Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan mal teslimi ve alacak davasında ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunu, hukuki koruma ve yaklaşık ispat ilkelerini değerlendirerek incelemiştir.
Özet: Ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, davacı tarafın davalının malvarlığını devretme hazırlığı içinde olduğu iddiasıyla talep ettiği ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu inceleyen yüksek mahkeme, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğması endişesi gibi hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, bunun için "yaklaşık ispat"ın yeterli olduğunu ve hâkimin davanın esası hakkında hüküm kurmadan yalnızca tedbir talebiyle sınırlı kalarak karar verebileceğini vurgulamıştır.

T.C. BURSA BAM .. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİDOSYA NO : .KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R I.İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ....ARA KARAR TARİHİ .NUMARASI :.DAVACI : .DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ :.Davacı taraf dava dilekçesinde taraflar arasında, 28/11/2024 tarihinde mal alım-satımı sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre davalı şirketin otuz iş günü içerisinde sözlemeye konu toplam 17 adet römorku teslimi taahhüt ettiğini, sözleşme bedeli olan 914.000,00 TL'nin davalı şirkete ödendiğini, ancak davalının römork teslim borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek öncelikle malın teslimine, mümkün olmazsa şimdilik 500.000.TL alacağa hükmedilmesini talep etmiş ve davalının tüm malvarlığına ihtiyati tedbir uygulanmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan tensiple birlikte ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş, dava konu olmayan mallara tedbir konulamayacağını, alacağın da yargılama gerektirdiğini açıklamıştır. Davacı taraf iş bu tensip kararını istinaf etmiş, dava dilekçesindeki beyanları tekrar ederek davalı şirketin mal varlığını üçüncü şahıslara devretme hazırlığı içinde olduğunu belirtmiştir. Dava; sözleşmeye konu mal teslimine ilişkin edimin aynen ifası, aksi halde bedel iadesi ve tazminat istemine ilişkindir.Talep ise; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına yöneliktir. 6100 sayılı HMK.nun 394/5. maddesinde ihtiyati tedbirle ilgili yerel mahkemece itiraz üzerine tesis edilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş, aynı yasanın “İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar” başlıklı 7251 sayılı yasanın 34/2 inci maddesi ile değişik 341/1-b maddesinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı hükme bağlanmıştır.Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1 inci maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır. Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunması da zorunlu olmayıp, istekte haklı olma ihtimalinin mevcut olması yeterlidir. Hemen belirtmek gerekir ki; ihtiyati tedbir talebini inceleyen hakimin davanın esası hakkındaki hükmünü peşinen ihdas ettiğinden söz edilemez. İhtiyati tedbire veya ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verirken hakim dava hakkındaki kanaatini yalnız ihtiyati tedbir talebi ile sınırlı olarak -kanunen gerektiği için- açıklamak durumundadır. Öte yandan ihtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup, durum ve şartların değişmesi ile her zaman değiştirilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390 ıncı maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 392 inci maddesinde; "İhtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesinde açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir." hükmü düzenlenmiştir.Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde; davanın, sözleşmeye konu mal teslimine ilişkin edimin aynen ifası, aksi halde bedel iadesi ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı yanca her ne kadar, davalı şirketin bütün mal varlığına banka hesaplarına üçüncü kişilerdeki alacaklarına, aktif ve pasif bütün menkul ve gayrimenkullerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiş ise de; az yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere, ihtiyati tedbir kararının ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilmesi mümkün olduğundan ve dolayısıyla da somut olayda olduğu gibi davanın konusunu oluşturmayan hususların ihtiyati tedbir kararına konu edilemeyeceği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılarak, oybirliği ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-) Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-) Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-) Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ...Üye ... ¸(e-imzalıdır) ...Üye ...¸(e-imzalıdır) ...Katip ...¸(e-imzalıdır)