T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, ölümlü trafik kazası sonrası manevi tazminat davasında istinaf başvurularını sigorta teminatı ve arabuluculuk anlaşması bağlamında incelemektedir.
Özet: Davacılar, sigortalı ticari bir aracın bankette çarparak ölümüne neden olduğu kardeşleri müteveffa için, araç sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketinden manevi tazminat talep etmiş; davalı sigorta şirketi daha önce müteveffanın anne ve babasına ödeme yaptığını ve sorumluluğunun sona erdiğini, diğer davalılar ise kazada yayanın ağır kusurlu olduğunu savunmuş; ancak ilk derece mahkemesi, sigorta tahkim komisyonuna yapılan başvurunun hak sahipliği nedeniyle reddedilmesi ve arabuluculuk anlaşmasının sadece anne ve babayı kapsaması sebebiyle davalıların kesin hüküm itirazını reddederek, adli tıp kurumu raporuna göre sürücüyü asli kusurlu, yayayı kusursuz bulmuş ve poliçe kapsamında davacılara kalan bakiye sigorta limitinin tespit edildiğini belirtmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/174 - 2026/1089
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/174
KARAR NO : 2026/1089
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05.12.2024
NUMARASI : 2024/256 Esas 2024/1337 Karar
DAVACILAR : 1-
2-
3-
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 -
VEKİLİ : Av.
2 -
VEKİLİ : Av.
3 -
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 15.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.04.2023 tarihinde, davalı ...AŞ’ye kasko poliçesi kapsamında ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan, davalı ...'nin işleteni olduğu, davalı ...'in idaresindeki araç ile seyri esnasında yolun kenarındaki bankette bulunan davacıların kardeşi yaya konumundaki mütevvefa...'a çarparak ölmesine neden olduğunu ileri sürerek davacıların her biri için 200.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 600.000,00TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı tarafından sigortalı olduğunu ve poliçe limitlerinin maddi ve manevi tazminatlar için toplamda 2.000.000,00TL olduğunu, davacıların iş bu uyuşmazlığa ilişkin daha önce müracaat ettiğini ve arabuluculukta uzlaşarak 21.12.2023 tarihinde 580.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın ödendiğini ve sorumluluklarının sona erdiğini, arabulucuk yolu ile anlaşılmasının kesin hüküm oluşturacağından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacıların eksik evrak ile davalıya müracaat ettiğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkinde taleplerinin haksız olduğunu, faizin ancak dava tarihinden talep edilebileceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket çalışanının araç sürücüsü olduğunu ve kazanın da davalı şirket işinin ifasının tamamlanmasından sonra meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği gün de havanın yağmurlu, dolu yağışlı olduğu gibi yol çalışması nedeniyle yolun da mıcırlı olduğunu, kazanın da banket üzerinde bulunmaması gereken yayaya aracın banket üzerinde çarpması şeklinde meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde yayanın 2918 sayılı KTK.nun 68. maddesi gereği ağır kusurunun olduğunu, yayanın kesinlikle yol üzerinde bulunmamasının gerektiğini, kazanın meydana gelmesinin asıl sebebinin yayanın otoban'a şerit üzerinde yürüyor olması ve havanın da yağışlı olması nedeniyle aracın yayaya çarpması olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu; 07.04.2023 tarihinde, sürücüsü davalı ..., maliki davalı ... olan, davalı ...... Şirketi'nce sigortalanan aracın yaya...'a çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, bu kaza neticesinde davacılar desteği...'ın vefat ettiğinin anlaşıldığı, kazaya neden olan aracın, davalı sigorta şirketince genişletilmiş full kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin manevi tazminat yönünden 500.000,00TL olduğu, sigortalı aracın kullanım durumunun ticari olduğu, davacı yanın oluşan zararının tazmini için davadan önce 07.12.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğu, başvurunun 08.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihine 45 günün eklenmesiyle davalı sigorta şirketinin 23.01.2024 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabul edildiği, poliçe kapsamında müteveffanın anne ve babasına 200.000,00TL manevi tazminat ödendiği anlaşıldığından bakiye limitin 300.000,00TL olduğunun tespit edildiği, davalı yan kesin hüküm, derdestlik itirazında bulunmuşsa da, davacı vekilinin beyanından Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvurunun davacıların hak sahibi olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, arabuluculukta yapılan anlaşmanın ise yalnızca müteveffanın anne ve babasına ilişkin olduğu, davacılar yönünden bir anlaşma bulunmadığı, yapılan bir ödeme bulunmadığı anlaşılmakla itirazların yerinde olmadığı; soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda aracın sürücüsü ...'in asli düzeyde kusurlu olduğu, müteveffa yaya...'ın kusursuz olduğunun rapor edildiği, Kahramankazan 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde kusur raporu hükme esas alınarak 2023/800 Esas 2024/369 Karar sayılı karar ile sanık ...'in taksirle ölüme neden olma suçundan hapis cezasına mahkumiyetine karar verildiği, kararın yapılan istinaf incelemesi neticesinde istinaf isteminin reddine karar verildiğinin görüldüğü, taraflarca bildirilen deliller dosya arasına alınarak kaza görüntülerini içerir CD de dosyaya kazandırılarak bilirkişiden alınan kusur raporunda; ceza yargılamasında alınan raporla örtüşecek şekilde tespitler yapıldığı ve müteveffa yaya...'ın kusursuz olduğu, aracın sürücüsü ...'in ise %100 oranında kusurlu olduğu tespit ediliği, kusur raporun karar vermeye elverişli olduğu, davacıların kaza neticesinde kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle TBK’nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat talep edebileceği, davacıların vefat eden müteveffa ile yakınlık dereceleri gözetildiğinde; davacıların yaşadıkları elem ve acı, kaybettikleri manevi destek göz önüne alınarak, ruhsal dengesi bozulan davacıların uğradıkları manevi zararın giderimi amacıyla, paranın satın alma gücü itibariyle belirli bir meblağın davalılardan alınarak davacılara verilmesi suretiyle, davacıların zedelenmiş olan yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak, günün ekonomik koşullarına göre Bu tazminattan davalı ...'in araç sürücüsü olması ve haksız fiil sebebiyle sorumlu olduğu, davalı ...'nin araç işleteni olması sebebiyle sorumlu olduğu, davalı ...Şirketi'nin ise kasko poliçesi sebebiyle sorumlu olduğu değerlendirildiği, bu itibarla davacıların manevi tazminat talepli davalarının kısmen kabulü ile, davacı... için takdiren 150.000,00TL, davacı .....için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23.01.2024 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 07.04.2023 tarihinden itibaren sigortalı aracın kullanım durumu gözetilerek avans faizi işletilmesine, sigorta şirketinin bakiye sigorta limiti 300.000,00 TL ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle”“Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davacı... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... ... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23.01.2024 tarihinden, davalılar ... ve Bülbüloğlu ... AŞ yönünden olay tarihi olan 07.04.2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, bununla birlikte davalılar yararına 30.000,00 TL vekalet ücreti takdirinin de hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur oranın kabul etmediklerini, yayanın Yönetmeliğin 138. maddesine aykırı şekilde, gidiş yönüne yolun sağındaki bankette yürüdüğü sırada gerisinden gelen aracın çarpması ile meydana gelen kazada, davalının kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, müteveffanın anne ve babasına sigorta şirketi tarafından daha önce 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, eldeki dosyada ödenen miktarlarda nazara alındığından 650.000 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın ödenen 580.000 TL maddi tazminatı bile geçtiğini, tazminatın haksız fiilenden kaynaklanmış olması nedeniyle faizin avans faizi olarak belirlenmiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece kabul edilen kusur oranın kabul etmediklerini, Yaya'nın Yönetmelik hükümlerine göre banketten yürümesi gereken durumlarda kendi gidiş yönüne göre sol banketten yürümesi gerektiğini, davalının yağmurlu havada kaza durumundan kaçınmak için şerit değiştirmek zorunda kaldığını, bankette sırtı dönük yürüyen yayayı görmesine rağmen frene bastığı halde kazanın meydana geldiği, yayanın da kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, ayırca faizin, davalı açısından avans faizi olmaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf başvurusu dilekçesinde; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında manevi tazminattan sorumlu oldukları limitin 500.000 TL olduğunu, daha önce arabuluculuk yolu ile 580.000 TL maddi tazminat ve 200.000 TL manevi tazminat ödediklerinden, aleyhlerinde olan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, KTK’nın 97. maddesine uygun başvurusunun yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas ilişkin olarak; davacıların destek tazminatı talep edemeyeceğini, müteveffa ile desteklik ilişkisi bulunmadığını, davayı kabul manasına gelmemekle takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, amacına ve niteliğine uygun takdir edilmediğini, yine davayı kabul etmemekle birlikte hükmedilen tazminata 23.01.2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu dava öncesi eksiksiz olarak bir başvuru olmadığını, bu nedenle temerrütün gerçekleşmediğini, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle TBK'nın 56/2 maddesi kapsamında müteveffanın kardeşleri olan davacıların manevi tazminat istemidir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
07.04.2023 tarihinde, davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile olay yerindeki bölünmüş yolda seyri sırasında, seyir yönünde yolun görüşe açık olduğu ve araç seyrine etki edecek ön ilerisinde araç olmadığı halde, yolun sağından şeridinden çıkarak, banket üzerinde yaya olarak yürüyen, davacıların desteğinin arkasından gelerek çarptığı ve devamında yolun sağından kaplama üzerinden yoldan çıkarak, seyrettiği yolun sağındaki şarampolü de aşarak, yapım aşamasında olan servis yolu üzerinde duruşa geçtiği, Kaza Tespit Tutanağı, kaza anına ilişkin güvenlik kamerası kayıtları, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Vefat edenin anne ve babasına İMMS Kapsamında, sigorta şirketi tarafından 100.000,00 er TL manevi tazminat ödemesi yapılmak suretiyle, arabuluculuk yoluyla anlaştıkları, eldeki davanın vefat edenin kardeşleri tarafından manevi tazminat talepli olarak açıldığı görülmüştür. Ceza yargılamasında ve mahkemece alınan kusur raporlarında, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine, raporun oluşa ve karar vermeye uygun olduğu değerlendirilerek, davalıların manevi tazminat talep edebileceklerinden bahisle davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmıştır.
1-Davalılar kazanın meydana gelmesinde, kaza esnasında bankette yürüyen müteveffanın da kusurlu olduğunu ileri sürmüş ise, kaza şerit üzerinde değil, banket üzerinde meydana gelmiş olup, KTK'nın 3. maddesinde Banket "....Yaya yolu ayrılmamış karayolunda, taşıt yolu kenarı ile şev başı veya hendek iç üst kenarı arasında kalan ve olağan olarak yayaların ve hayvanların kullanacağı, zorunlu hallerde de araçların faydalanabileceği kısımdır." denilerek, tanımlanmıştır. Vefat edenin, banket üzerinde bulunmasınına göre, yayanın bu açıdan kural ihlali bulunmaması yanı sıra, kazanın da, araç sürücüsünün bölünmüş yolda seyir yönü görüşe açık ve ön ilerisinde seyrini etkileyen bir durum olmadığı halde, şeridinden çıkarak banket üzerinde yürüyen, yayaya çarparak, devamında yolun sağından kaplama dışına çıkması ile meydana gelmiş olmasına, olayın bu oluş şekli nazara alındığında, yayanın seyir yönünden hareketle kusurlu kabul edilemeyecek olmasına, güvenlik kamera kayıtları ile tespit edilen oluşun aksinin de kanıtlanmamasına göre davalıların kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülemiştir.
