İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satış sözleşmesi kapsamında ayıplı turnike ve barkod sistemi nedeniyle satış bedeli iadesi, yoksun kalınan kar ve manevi tazminat talepli istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalıdan satın aldığı turnike ve barkod okuma sistemlerinin çalışmadığı, oksitlendiği ve bu ayıplı durum nedeniyle müşteri kaybı yaşadığı iddiasıyla, ödenen bedelin iadesi, yoksun kalınan kâr ve manevi tazminat talep ettiği; davalının ise yetki itirazı ile birlikte ürünlerdeki ayıbı ve zamanında ihbarı reddederek kullanıcı hatasını savunduğu; ilk derece mahkemesinin ise taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta kendi yetkisini kabul ederek, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ve davacının taleplerinin haklılığı gibi hususları incelediği bir hukuki süreci anlatan belgedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1074
KARAR NO : 2026/1694
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2023
NUMARASI : 2021/708 Esas 2023/137 Karar
DAVA : Ayıplı Malın İadesi ile Satış Bedelinin Tahsili, Tazminat
KARAR TARİHİ : 07/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bilgisayar ve yazılım sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin yeni bir yazılım ve turnike hizmeti için .... ile anlaştığını, turnikeneler nedeni ile davalı firma ile anlaşma yaptıklarını ve davalı tarafa ödeme yapıldığını, davalının müvekkiline sattığı ve kurulumunu yaptığı ürünlerin çalışmadığını, oksitlendiğini, ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıplı ifa sebebi ile davalı tarafla bir çok kez iletişime geçildiğini, herhangi bir desteğin müvekkiline sunulmadığını belirterek, ayıplı ürün bedelleri nedeni ile davalıya ödenen şimdilik 10.000,00 TL, müşterisini kaybetmesi nedeni ile yoksun kaldığı karına ilişkin şimdilik 5.000,00 TL ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin Karşıyaka Mahkemeleri olduğunu, ayıplı mal iddiasını kabul etmediklerini, oksitlenme iddiasının müşterinin ürünü kullanım şeklinden kaynaklandığını, oksitlenmenin tuzlu sudan kaynaklanabileceğinin davalı tarafa iletildiğini, davacının ayıp ihbarında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava ticari satım sözleşmesi kapsamında teslim edilen malın ayıplı olduğu iddiası ile sözleşmeden dönme, satım bedelinin iadesi, müspet zarar ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-....'un 08/02/2022 tarihli bilirkişi raporu,
-Mahkememizce 21/04/2022 tarihinde mahallinde yapılan keşif,
-Bilirkişiler .... ve ....'ın 31/05/2022 tarihli raporu,
-Mahkememizce 14/12/202 tarihli duruşma dinlenilen tanıklar...., ...., ....'ın beyanları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacının, davalıdan müşterisine teslim edilmek üzere turnike ve barkod okuyucu sistemi aldığı, barkod sisteminin uygun şekilde geliştirilmemesi nedeniyle kullanılamadığı ayrıca ürünün tesliminden sonra turnikelerde oksitlenme meydana geldiği, bunun üzerine müşteri tarafından ürünlerin kullanılamadığından bahisle iade edilmek istenildiği, davalıya bu konuda bildirim yapıldığı ancak davalı tarafından gereğinin yerine getirilmediği, kendisinin müşteri kaybı nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı, ayrıca ürünlerin kullanılamaz durumda olması nedeniyle davalıya iadesi gerektiği iddiası ile iş bu davayı ikame ettiği, davalının ise yetki itirazında bulunduğu, turnikelerin ayıplı olmadığı, ürünlerdeki oksitlenmelerin kullanıcı hatasından kaynaklandığı, barkod okuma sisteminin geliştirme yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, davacının ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıptan kaynaklanan haklarını kullanamayacağını savunduğu, taraflar arasında turnike ve barkod okuma sisteminin satışına ilişkin sözleşme bulunduğu ihtilafsız olup, mahkememizin yetkili olup olmadığı, söz konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının ayıptan kaynaklanan haklarını kullanıp kullanamayacağı, yoksun kaldığı kârı talep edip edemeyeceği, ayrıca manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine bakıldığında davacının davalıdan 2 adet 3 kollu turnikeyi barkod okuma sistemi ile birlikte satın almak istediği, davalının bu donanımları temin ederek davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiği, taraflar arasında düzenlenen 05/07/2021 tarihli teklifte söz konusu ürünlerin niteliğine ilişkin özel bir belirleme yapılmadığından bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın tacirler arası satım sözleşmesi olarak değerlendirilmesi ve satım sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği ve her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Davalı yetki itirazında bulunmuş ise de taraflar arasında ticari satım sözleşmesi bulunduğu, sözleşme ilişkisinin tarafların kabulünde olduğu, davaya konu taleplerinin satım sözleşmesinden kaynaklanan bedel iadesi, mahrum kalınan kar ve manevi tazminat olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 10 ve 6098 sayılı TBK'nun 89. