Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senedi kaynaklı menfi tespit davasında, okuma yazma bilmeyen 75 yaşındaki davacının fiil ehliyeti ve senedin geçersizliği iddialarına yönelik istinaf kararı.
Özet: Bu menfi tespit davasında; okuma yazması olmayan, 75 yaşında ve unutkanlıkları nedeniyle iradesinin sakatlandığını iddia eden davacı, kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve hile ile alınmış olabileceğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; ilk derece mahkemesi davayı reddederken, davacı vekili adli tıp raporuyla kanıtlanan ehliyetsizliğin göz ardı edildiğini belirterek kararı istinaf etmiştir; istinaf mahkemesi ise, kambiyo senetleri ile borçlanmak için sözleşme yapma ehliyetine sahip olmanın zorunlu olduğunu, medeni hakları kullanma ehliyetinden kısmen veya tamamen mahrum kişilerin kambiyo senedi düzenleyemeyeceğini ve senedi düzenlediği tarihte fiili ehliyeti olmayan borçlunun senedinin geçersiz olacağını vurgulamıştır.

T.C. BURSA BAM ....HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :.
KARAR NO :.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
NUMARASI :.
DAVACI : ... (...)
VEKİLLERİ :
DAVALI : ... -...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ :.
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un okuma yazmasının olmadığını, bütün işlemlerinde parmak izi kullandığını ve müvekkilinin 75 yaşında olduğunu, herhangi bir evrakı okuma ve anlama kabiliyetinde olmadığını, unutkanlıkları sebebiyle iradesinin sakatlandığını ve hileli davranışlarla imzasının kötü niyetli kişiler tarafından alınması olasılığının yüksek olduğunu, davaya konu senetteki imzanın kime ait olduğunun bu nedenle bilinmediğini, bu nedenle Bursa.... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini ve Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesinin takibi geçici olarak durdurduğunu, bu nedenle takibin teminatsız olarak durdurulmasını, davaya konu senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı... arasında bir ortaklık bulunduğunu, bu ortaklık nedeni ile Setra marka otobüs alındığını, otobüsün 3 ay boyunca çalıştığını, sonrasında ...'un müvekkilinden habersiz olarak otobüsü sattığını, bunun üzerine ortaklık nedeni ile yatırdıkları paranın nasıl ödeneceğini ...'a sorduklarını, bu esnada davacı ...'un da yanlarında olduğunu ve şuan paralarının olmadığını ancak senet verebileceklerini belirttiğini, ve davaya konu senedin hazırlandığını, ve davalı ...'un senede kefil olarak imza attığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "davacının temyiz kudreti yerinde olsaydı da aynı surette hareket edeceği, bunun aksinin ispatlanmadığı, davacının temyiz kudretinin yerinde olmadığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanımı teşkil edeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davacının okuma yazması olmaması hasebiyle tüm resmi muamelelerini ve kambiyo taahhütlerini tasdikli imza ile, yine imzalayacağı metinde ne yazıldığını bilemediğinden imzalayacağı metnin tanıklar huzurunda kendisine okunması ve tanıklar huzurunda daha önceden tasdik edilmiş imzası ile yine tanıklar huzurunda imzalaması koşulu ile sorumluluğu düşünülebilen bir insanken, akli melekelerinin olmadığı adli tıp raporuyla kanıtlanmış olmasına rağmen, bu rapor bile hiçe sayılarak, kanun metni değerlendirilmeden hukuka aykırı karar verildiğini, davacının okuma yazması olmadığından kambiyo senedi imzalaması bir yana, herhangi adi bir metni okuma, içeriğini anlama ve idrak etme en sonunda da kambiyo taahhüdü altına girmesi için bu sorumlulukla onu imzalamasının mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit davasıdır.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 670. maddesi gereğince, "sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehil" olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi düzenleyebilirler. Başka bir deyişle, kanun koyucu kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için özel bir ehliyet aramamıştır. Şu halde, medeni hakları kullanmak ehliyetinden kısmen ya da tamamen mahrum bulunan kişiler, kambiyo senedi düzenleyemezler. Bu nedenle borçlunun "senedi düzenlediği tarihte" fiili ehliyete sahip olması gerekir. Aksi takdirde, senet geçerli olmaz. Alacaklı, senedi düzenleyen kişinin ehliyetsiz olması halinde, iyiniyetli olduğunu dahi ileri süremez.
Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi, şahsın hak elde edebilmesini, borç (yükümlülük) altına girebilmesini, fiil ehliyetine bağlanmış, 10. maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı yasanın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK'nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarih 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.
ATK tarafından düzenlenen 11/06/2022 tarihli raporunda; ...'un tanısının F06- Mental Diğer Bozukluklar beyan hasarı ve disfonksiyonu ve fiziksel hastalıklara bağlı olduğu, 11.05/.2021.24/613 sayılı rapor da dikkate alınarak 30/09/2018 tarihi itibariyle fiillerin anlam ve sonuçlarını kavrayamayacağı, o tarih itibariyle akli sağlınını ve temyiz kudretinin yerinde olmadığının bildirildiği, bu itibarla davacının senedin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığı görülmekle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekillinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmsına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
1-) Davanın KABULÜNE, davacının Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına konu... tanzim tarihli, ....vade tarihli 90.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-) Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli ...TL harcın başlangıçta alınan 1.536,98 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 4.610,92 TL harcın davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına,
3-) Davacı tarafça yapılan 907 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-) Arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-) Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davacıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
III-) Davacı yönünden istinaf aşamasında yapılan başvurma harcı 220,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
V-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 17/11/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır