İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, perakende ticaret kanununa aykırı ciro primi ve kesinti iddialarıyla açılan alacak davası istinafında ek inceleme kararı vermiştir.
Özet: Tedarikçi firma, davalı şirketin perakende ticaret kanununa aykırı olarak ciro primi, kasa yıkama, nakliye, denetim ve benzeri kalemlerde haksız kesintiler yaptığını iddia ederek alacak talebinde bulunmuş, davalı ise ilişkinin ilgili kanun yürürlüğe girmeden sona erdiğini ve kesintilerin taraflar arasındaki tedarikçi sözleşmesine uygun olduğunu savunmuştur; bilirkişi incelemesinde davacının iddiasını kanıtlayan belgeye rastlanmadığı ve davalının işlemlerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu tespit edilerek ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu ret kararı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna taşınmıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/597 KARAR NO : 2026/1480T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 30/06/2021NUMARASI : 2019/233 Esas 2021/374 Karar DAVA : ALACAKKARAR TARİHİ : 18/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026İzmir 6. Asliye Hukuk Ticaret Mahkemesi'nin 2019/233 Esas ve 2021/374 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın uzun yıllar boyunca davalı şirkete ait alışveriş merkezi ve şubelerine kuruyemiş ve şekerleme tedariki yaptığını, şu anda bir ticari ilişki bulunmadığını, ancak davalı tarafın kanuna aykırı olarak asıl ve büyük firma olma durumunu kötüye kullanarak "ciro primi, kasa yıkama bedeli, nakliye bedeli, denetim bedeli, analiz bedeli, mağaza açılış bedeli, fiyat farkı, miktar farkı, reklam, iade bedeli ve benzeri" ve açıklamasız olarak faturalar kesildiğini, bu faturaların cari alacaktan düşülerek ödemeler yapıldığını, bu hususun 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6.maddesi, TBK.'nun 27.maddesi, belirtilen Kanuna dayalı olarak çıkartılan sebze ve meyve ticareti ve toptancı halleri hakkında yönetmeliğin 34/11.maddesine aykırı olduğunu bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan kesintilere ilişkin şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasındaki sözleşme gereği uyuşmazlıkların çözümünde İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin defter kayıtlarının esas alınması gerektiğini; davacının 2006 yılında 12.12.2014 tarihine kadar süren ticari ilişki gereği kesilen ve bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunmadığı faturalara kötüniyetli olarak itiraz ettiği, bir kısım faturaların kanuna aykırı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, 6585 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten bir sene öncesinde taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2018 tarih 2018/421 E.-2018/607 K. Sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve mahkememizin 2019/233 E. Sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6.maddesi, TBK.'nun 27.maddesi, belirtilen Kanuna dayalı olarak çıkartılan sebze ve meyve ticareti ve toptancı halleri hakkında yönetmeliğin 34/11.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan kesintilere ilişkin 10.000 TL alacak istemine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... A.Ş'nin ünvanının 05/09/2018 tarih 9653 sayılı ticaret sicil gazetesinde ticaret ünvanının .... A.Ş olarak değişikliğin tescil edildiği, birleşme neticesiyle .... A.Ş'nin tüm aktif ve pasifleriyle .... A.Ş'ye devrolduğu ve ... . A.Ş'nin ticaret sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası davalı defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılması için SMMM bilirkişi ....'a tevdi edildiği, bilirkişinin ibraz ettiği ayrıntılı ve gerekçeli raporunda; davacı tarafın dava konusu iddiasını kanıtlayan dosya içinde belge, fatura, sevk irsaliyesi, muavin hesap gibi kayıtların bulunmadığı, davalı tarafın 01/06/2013 tarihinde taraflarca mutabık kalınarak karşılıklı imzalanan tedarikçi sözleşmesine ve sözleşmenin 9.maddesi Tedarikçi Anlaşma Formu (TAF) hükümlerine uygun olarak iddia konusu faturaları düzenlediği, dönem sonu itibariyle davalı taraf kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağı bulunmadığı, kasa yıkama bedeli olarak fatura düzenlenmediği, nakliye faturasının lojistik taşıma bedeli faturası olduğu, düzenlenen faturalarda sözleşmeye aykırı bir durum tespit edilmediği, yapılan işlemlerin ve düzenlenen faturaların sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi ibraz ettiği, bilirkişinin duruşmaya celbi ile isticvabının talep edildiği, mahkememizin 09/10/2019 tarihli celsesinde verilen ara karar ile Davacı tarafın bilirkişinin isticvabına ilişkin talebinin dosya kapsamı ve hukuki değerlendirmenin Mahkeme Hakimine ait olması nedeniyle reddine karar verildiği ve dosyanın davacıya ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılmak üzere Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerine talimat yazılmasına karar verilmiştir.Dosya ve davacıya ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılması için Ankara mahkemelerine talimat yazıldığı, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/234 Talimat sayılı dosyası ile yapılan bilirkişi incelemesinde Muhasebeci Öğretim Üyesi ....'ın ibraz ettiği ayrıntılı ve gerekçeli raporunda; davalı şirket tarafından tanzim edilen ve dökümü yapılan toplam bedeli KDV dahil 3.585.222,91 TL'lik iade faturasının davacı şirket tarafından kabul edilerek kayıtlara alındığı, söz konusu iade faturalarının cari hesap bakiyesinden düşülmesine rağmen davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacının davalı şirketten dava tarihi olan 24/07/2018 itibariyle 11.727.491,55 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememiz dosyasının ara kararlar kapsamında ek rapor alınmak üzere SMMM bilirkişi ...'a tevdi edildiği, ek raporun ibraz edildiği, bilirkişinin ek rapor ile; davalı şirketin 2013-2016 yılına ait ticari defterlerinin delil olma niteliğine haiz olduğu, yasal süresi içinde açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı, yine 2017 yılında e defter kapsamında tutulan ticari defterlerin e beratlarının mevcut olduğu ve oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı, kayıtların günlük işlendiği ve davalı şirket lehine kesin delil olma niteliğine haiz olduğu, davalı şirket defter kayıtlarında davacı şirket tarafından 2013-2017 dönem arası 11630 adet toplam KDV dahil 58.173.273,17 TL fatura düzenlendiği, davalı şirketin kayıtlarına alındığı, buna mukabil davalı şirketin 2013-2017 dönem içerisinde davacı şirkete 54.359.101,22 TL ödeme yaptığı ve davalı şirketin tüm faturalar tek tek dökümü yapılarak yapılan hesaplama sonucu 3.814.171,95 TL'lik davacı şirkete fatura düzenlediğinin tespit edildiği, davacı tarafın kayıtlarında ise 09/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın düzenlediği faturaların 3.585.222,91 TL olarak tespit edildiği, (bu hesabın içinde davacı şirket adına açılan icra takipleri için icra dairelerine yapılan 352.623,02 TL ödeme de dahil olduğu) ancak davalı ile davacı şirket arasında 228.949,04 TL farkın davacı şirketin bilirkişiye sunmadığı eksik faturalardan oluştuğu, tedarik ve Genel Satın Alma Sözleşmelerinde yer alan delil sözleşmesinde belirtilen hususların varlığının davalı .... tarafından düzenlenen faturaların dayanaklarının bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, davacı tarafın 2013-2017 dönem içerisinde bu faturalara ilişkin itirazını gösteren belgenin dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak davacı şirketin davalı şirketten 19/01/2018 tarih itibariyle alacağı bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalı aleyhine davalı tarafın 2013-2017 dönemine ait kanuna aykırı olarak ciro primi, kasa yıkama bedeli, nakliye bedeli, denetim bedeli, analiz bedeli, mağaza açılış bedeli, fiyat farkı, miktar farkı, reklam iade bedeli ve benzeri ve açıklamasız olarak davalı tarafın düzenlediği faturaları davacı şirketin cari hesap alacağından düşerek ödeme yapılması iddiasına dayandığı, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/234 talimat sayılı dosyası ve mahkememizce görevlendiriline Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporu dikkate alındığında, davacı tarafın dava konusu iddiasını kanıtlayan dosya içinde belge, fatura, sevk irsaliyesi, muavin hesap gibi kayıtların bulunmadığı, davalı tarafın 01/06/2013 tarihinde taraflarca mutabık kalınarak karşılıklı imzalanan tedarikçi sözleşmesine ve sözleşmenin 9.maddesi Tedarikçi Anlaşma Formu (TAF) hükümlerine uygun olarak iddia konusu faturaları düzenlediği, dönem sonu itibariyle davalı taraf kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağı bulunmadığı, kasa yıkama bedeli olarak fatura düzenlenmediği, nakliye faturasının lojistik taşıma bedeli faturası olduğu, düzenlenen faturalarda sözleşmeye aykırı bir durum tespit edilmediği, yapılan işlemlerin ve düzenlenen faturaların sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığı, davalı şirketin 2013-2016 yılına ait ticari defterlerinin delil olma niteliğine haiz olduğu, yasal süresi içinde açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı, yine 2017 yılında e defter kapsamında tutulan ticari defterlerin e beratlarının mevcut olduğu ve oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı, kayıtların günlük işlendiği ve davalı şirket lehine kesin delil olma niteliğine haiz olduğu, davalı şirket defter kayıtlarında davacı şirket tarafından 2013-2017 dönem arası 11630 adet toplam KDV dahil 58.173.273,17 TL fatura düzenlendiği, davalı şirketin kayıtlarına alındığı, buna mukabil davalı şirketin 2013-2017 dönem içerisinde davacı şirkete 54.359.101,22 TL ödeme yaptığı ve davalı şirketin tüm faturalar tek tek dökümü yapılarak yapılan hesaplama sonucu 3.814.171,95 TL'lik davacı şirkete fatura düzenlediğinin tespit edildiği, davacı tarafın kayıtlarında ise 09/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafın düzenlediği faturaların 3.585.222,91 TL olarak tespit edildiği, (bu hesabın içinde davacı şirket adına açılan icra takipleri için icra dairelerine yapılan 352.623,02 TL ödeme de dahil olduğu) ancak davalı ile davacı şirket arasında 228.949,04 TL farkın davacı şirketin bilirkişiye sunmadığı eksik faturalardan oluştuğu, tedarik ve Genel Satın Alma Sözleşmelerinde yer alan delil sözleşmesinde belirtilen hususların varlığının davalı... tarafından düzenlenen faturaların dayanaklarının bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, davacı tarafın 2013-2017 dönem içerisinde bu faturalara ilişkin itirazını gösteren belgenin dosyada mevcut olmadığı, faturaya konu alacakların her birinin Tedarik Sözleşmesi kapsamında yer aldığı ve hukuka uygun olduğu, sonuç olarak davacı şirketin davalı şirketten 19/01/2018 tarih itibariyle alacağı bulunmadığı..." gerekçesi ile, davacının davasının REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın emredici hukuk kuralı olan 6585 sayılı yasanın 6. Maddesi ve Sebze Ve Meyve Ticareti Ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelik'in 34. maddesinin 11. bendine dayanmakta olduğunu, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6. Maddesinde; (1) Büyük mağaza ve zincir mağazalar ile bayi işletme ve özel yetkili işletmeler; üretici veya tedarikçiden mağaza açılışı ve tadilatı, ciro açığı, banka ve kredi kartı katılım bedeli ve benzeri adlar altında ürün talebini doğrudan etkilemeyen herhangi bir prim veya bedel talep edemez.(2) Birinci fıkrada sayılan perakende işletmeler, satışa konu ürünün talebini doğrudan etkileyen reklam, anons veya raf tahsisi gibi hizmetlerden dolayı üretici veya tedarikçiden, sözleşmede türü ve oranı belirtilmedikçe prim ya da bedel talebinde bulunamaz. Bu hâlde, prim veya bedel talebinin sözleşme süresiyle sınırlı olması ve prim ya da bedel talebine konu olan ürünün sözleşme süresince rafta satışa sunulması zorunludur." ve Sebze Ve Meyve Ticareti Ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelik'in 34. maddesinin 11. Bendinde;"Toptan veya perakende satmak üzere üretici, üretici örgütü, komisyoncu veya tüccardan mal satın alanlar, satın alınan malların alış bedelinden kanuni kesintiler dışında reklâm, stant, zayi ve diğer gerekçelerle herhangi bir kesinti yapamaz." denilmekte olduğunu, benzer konulu Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/119 Esas sayılı dosyasında alınan ve dosyaya sunulu Ticaret Hukuku öğretim görevlisi .... ve Mali Müşavir .... tarafından düzenlenen raporda, davaya konu faturaların yukarıda saydığımız emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu açıkça tespit edildiğini ancak mahkemece söz konusu faturalar emredici hukuk kurallarına aykırı olmasına rağmen faturalara itiraz edilmemiş olması, ticari hayata ve sözleşmeye uygun faturalar olması nedeniyle davayı reddettiğini, kanun koyucunun ciroyu etkilemeyen değil, ürün talebini doğrudan etkilemeyen tüm kesintileri hukuksuz kabul ettiğini, Tedarik ve Genel Satın Alma Sözleşmeleri'nde yer alan " ciro primi, analiz bedeli v benzer faturaların düzenlenmesine imkan veren düzenlemenin" 6585 sayılı Perakende Ticareti'nin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yer alan emredici kanun hükmüne aykırı olduğunu ve düzenlemenin TBK m. 27 hükmü uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, mahkemenin fahiş hatalı gerekçeli karar oluşturduğunu, 6585 sayılı Yasanın yürürlük tarihi 14.01.2015 olsa dahi, diğer dayanılan Sebze Ve Meyve Ticareti Ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelik'in 07.07.2012 yürürlük tarihli olmasının göz ardı edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, mal tedarik sözleşmesinden kaynaklanan ürün bedelindeki kesintilerin haksız olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”."..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 2014/10398 Esas ve 2015/140 Karar sayılı ilamı)"...I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.04.2013 tarihinden beri davalı .... A.Ş.'ne ait alışveriş merkez ve şubelerine yeşil sebze ve meyve tedariki yaptığını, davalı firmaya teslim edilen ürünlerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını ve cari hesap şeklinde ticaret yapıldığını, davalının kanuna aykırı olarak, asıl ve büyük firma durumunu kötüye kullanarak kestiği ciro primi, kasa yıkama bedeli, nakliye bedeli, denetim bedeli, analiz bedeli ve açıklamasız çeşitli kalemler altında faturaları cari alacaktan düşerek ödemeler yapıldığını, büyük mağaza ve zincir mağazaların, küçük çapta tedarikçilerden aldığı ürünlere ilişkin olarak yapabileceği kesintilerin yasal, ürün talebini doğrudan etkileyecek nitelikte olması gerektiğini, davalı yanca müvekkilden talep edilen bedellerin hiçbir yasal unsuru taşımadığını, ürün talebini doğrudan etkilemediğini, yasal unsurları barındırmadığını, müvekkili tarafından davalıya tedarik edilen ürünlerin ve davalı yanca müvekkile yasaya aykırı fatura edilen ve yapılan kesintilerin dökümlerinin her iki tarafın ticari kayıtları incelendiğinde netlik kazanacağını ileri sürerek davalı tarafça yasa ve usule aykırı olarak faturalandırılan ve müvekkilinden yasaya aykırı yapılan kesintilerin şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 805.644,16 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; tacir olan taraflar arasında müzakere edilerek imzalanan Tedarik ve Genel Satın Alma Sözleşmesi ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiğini, sözleşmenin “Ödeme” başlıklı 4.2 maddesinde müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan ve tedarikçiye fatura ettiği herhangi bir alacağını tedarikçiye yapılacak ödemeden mahsup etme hakkına sahip olduğunun, tedarikçinin .... tarafından yapılacak mahsup işlemini öğrenme tarihinden itibaren 10 takvim günü içerisinde itirazını destekleyen belgeler ile itiraz edebileceğinin, itiraz olmama veya itirazın belgelerle desteklenmediği durumda mahsup işlemini kabul etmiş sayılacağının hükme bağlandığını, davacının üzerinde düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, süresinde itirazını destekleyen belgeler ile birlikte mahsup işlemine itiraz etmediğini, sözleşmenin 4.3. maddesi uyarınca, tedarikçinin aralarındaki hesap özetlerinin teyidi gereği, 3 aylık periyotlarda .... ile hesap mutabakatı imzalayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, hesap özetlerine ilişkin mutabakat tutarında farklılık bulunması halinde, söz konusu farkın .... ve tedarikçi tarafından düzenlenen hangi faturalardan kaynaklandığı tespit edilerek mutabakata ek olarak raporlanacağı, tedarikçi 3 aylık peryotlar halinde mutabakatı sağlamadığı takdirde hesap özeti ve cari hesaplara ilişkin farklılıklarda, ....'nın cari kayıtlarının esas alınacağını kabul etiğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları esas alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak sunumunu kabul etmediklerini, sözleşmede davacının itiraz ettiği bir kısım faturaların davalı şirket tarafından düzenleneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, bu kapsamda davacının itiraz ettiği ciro primi, analiz bedeli vs. tüm faturaların düzenleneceği davacının da kabulü dahilinde iken davacının haksız ve kötü niyetle alacak talebinde bulunarak davayı açtığını, davacının iddialarının soyut nitelikte olduğunu, dava dilekçesinde haksız olduğu belirtilen faturaların hangi faturalar olduğunun açıkça belirtilmediğini, müvekkili tarafından düzenlenen tüm faturaların davacıya tebliğ edildiğini, davacının bilgisi dahilinde olduğunu, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.04.2013 tarihinden 31.12.2015 tarihine kadar davalı ...A.