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri mahkemesi olan İzmir mahkemelerinde dava açabileceği anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce öncelikle taraf defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, bu kapsamda alınan 08/02/2022 tarihli raporda, davaya konu satım sözleşmesine ilişkin davalı tarafından düzenlenen 34.056,50 TL bedelli faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı fatura bedelinin davalıya ödendiği ve hesap bakiyesinin taraf defterlerinde sıfırlandığı, ayrıca davacı ile dava dışı .... arasında 2021 yılında toplam 4 adet fatura karşılığı 39.023,19 TL bedelli işlem bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce dava konusu turnikeler üzerinde keşif yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda makine mühendisi ve yazılım mühendisi refaketinde 21/04/2022 tarihinde keşfin icra edildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 31/05/2022 tarihli raporda yazılım mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre kart okuyucu sisteminin 8 hane kart numarasını desteklediği, ancak davacının dava dışı müşterisinin kullanmış olduğu sistemin 10 haneye göre tasarlandığı, bu nedenle sistemin başarısız olduğu, okuma yapmadığı, davacı ile davalı arasındaki yazışmalarda 8 hanenin sonuna "*" eklenmesi halinde sistemin çalışacağının bildirildiği ancak davacı tarafından bu konuda bir işlem yapılmadığından barkod okuma sisteminin başarısız olduğu, makine mühendisi bilirkişisi tespitlerine göre üç kollu turnikenin 304 paslanmaz çelik gövde olarak 2 adet olarak üretildiği, ancak turnikelerin montajlarının yapıldığı ortamın deniz kenarı olması, klörür kirliliğinin fazla olması nedeniyle, 304 paslanmaz çelik gövde ekipmanının, kullanıldığı yerdeki korozif ortam için uygun olmadığı, keşif günü gövde üzerine paslanmaz bakım spreyi uygulanan bölgelerde sadece yüzeydeki oksitlenmenin temizlendiği, yapılan incelemede 304 paslanmaz çelik gövde üzerinde yüzey kalitesinde noktacıklar şeklinde bozulmalar ve deformasyonlar oluştuğunun görüldüğü, dolayısıyla korozyona karşı ve özellikle klorür olan ortamlarda paslanmaya karşı dirençli olmasıyla ön plana çıkan ve daha fazla nikel ve molibden içeren 316 paslanmaz çeliğin bu tür ortamlarda ekipmanlarda kullanılması gerektiği, atmosferik korozyona karşı alınacak en önemli tedbirlerin başında, uygun malzeme seçiminin geldiği, 304 paslanmaz çeliğin bu nedenle montajının yapıldığı deniz kenarındaki korozif ortam için uygun olmadığı, nitekim turnikelerin kurulumundan ve kullanılmaya başlamasından sonra yüzeylerde oksitlenme ve noktacıklar şeklinde yüzey kalitesinde bozulmalar ile deformasyon meydana geldiğinin anlaşıldığı, bu durumun tüketicinin kullanımından kaynaklanmadığı, mevcut haliyle turnikelerin kullanılması durumunda, gövde üzerinde deformasyonların daha da artacağı, aşınmadan sonra ortaya çıkan aktive olan bu noktacıkların daha da artarak kirlilik korozyonuna uğrayacağı ve oluşan demir oksitin gövde üzerinde kahverengi pas olarak ortaya çıkacağı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı şirketin dava dışı ... .'e 3 kollu turnike, barkod okuma sistemi, online bilet satış uygulaması ve kurulum, uyarlama ve eğitim hizmetini içerecek şekilde teklifte bulunduğu, bu teklifin kabulü üzerine bu teklifte yer alan 3 kollu turnike ile barkod okuma sisteminin davalı şirketten teminine ilişkin taraflar arasında sözleşme yapıldığı, bu sözleşme uyarınca davalının satıma konu 2 adet 3 kollu turnike ile bu turnikelere ilişkin barkod okuma sisteminin davacıya 34.056,50 TL bedelle teslimi konusunda tarafların anlaştığı, satış bedelinin davalıya ödendiği, turnikelerin barkod sistemi ile birlikte davacıya teslim edildiği ve kurulumunun davalı tarafından dava dışı müşterinin işyerinde yerine