İzmir Bölge Adliye Mahkemesinden, OSGB hizmet alacağına dayalı itirazın iptali davasında ayıplı hizmet ve uzmanlık yetersizliği iddialarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının, davalı bir uçuş eğitim şirketine sunduğu iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri karşılığında düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davayla ilgilidir; davacı, hizmetin verildiğini, faturaların vadesinde ödenmediğini ve birikmiş alacağın tahsili gerektiğini iddia ederken, davalı ise taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının hizmetlerinin havacılık sektörü için yetersiz ve ayıplı olduğunu, gereği gibi verilen hizmetlerin ödemelerinin yapıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiş ve ilk derece mahkemesi, tarafların tacir olması nedeniyle ticari defter incelemesine karar vermiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1030
KARAR NO : 2026/1691
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/02/2023
NUMARASI : 2022/528 Esas 2023/128 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 07/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarca imzalanan OSGB ile hizmet alan iş yeri arasındaki iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ve iş yeri hekimliği sözleşmesi gereğince davalı şirkete hizmet verildiğini, davalı şirkete verilen hizmet karşılığı her ay davalı şirkette çalışan sigortalı işçi sayısına göre ücretlendirme yapıldığını ve takibe konu faturaların düzenlendiğini, davalı şirkete imza karşılığı teslim edildiğini, davalı şirkete imza karşılığı teslim edilen tüm faturalarda 15 günlük vadesi olduğunu, gecikmelerden aylık %2 vade farkı uygulanacağını, 8 gün içinde faturaya itiraz edilmediği takdirde aynen kabul edilmiş sayılacağının yazılı olduğunu, fatura bedellerinin faturada belirlenen 15 günlük vadelerde ödenmemesi nedeni ile davalı şirketin borcunun biriktiğini ve müvekkilinin davalı şirkete hizmet vermeyi durdurduğunu, birikmiş alacağın tahsili amacı ile Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2022/99 Esas sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı icra takibi açıldığını, davalı şirket tarafından borcun tamamına itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek, bu nedenlerle davanın kabulü ile Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2022/99 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasında yazılı olarak bulunmayan ve davacı tarafından da dosyaya bu sebeple sunulamamış sözlü bir Ticari Hizmet Sözleşmesi bulunduğunun iddia edildiğini, söz konusu sözleşme gereği davacının, müvekkili şirkete iş güvenliği uzmanlığı ve iş yeri hekimliği yönünden hizmet vermeyi taahhüt ettiğini, davalı müvekkilinin ise, davacıya aldığı hizmet karşılığında tarafların iş sonunda anlaşacakları tutarda ödeme yapmayı kabul ettiğini, davalı tarafın tam ve gereği gibi hizmette bulunduğu aylara ilişkin bütün ödemelerin ( davacının eksik ve ayıplı hizmetleri neticesinde ödenmeyen ücretler hariç) müvekkili tarafından eksiksiz bir şekilde yapıldığını, davacının faturalandırdığını iddia ettiği hizmet karşılığı ücret tutarlarının hangi kıstasa göre belirlendiği anlaşılamadığını, yazılı bir sözleşme, ihtar, ihbar gibi belge bulunmayan bu durumda davacının talebi olan alacak miktarının tam ve kesin belirlenmesi gerektiğini, davacının müvekkiline sunduğunu iddia ettiği hizmetin ayıplı bir hizmet olduğunu, müvekkilinin bir çok çeşit uçuş eğitimi veren bir şirket olduğunu, dolayısıyla çok çeşitli konularda iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri sağlığı hizmeti ihtiyacı bulunan bir şirket olduğunu, faaliyet gösterdiği alanın havacılık sektörü olması sebebiyle iş güvenliği uzmanlığı özel konular içerdiğini ve bu hususta bir hizmet alması zorunlu olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin havacılık konusundaki faaliyetlerinde iş güvenliği uzmanlığı hizmeti verme konusunda bir yeterliliğinin bulunmadığını, davacının bu konudaki yetersizliğinin müvekkilinden gizlenerek hizmet verilmesinin taahhüt edildiğini, söz konusu durumun birçok kez müvekkilini zor durumda bıraktığını, hem eğitmenleri hem de öğrencileri havacılık ile ilgili alması gereken iş güvenliği eğitimlerini yeterli ölçüde alamadığını, gerekli teorik ve pratik bilgileri uzman kıdemli uçuş eğitmenleri tarafından sağlanarak eksikliklerin giderilmeye çalışıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava, ticari hizmetten kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 19 adet faturaya dayanarak, davalı şirket aleyhine icra takibi başlatmıştır.
Somut olayda; davalı şirketin uçuş eğitimi veren, iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri sağlığı hizmeti ihtiyacı bulunan bir şirket olduğu, davacı tarafın davalı tarafa havacılık konusundaki faaliyetlerinde iş güvenliği uzmanlığı hizmeti verdiği, verilen bu hizmet karşılığında 19 adet faturanın ödenmediği gerekçesi ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı şirket davacıya borçlu olmadığını iddia ederek takibe itiraz ettiği, taraflar tacir olduğundan mahkememizce, resen ticari defter incelenmesine karar verildiği ve ilk celsede taraflara ticari defterlerin ibraz edilmesi için kesin süre verilerek ve bu sürede ibraz edilmemesinin sonuçları hatırlatılatılmıştır. Verilen kesin sürede davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ancak davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden yalnızca davacının defterleri incelenmiştir. 23.08.2022 tarihli kök rapor ile, 17.11.2022 ve 09.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporlarına göre, davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda; davacının kendi tuttuğu resmi defter kayıtlarına göre davalıdan alacağının bulunmadığının beyan edildiği, davalı adına düzenlenen faturaların anında tahsil kaydı olarak işlendiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasa'nın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın miktar ve değeri itibariyle iddianın davacı tarafça yazılı belgeyle ispat olunmasının gerektiğinden ispatlanamayan davanın Reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıya ait ticari defterlerdeki anında tahsil kaydının sehven girilmiş olup belirtilen deliller ışığında gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle müvekkiline ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığını, dosyaya gelen banka dekontları ile ticari defter kayıtlarının çeliştiğini, ilgili banka dekontlarının davalı şirketin davacıya ödediği faturalara ilişkin olup ödenen fatura numaralarının banka dekontlarının açıklama kısmında yazdığını, dosyaya gelen banka hesap özetindeki ödemelere ilişkin "gelen eft açıklama" kısımlarının incelendiğinde, 21/02/2019 tarihli 756,01 TL'lik ödemenin açıklama kısmına davalı tarafın "fat:120509/227016 ödeme" yazdığını, 120509 no'lu faturanın düzenleme tarihinin 01.09.2018, 227016 no'lu faturanın düzenleme tarihinin 08.11.2018 olduğunu, banka dekontuna göre ilgili faturaların ödendiği tarihin 21.02.2019 yılı olduğuna göre anında tahsil edilmediğini, ilgili faturalardan bir tanesinin 5 ay sonra bir tanesinin ise, 3 ay sonra ödendiğini, dolayısı ile ticari defterdeki anında tahsil kaydının gerçeği yansıtmadığını, 06/03/2019 tarihli 532,02 TL'lik ödemenin açıklama kısmına "fat:227882/227312 ödemesi" yazdığını, 227882 no'lu faturanın düzenleme tarihinin 23.01.2019, 227312 no'lu faturanın düzenleme tarihinin ise, 03.12.2018 olduğunu, anılan faturaların düzenlenme tarihinden 2 ay kadar sonra 06.03.2019 tarihli banka dekontu ile ödendiğine göre ticari defterlerdeki anında tahsil kaydının gerçeği yansıtmadığının açık ispatı niteliğinde olduğunu, 26/11/2019 tarihli 1.000,00 TL'lik ödemenin açıklama kısmına davalı taraf "... ödeme" yazdığını, 21/04/2020 tarihli 1.500,00 TL'lik ödemenin açıklama kısmına davalı taraf "... ödeme" yazdığını, 03.02.2021 tarihli 4.000,00 TL'lik ödemenin açıklama kısmına davalı taraf ".... ödeme" yazdığını, ticari defterlerde 4000,00 TL'lik fatura olmadığına göre, davalı tarafın icra takibine konu edilmeyen bir kısım fatura bedellerini toplu ödediğini, banka dekontları ile ticari defter kayıtlarının karşılaştırılmasında ticari defterlerdeki anında tahsil kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, kayıtların sehven girildiğini, banka dekontları ile davacıya ait ticari defter kayıtlarının çeliştiğinin açıkça anlaşıldığını, 17.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun 4. sayfasında; "Davacının beyanına göre tahsil edilmediği halde sehven kasaya tahsil yolu ile kayıt yapılmış olması ticari defterlerin usule uygun tutulmadığı sonucunu doğurmaktadır." dendiğini, ek raporun sonuç kısmında da aynen 'yukarıda yazılı yargıtay 11. HD. Kararına istinaden, ... .. Şubesinden davacı vekilinin dosyaya sunduğu dekontlar ile ilgili olarak bilgi talep edilmesi ve davalının söz konusu faturaları nasıl ödediğine ilişkin açıklama yapılması gerekeceği kanaatinde olduğumu ancak nihai kararın ve takdirin sayın mahkemenize ait olduğu tespitime ilişkin iş bu ek Bilirkişi Raporunu saygılarımla arz ederim." şeklinde görüş beyan edildiğini, davalı tarafından davacı müvekkiline yapılan banka ödemelerinin müvekkili davacıya ait ticari defter kayıtlarındaki anında tahsil kaydı ile çeliştiğini, davalıya imza karşılığı teslim edilen faturalarda yazan son bakiyeler ile davacıya ait ticari defter kayıtlarındaki anında tahsil kaydının çeliştiğini, bu nedenle davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığını, bu durumun 17.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bilirkişinin davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı şeklindeki tespiti dikkate alındığında, alacaklarının varlığının davalıya ait ticari defterler ile ve davalı şirkete imza karşılığı teslim edilen ve yasal 8 günlük sürede itiraz edilmeyen faturalar ile ispat edebiliyorken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava;İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava konusu Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2022/99 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında ilk önce Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/11446 Esas sayılı dosyası üzerinden 19 adet fatura dayanak gösterilerek toplam 15.760,11 TL asıl alacak, 2.887,10 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 18.647,21 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamındaki yetki itirazının alacaklı vekili tarafından kabul edilmesi üzerine dosyanın Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2022/99 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve iş bu icra takip dosyası üzerinden davalı borçluya çıkartılan ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, mahkemece verilen kesin sürede davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden yalnızca davacının defterlerinin incelendiği, mahkemece alınan 23.08.2022 tarihli kök rapor ile 17.11.2022 ve 09.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporlarına göre, davacının kendi ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda davacının kendi tuttuğu resmi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği, davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerine anında tahsil kaydı olarak işlendiğinin tespit edildiği, 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, yine aynı yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın miktar ve değeri itibariyle iddianın davacı tarafça yazılı belgeyle ispat olunmasının gerektiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde anında ödeme ile kapatıldığı ve davacının kendi ticari defterlerinde bir alacağın kayıtlı olmadığı, davacı tarafın bu yöndeki kayıtların sehven ticari defterlere işlendiği yönündeki savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça davaya konu icra takibi, ödenmediği iddia olunan 19 adet faturaya dayandırılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile iş bu faturaların davacı ticari defterlerinde anında ödeme olarak kayıt altına alındığı tespit edilmiş ve davacı tarafça da bu yöndeki kaydın sehven yapıldığı iddia edilmiştir. Buna karşılık davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde "...Davalı tarafın tam ve gereği gibi hizmette bulunduğu aylara ilişkin bütün ödemeler ( davacının eksik ve ayıplı hizmetleri neticesinde ödenmeyen ücretler hariç) müvekkil şirket tarafından eksiksiz bir şekilde yapılmış bulunmaktadır. Söz konusu durum tarafların ticari defterleri incelendiğinde anlaşılacaktır..) şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür. Bu durumda davalı vekilince sunulan 10.05.2022 tarihli cevap dilekçesinde geçen davacının eksik ve ayıplı hizmetleri nedeni ile ödenmediği belirtilen ücretlere ilişkin faturaların hangi faturalar olduğu hususu davalı tarafa açıklattırılarak, dava konusu ihtilaflı faturaların davalı tarafça ödenmediği cevap dilekçesinde belirtilen ücretlere ilişkin faturalar arasında olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak duruma göre tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15/01/2026 tarih ve 2024/316 Esas 2026/15 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine,
5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.