda davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder.
Kazadan sonra düzenlenen Olay İnceleme raporunda, olay yerinde alınan bilgilerden müteveffa...'ın ... plakalı traktör ile kendisine ait fındık bahçesine girmekte iken, traktör üzerinde kalp krizi sonucu öldüğünün öğrenildiğinin, traktörün arkasındaki traktörün arkasındaki römorkta bulunan ...'nin sürücünün traktör üzerindeki hareketlerinden rahatsızlandığını anladığı için römorktan traktöre geçmek isterken traktörün arkasına düşerek bacağının teker altında kalması sonucu kırıldığının ve olay yerine ilk gelenler tarafından hastaneye kaldırıldığının belirtildiği, davacı ...'nin Jandarmada alınan ifadesinde ise, müteveffanın sevk ve idaresindeki traktörün yukarı çıkamadığı için geri dönmeyi düşündüklerini, römorkun arkasına taş koyacağı sırada imam nikahlı eşi Ramazan'ın kalp krizi geçirdiğini fark ettiğini, hemen yanına gittiğini, onunla uğraştığı sırada Ramazan'ın ayağının debriajdan çekilmesi üzerine arka lastiğin pati yapmaya başladığını ve şalvarının sıkıştığını, sağ bacağının tekerleğin altında kaldığını, aşağıdan Ramazan'ın bacaklarını çekiştirdiğini, öldüğünü fark ettiğini, bu vaziyette yaklaşık 6 saat kaldığını belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ...'nin rahatsızlanan eşinin yanına geçmek için römorktan inip, traktörün arka tekerine taş koymak isterken dalgınlıkla bacağının traktör römorku altında kalmasında kendisinin dikkatsizliği söz konusu olduğundan olayda tamamen kusurlu, davacının imam nikahlı eşi...'ın, direksiyonda iken kalp krizi geçirip kaldığı anlaşıldığından kusursuz olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26.12.2019 tarihli raporda da, müteveffa sürücü...'ın sevk ve idaresindeki traktör ile seyirle olay mahallinde kalp krizi geçirmesi nedeniyle aracın kontrolünü kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada atfı kabil kusurunun bulunmadığı, davacı ...'nin, traktörün yokuşu çıkamaması nedeniyle yarı römorkun tekerinin arkasına taş koymak istediği sırada sürücünün kalp krizi geçirmesi nedeniyle sürücünün yanına gelerek onunla ilgilendiği sırada rahatsızlığının etkisiyle sürücünün traktörün kontrolünü kaybetmesi neticesi traktörün patinaj çeken sol arka tekerine elbisenin sıkışması sonucu sağ bacağını altına aldığı olayda atfi kabul kusurunun bulunmadığı, sürücünün idaresindeki traktör üzerinde kalp krizine bağlı rahatsızlanmasının olay üzerinde asli etken olduğu belirtilerek sürücü...'ın kusursuz, davacı ...'nin kusursuz ve sürücünün idaresindeki traktör üzerinde kalp krizine bağlı rahatsızlanmasının olay üzerinde %100 oranında etken olduğunun belirtildiği, mahkemece 26.12.2019 tarihli raporun hükme esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, raporlar arasında kusur oranları ve olayın oluş şeklinin kabulü yönünden farklılıklar bulunduğu, mahkemece raporlar arasındaki farklılığın nedeninin açıklığa kavuşturulmadığı ve olayın oluş şekli ile kusur durumuna ilişkin çelişkinin giderilmediği anlaşılmakla kusura ilişkin araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı görülmüştür.
Bu durumda daha önce düzenlenmiş raporlar ile tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden veya İTÜ’den seçilecek 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden kazanın meydana geliş şekline ilişkin olarak taraflara ispat imkanı verilmesi ve kusur durumuna ilişkin olarak gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması, 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 26.12.2019 tarihli raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nın 85 ve 91. Maddeleri gereğince sigortalısına ait araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde davacının zararından sorumlu olacağı da gözetilerek varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre, davacı ...'nin maluliyet oranı yönünden hükme esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 09.02.2024 tarihli raporda, kaza sonucu davacının 213 cm3 skar için, özür oranının %5, sağ diz 90 derece fleksiyon kısıtlılığı için %5, deri ve kas iskelet sistemi özür oranlarına Balthazard formülü uygulandığında davacıda %10 oranında daimi maluliyet tespit edilmişse de, davacının toplam daimi maluliyet oranı içerisinde %5 oranında daimi maluliyet verilen vücuttaki yara nebdesinin (skar), keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususunun açık bir şekilde belirlenmediği ve oranın belirtilmediği görülmüş olup raporun bu hâliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, Adli Tıp Kurumundan veya üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümlerinden, heyete plastik cerrahi uzmanı ve dermatoloji uzmanı da dahil edilerek oluşturulacak kuruldan, olay tarihi itibariyle yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının geçici ve sürekli iş göremezlik oranının ve bakıcı ihtiyacı olup olmadığının ve bakıcı ihtiyacı varsa süresinin belirlenmesi için rapor alınması gerekirken hüküm kurmaya elverişli bulunmayan rapor esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8. kısım 85/1.maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Motorlu aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zararına neden olmasından işleten sorumlu olup, bu sorumluluğun tehlike sorumluluğu olduğu, aracın karayolunda kullanılmasından yarar sağlayan işletenin meydana gelebilecek tehlikeler ve hasarlardan kusursuz sorumluluğu bulunduğu, işletenin tehlike sorumluluğundan kurtulmasını düzenleyen anılan Kanunun 86. maddesine göre kazanın mücbir sebepler, zarar görenin veya üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığının ispatlanması gerekmektedir.
Mahkemece, kusur oranları belirlendikten sonra Karayolları Trafik Kanununun 85.ve 86.maddeleri gereğince de işletenin ve dolayısıyla işletenin sorumluluğunun sigorta sözleşmesi gereği üstlenen aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirketinin sorumluluğu hakkında gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerekirken mahkemece gerekçesinde bu hususun hiç tartışılmaması da isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı vekili istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan peşin harcın istek hâlinde yatırana iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.