getirildiği, sonrasında barkod okuma sisteminin çalışmadığı, taraflar arasında barkod okuma sisteminin kimin tarafından geliştirileceği hususunun ihtilaflı olduğu, ayrıca turnikelerde kısa süreli kullanımdan sonra korozyon meydana geldiği, davacının davalının edimini gereği gibi yerine getirmediği, ifanın ayıplı ifa olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre, söz konusu turnikelerin dava dışı müşteriye ait otelin aqua park alanında kurulu ve pasif durumda olduğu, otelin bu turnikeleri aqua parkın sadece müşterileri tarafından kullanılmasını temin etmek için yerleştirildiği, turnikelerde kullanılan barkod okuma sisteminin 8 haneli olduğu (15 haneye kadar geliştirilmesinin olanaklı olduğu), ancak dava dışı müşterinin otelinde kullandığı yazılım sisteminin 10 hane olarak tasarlandığı, eşleşme olmadığından turnikelerdeki barkod sisteminin çalışmadığı, 8 hanenin sonuna "**" işaretinin eklenmesi ile eşleşmenin sağlanmasının mümkün olduğu, turnikelerde meydana gelen korozyonların kullanımdan kaynaklanmadığı, bulundukları mekan itibariyle çelik yapısının uygun olmadığı, kullanılmaya devam edilmesi halinde deformasyonların dahada artacağı, keşifte uygulandığı şekilde bakım spreyinin kullanılması halinde dahi korozyonların tamamen yok edilemeyeceği, ürünlerin davacıya 2021 yılı Temmuz ayında teslim edildiği, davacı tarafından ürünlerde ayıp bulunduğu hususunun 05/08/2021 ve 06/08/2021 tarihinde davalı şirkete yapılan mail yazışmaları ile bildirildiği, davalı tarafından yapılan bildirimlere rağmen servis hizmeti sunulmadığı, demontaj işleminin davacı tarafından yerine getirilmesinin istenildiği, bu şekilde iade faturası düzenlenmesi kaydı ile ürünlerin iade alınabileceğinin davacı şirkete bildirildiği, bilirkişi tarafından saptandığı üzere turnikelerde meydana gelen korozyonun kullanıma bağlı olmadığı, ürünün niteliğinden kaynaklandığı, kurulumundan yaklaşık 1 ay sonra ortaya çıkan korozyonun gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosyaya sunulan ve anılan mail yazışmalarına göre davacı şirketin davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, ürünlerin kullanılmak istenildiği mekanın koşulları ve üründe meydana gelen deformasyonun niteliği bir arada değerlendirildiğinde davacı alıcının ürünleri kullanmaya zorlanamayacağı, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği, her ne kadar dosyaya sunulan mail yazışmalarına göre barkod okuma sistemini geliştirme yükümlülüğü davacıya ait ise de barkod okuma sisteminin turnike ile birlikte satılan bir ürün olduğu, kullanımının turnikenin varlığına bağlı olduğu, bu nedenle davacının donanım olarak davalıdan satın almış olduğu hem 2 adet turnike hem de bu turnikelere ait barkod sistemi yönünden sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanabileceği, davacı vekilinin 16/06/2022 tarihli dilekçesi ile satım bedeli yönünden davasını ıslah ettiği, bu ürünlerin davalıya teslimi koşulu ile bu ürünlere karşılık olarak davalıya ödenen 34.056,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya iadesi gerektiği, davacının davaya konu ürünleri(donanım) dava dışı otele 4.000 USD karşılığında (dava dışı otele verilen teklif tarihi olan 28/06/2021 tarihi itibariyle) 34.840,00 TL bedelle satmayı planladığı, ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle davacının bu bedelden davalıya yapmış olduğu 34.056,40 TL ödeme mahsup edildiğinde yoksun kaldığı kârın 783,50 TL olduğu, davacının genel hükümlere göre bu zararını da davalıdan talep edebileceği, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla anlaşılmakla davacının satış bedelinin iadesi talebinin kabulüne, müspet zarar talebinin kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı davaya konu ürünlerin ayıplı olması nedeniyle dava dışı müşterisi nezdinde ticari itibar kaybettiğini ve manevi zarara uğradığını ileri sürmüş ve bu nedenle manevi tazminat talep etmiş ise de, ayıplı mal satışı nedeniyle sadece davacının mal varlığının zarara uğradığı, kişilik haklarının zedelenmesinin söz konusu olmadığı, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, Davacının satış bedelinin iadesi talebinin KABULÜ ile P201 3 Kollu Turnike ile Barkod okuyucu sisteminin davalıya teslimi koşulu ile 34.056,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Davacının müspet zarar talebinin KISMEN KABULÜ ile 783,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın konusunun ayıplı mal iddiasına dayalı sözleşmeden dönme, ödenen bedelin iadesi, müspet zarar ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğunu, yerel mahkemenin davacı yana teslim edilen ürünün ayıplı olduğu kanaati ile davanın kısmen kabul, kısmen ret kararının usule ve yasaya aykırı olduğundan, kararın aleyhe hususlarının taraflarınca istinaf edilmesi gerektiğini, ayrıca yerel mahkeme hükmünün 7 numaralı bendinde vekalet ücretinin de yanlış hesaplanmış olduğundan bu yönden de kararın istinaf edilmesi gerektiğini, davaya konu Turnike ve Barkod okuyucu sistem hakkında yapılan keşif ve bilirkişi raporu incelendiğinde, ürünün yazılımsal olarak ayıplı olmadığını, yazılım kurulumunun davacıya ait olduğunu ve davacı tarafından yazılım kurulumunun yapılamadığının sabit olduğunu, davacı yanın kendi hatası ile bu yazılımı kuramadığından dolayı turnikenin paslandığını ileri sürerek üründe ayıp olduğunu iddia ettiğini, ancak söz konusu turnikede bir ayıp olmayıp gerekçeli kararda ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere turnikenin davacı tarafından kullanıldığı yerin deniz kenarı olması nedeniyle üründe oksitlenme yaşandığını, ürünün davacı tarafından uygun olmayan yerde kullanıldığını, davacının basiretli tacir olup ürünün deniz kenarında kullanılmayacağını bilebilecek konumda olduğunu, ancak davacının buna rağmen deniz kenarında kullanılmaması tavsiye edilen bir ürünü deniz kenarında kullandığını, akabinde yazılım sistemini de kuramamaları nedeniyle, ürünün paslandığını bahane ederek ürünü geri iade etme gayreti içerisine girdiğini, davacının gerçekte ürünü iade etme sebebinin yazılımı kendilerinin kuramamasından kaynaklandığını, ürünün yazılımında ayıp olmadığını, davacının kendi yükümlülüğünde olan yazılım sistemini kendi kuramadığını, turnike kısmında da ayıp olmadığını yalnızca davacı tarafından ürünün uygun olmayan koşullarda kullanılması nedeniyle turnikenin oksitlendiğini, davacı tarafından üründe ayıp varmış gibi yansıtılmaya çalışıldığından yerel mahkemenin üründe ayıp olduğu kabulünün somut olaya aykırı olduğunu, davacı tarafından ayıp ihbarı yapıldığının ispatlanamadığını, yerel mahkemece verilen gerekçeli kararın 3.sayfasında; dosyaya sunulan ve anılan mail yazışmalarına göre davacı şirketin davalıya ayıp ihbarında bulunduğu kanaatine varıldığını, ancak usul hukuku kuralları gereğince mail yazışmalarına delil olarak dayanılmasının mümkün olmadığını, davacının, dava dilekçesinde hiç bir şekilde mail yazışmalarına delil olarak dayanmadığını, yerel mahkemece de davacıya 12.10.2021 tarihli tensip zaptı ile delillerini sunması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, verilen kesin süreye rağmen davalının her hangi bir mail yazışması sunmadığını, dilekçeler aşaması ve delil sunma aşaması tamamlandıktan sonra davacının 19.04.2022 tarihli dilekçesi ile mail yazışmaları sunduğunu, davacı yanın dinlenen tanıklarının da hiç bir şekilde ayıp ihbarı yapıldığını belirtmediklerini, davacının usul hukuku kurallarına göre ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığından da davanın reddi gerektiğini, üründe ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacının TBK'nun 227. maddesi gereğince, seçimlik haklarını kullanma hakkına sahip olmadığını, alıcının ayıplı mal durumunda sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanabilmesi için 227/1 gereği ''Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme '' hakkının bulunduğunu, davacının, satılanı geri vermeye hazır durumda da dolmadığını, ürünün davacıda bulunmayıp 3. bir şahsın kullanımında bulunduğunu, bu nedenle ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanılabilmesi için satılanı geri vermeye hazır olma koşulunun davacı tarafından yerine getirilmediğinden, ayıp nedeniyle bu seçimlik hakkın kullanılamayacağından dolayı da davanın reddi gerektiğini, yetki itirazlarının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle, cevap dilekçelerinde; İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkisine açıkça itiraz edildiğini, mahkemece TBK'nun 89. maddesinin dikkate alınarak yetki itirazlarının reddedildiğini, gerek davalının yerleşim yerinin Karşıyaka olması, gerekse davacının dava dilekçesinin ekindeki 15.07.2014 tarihli vekaletnamesinde adresinin ... Karşıyaka/İzmir olması nedenleriyle yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olup yetki itirazlarının