2-Davalılar, mahkemece hükmedilen faiz türüne ve ayrıca davalı Sigorta şirketi faiz başlangıcına itiraz etmiş ise de, araç işleteni olan davalı şirketin, tüzel kişi tacir olmasına ve bu nedenle tüm işlerinin ticari iş olmasına, TTK'nın 19. maddesi gereğince, bir taraf için ticari olan işin, diğer taraf açısından da ticari iş sayılmasına, ticari işten kaynaklanan zararlar açısından, davacıların zararlarını ticari faiz ile talep etme hakkının bulunmasına göre manevi tazminatın avans faizi ile tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gibi, sigorta şirketinin davadan önce temerrüte düşürülmüş olmasına göre davalı sigorta şirketinin temerrüt başlangıcının belirlenmesine yönelik değerlendirme de isabetli olduğundan, davalıların buna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3- Davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesinde; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.'', aynı Yasanın 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi, kanunun hakime takdir hakkı verdiği hallerde hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre tazminata hükmetmesi gerektiğini öngörmektedir.
Belirtilen bu hususlar, kazanın oluş şekli, kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, davacıların ölen ile yakınlığı, ayrıca manevi yönden zarar görenlerin sayısı ile anne ve baba için daha önce arabuluculuk yoluyla ödenen manevi tazminat miktarları dikkate alındığında; davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının artırılması gerektiren koşullar bulunmadığından davacıların buna yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığı, davalıların istinaf başvurusu yönünden ise vefat edenin kardeşleri için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetildiğinde TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde yapılacak değerlendirmeye göre hak ve nesafete uygun olacağı anlaşıldığından, davalıların manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
4-Davacı vekili, davalılar yararına takdir edilen vekalet ücretinin hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürmüştür. Davanın kısmen kabulü halinde, yargılama giderinden tarafların haklılık durumuna göre sorumluluğuna ilişkin HMK'nın 326. maddesi, manevi tazminatın kısmen kabulü durumu açsından Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı olduğundan iptal edilmiştir. 08 Ocak 2026 tarihli ve 33131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yapılan değişiklik ile. Manevi tazminatın kısmen kabulü halinde davalı yararına takdir edilen vekalet ücretini düzenleyen 10. Maddesinin 2. Fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda, mahkemece kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat istemli davada, davalı yararına vekalet ücretine karar verilemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti de hatalı olacağından, davacı vekilinin buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenler, davalılar vekilinin 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin ise 4 no'lu bentte yazılı nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesisine, buna göre, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacıların her biri yönünden 75.000,00 TL manevi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olması nedeniyle, yargılama giderlerinden davalıların sorumlu tutulmasına, ret edilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmeksizin, ilk derece mahkemesi kararın istinaf edilmeyerek kesinleşen yönler nazara alınarak davanın esası hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...AŞ vekili ve davalı ... ... ... Şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davacı... için takdiren 75.000,00 TL, davacı ... için takdiren 75.000,00 TL, davacı ... için takdiren 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23.01.2024 tarihinden, davalılar ... ve ... ... AŞ yönünden olay tarihi olan 07.04.2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 15.369,75 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.049,30TL harcın mahsubu ile bakiye 13.320,45 karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesinin 13. Fıkrası gereğince yargılama gideri sayılan Arabuluculuk Ücreti olan 3.800,00 TL Tarife bedelinin davalılardan ... ve ...AŞ'den (... ... ... Şirketi yönünden arabuluculuk başvurusu olmaması nedeniyle) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 2.049,30TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.537,70TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 874,00TL tebligat ve posta gideri ile 2.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.374,00TL yargılama giderinin, davanın manevi tazminata ilişkin olması nedeniyle tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
4-Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen davacı... için 45.000,00TL, davacı ... için 45.000,00TL, davacı ... için 45.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine,
5-Davanın manevi tazminata ilişkin olması nedeniyle, kısmen reddine karar verilen davada, davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
2- İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 1.683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 50,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1733,10 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ...AŞ tarafından yapılan 1.683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 394,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 2.077,10 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ...AŞ'ye verilmesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan 1.683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı'nın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ...'e verilmesine,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... ... ... Şirketi tarafından yapılan 1.683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı'nın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ... ... ... Şirketi 'e verilmesine,
6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.