Ş.tarafından 628.902,08 TL tutarında 1250 adet fatura kesildiği, 109 adet ve 55.703,86 TL tutarındaki faturanın iptal edildiği, kalan 1141 adet ve 573.198,22 TL tutarında "adet farkı, analiz faturası, ciro primi, (elleçleme bedeli yok), fiyat farkı, mal iadesi, kasa yıkama bedeli, nakliye bedeli" açıklamalı faturaların davalı şirket hesap ekstresinde olduğu, bu faturalardan 83 adet 16.558,11 TL tutarındaki faturaların ...... hesap ekstresinde olmadığı, 6585 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 29.01.2015 tarihine kadar ve 31.12.2015 tarihine kadar olmak üzere ayrıma tabi tutularak anılan tarihler içinde kesilen faturaların cinslerine göre sınıflandırıldığında; 29.01.2015 tarihine kadar .... A.Ş. tarafından 920 adet ve 285.877,04 TL tutarında çeşitli açıklamalar ile faturalar oluşturulduğu, bu faturalardan 8.602,23 TL'lik kısmını iptal ettiği, kalan 277.274,81 TL'lik faturaların 267.728,54 TL'lik kısmının davacı ...Şti.'nin hesaplarına aldığı, bu faturaların 6585 sayılı Kanun'un yayımlanma tarihinden önce gerçekleştiği, imzalanan tedarik sözleşmesi kapsamı içinde olması ve davalı şirket tarafından düzenlenen faturaların davacı şirket tarafından hesaplarına işlendiği, ticari işlemlerde birçok faturanın genel açıklama ile detay verilmeden düzenlendiği, düzenlenen faturaların mağaza açılışı, kredi kartı komisyon katılım, reyon düzenlemesi gibi ciroyu direk etkilemeyen konularda değil, ticari faaliyet ve özellikle satış pazarlama alanında sıkça rastlanılan fatura içeriklerinden yani adet farkı, fiyat farkı, nakliye bedeli, gıda sektöründe yapılan bir iş olması sebebiyle ürün analizi, ürünlerin taşındığı kasaların temizlenmesi konularında düzenlenen faturalar olduğu, davacı vekili tarafından bu faturalar için detay talebinin olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığı, faturaların içeriğinde faturaya konu işlem hakkında açıklayıcı bilgiye ulaşılır değil ise de, ticari hayatın gereği düzenlenebilecek olağan faturalar olması ve 6585 sayılı Kanun'un yayınlanma tarihinden önceki ticari işlemler sonucunda düzenlenmiş olduğu, bu durumda dava konusu bu faturalarla ilgili olarak davacıya ait ürün bedelinden yapılan kesintilerin ticari hayata, sözleşmeye ve hukuka uygun olduğu, ilgili dönemde davacı şirket hesap ekstresinde görülmeyen 59 adet 9.546,27 TL bedelli faturalar bedellerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, 6585 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonraki dönemde 29.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında davalı şirketin hesaplarında olup davacı şirketin hesaplarında olmayan faturalar hariç toplam 288.911,57 TL tutar ve 274 adet fatura olduğu, faturaların içeriğinde faturaya konu işlem hakkında açıklayıcı bilgiye ulaşılır olmadığı, içeriğinin kontrol edilebilir olmadığı, neye dayanarak, hangi nedenlerle, kaç adet için, kaç kasa için, hangi kamyon doluluk oranıyla ve sefer başına kaç TL bedel ile nakil edildiği, nakliye irsaliyeleri vb. bilgileri içerir şekilde belgelere dayandırılarak düzenlendiğine dair bir bulguya rastlanmadığı, ancak bu faturaların içerikleri gereği ticari hayatta ve satış pazarlama sektöründe düzenlenen olağan fatura çeşitlerinden olabileceği, .... A.Ş.'nin hesaplarında olan bu faturaların .... . Şti. tarafından da kabul edilerek hesaplarına alınmış olduğu, 274 adet 288.911,57 TL tutarındaki faturanın ticari hayatın gereği düzenlenebilecek olağan faturalar olduğu, davalı şirket tarafından itiraz edilmeyip hesaplarına işlendiği için geçerli faturalar olduğu ve davacıya ait ürün bedelinden bu faturalar nedeniyle gerçekleştirilen kesintilerin de ticari ilişkinin mahiyetine ve kapsamına ve hukuka uygun olduğu, ilgili dönemde davacı şirket hesap ekstresinde görülmeyen 3 adet toplam 7.011,84 TL bedelli fatura bedellerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi çerçevesinde davacının davalıdan bakiye mal bedeli alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı lehine ıslah edilen ve harcı yatırılan dava değerinin reddedilen miktarı üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, mal tedarik sözleşmesinden kaynaklanan sözleşme ve kanun dışında gerçekleştiği iddia edilen ürün bedelindeki kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.09.2025 tarih ve 2024/6267 Esas 2025/5430 Karar sayılı ilamı)Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2019/233 Esas 2021/374 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.