reddinin de hukuka aykırı olduğunu , müspet zarar yönünden üründe her hangi bir ayıp bulunmadığından ve ayıp ihbarı yapılmadığından da davacının her hangi bir müspet zararının da oluşmadığının sabit olduğunu, aksi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hüküm kısmının 7 numaralı bendinde hesap hatası yapıldığını, davacı tarafından 5.000,00 TL müspet zararın talep edildiğini, mahkemece bunun 783,50 TL'sinin kabul edildiğini, 4.216,50 TL'sinin ise, reddedildiğini, bu nedenle hüküm kısmındaki 7 numaralı bentte davalı lehine reddedilen miktar üzerinden ''4.216,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi'' gerekirken, hatalı hesaplama ile 783,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olup kararın bu nedenlerle de istinaf edilmesi gerektiğini belirterek, usul ekonomisi gereği önceki yazılı beyanlarını tekrarla somut olaya ve Kanuna aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafça davalıdan satın alınan dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile iadesi ile satış bedelinin davalıdan tahsili ve bu nedenle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının satış bedelinin iadesi talebinin kabulü ile P201 3 Kollu Turnike ile Barkod okuyucu sisteminin davalıya teslimi koşulu ile 34.056,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının müspet zarar talebinin kısmen kabulü ile 783,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine'' karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında keşfen yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 31/05/2022 tarihli raporda, kart okuyucu sisteminin 8 hane kart numarasını desteklediği, ancak davacının dava dışı müşterisinin kullanmış olduğu sistemin 10 haneye göre tasarlandığı, bu nedenle sistemin başarısız olduğu, okuma yapmadığı, davacı ile davalı arasındaki yazışmalarda 8 hanenin sonuna "*" eklenmesi halinde sistemin çalışacağının bildirildiği, ancak davacı tarafından bu konuda bir işlem yapılmadığından barkod okuma sisteminin başarısız olduğu, üç kollu turnikenin 304 paslanmaz çelik gövde olarak 2 adet olarak üretildiği, ancak turnikelerin montajlarının yapıldığı ortamın deniz kenarı olması, klörür kirliliğinin fazla olması nedeniyle 304 paslanmaz çelik gövde ekipmanının, kullanıldığı yerdeki korozif ortam için uygun olmadığı, keşif günü gövde üzerine paslanmaz bakım spreyi uygulanan bölgelerde sadece yüzeydeki oksitlenmenin temizlendiği, yapılan incelemede 304 paslanmaz çelik gövde üzerinde yüzey kalitesinde noktacıklar şeklinde bozulmalar ve deformasyonlar oluştuğunun görüldüğü, dolayısıyla korozyona karşı ve özellikle klorür olan ortamlarda paslanmaya karşı dirençli olmasıyla ön plana çıkan ve daha fazla nikel ve molibden içeren 316 paslanmaz çeliğin bu tür ortamlarda ekipmanlarda kullanılmasının gerektiği, atmosferik korozyona karşı alınacak en önemli tedbirlerin başında uygun malzeme seçiminin geldiği, 304 paslanmaz çeliğin bu nedenle montajının yapıldığı deniz kenarındaki korozif ortam için uygun olmadığı, nitekim turnikelerin kurulumundan ve kullanılmaya başlamasından sonra yüzeylerde oksitlenme ve noktacıklar şeklinde yüzey kalitesinde bozulmalar ile deformasyon meydana geldiğinin anlaşıldığı, bu durumun tüketicinin kullanımından kaynaklanmadığı, mevcut haliyle turnikelerin kullanılması durumunda, gövde üzerinde deformasyonların daha da artacağı, aşınmadan sonra ortaya çıkan aktive olan bu noktacıkların daha da artarak kirlilik korozyonuna uğrayacağı ve oluşan demir oksitin gövde üzerinde kahverengi pas olarak ortaya çıkacağı bildirilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, davaya konu ürünlerin ayıplı olduğunun alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmasına, davacı tarafça davalıya süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmuş olmasına göre mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava tarihi itibarıyla davacı şirket merkezinin Bornova /İzmir olmasına ve yine ifa yerinin de İzmir mahkemelerinin yargı alanı içerisinde bulunmasına göre davalının yetki itirazının da reddine karar verilmesinde aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2023 tarih ve 2021/708 Esas 2023/137 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.379,92 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 594,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.784,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.