Zonguldaktaki taşınmazların muris muvazaası ve hatalı kadastro tespiti gerekçesiyle açılan tapu iptali ve tescil ile tenkis davasının süre ve esastan reddi kararı.
Özet: Mirasçılar, kök murisin mal kaçırma saikiyle kadastro tespitinde davalı murisi adına tescil edilen iki parsel taşınmazın tapu iptali ve tescilini, olmazsa tenkisini talep etmiştir. Davalılar, on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve tenkis davasının zamanaşımına uğradığını, taşınmazların davacıların iddia ettiği ortak murise ait olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, 1 20... parselin isim benzerliği nedeniyle yanlış kaydedildiğini, 1 27... parselin ise davalı murisine devredildiğini tespit ederek, davacıların muris muvazaası ve tenkis taleplerini, taşınmazların iddia edilen ortak murise ait olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/239 E., 2025/1579 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/297 E., 2023/304 K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacılar vekili; müvekkillerinin de hak sahibi olduğu Zonguldak ili, ... 1 20... ile 1 27... parsel sayılı taşınmazların 2010 yılında yapılan kadastro tespitinde davalı ... adına tescil edildiğini, taşınmaz üzerinde müvekkillerinin annesinin evi bulunduğunu, dava konusu taşınmazlarda kök muris ...'nın tüm mirasçılarının hakkının bulunduğunu, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, murisin mal kaçırma saiki ile hareket etmesi nedeniyle bu tespite istinaden verilen tapuların iptalini istediklerini, müvekkillerinden ...'ın ...'da yaşadığını, ...'in ise İstanbul ilinde ikamet ettiklerini, yapılan kadastro çalışmasından ve kimin üzerine yazıldığından annelerinin ve davalının vefatından sonra 2022 yılı Ağustos ayında intikal işlemleri için tapuda sorgulama yapmaları üzerine haberleri olduğunu, TMK'nın 571. maddesine göre tenkis davasını açma hakkı mirasçıların miras paylarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu ileri sürerek davaya konu taşınmazın davalı adına tespitinin iptali ile taşınmazın müvekkillerinin payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazların 27.07.2010 tarihinde tesis kadastrosu ile müvekkillerinin murisi ... adına tescil edildiğini, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, tenkis yönünden de davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların davaya konu taşınmalar üzerinde hak sahipliği bulunmadığını, dava konusu taşınmazların muris ...'ya ait olmadığı gibi ondan kaldığı iddia olunan mirasın taksimi veya hakkın ihlali söz konusu olmadığını, Zonguldak ili, ... ilçesi, ... 1 27... parseldeki taşınmaz yönünden ... tarafından düzenlenen 14.09.1991 tarihli senette davacıların anne ...'nın, 1 27... parsel sayılı (bir katlı kargir ev ve odunluk ve bahçesi) taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığını, ilgili taşınmaz senedinde davacıların ve davalılar murisi ...'nın babası olan ... tarafından babadan kalan yer ve üzerine inşa edilen evin oğlu ...'ya bırakıldığını, bu senet yönünden anne ...'nın da işlem tanığı olarak yer aldığını, hatta bizzat imza attığını, anne ...'nın mirasından kaynaklı davacıların ...'ya ait malvarlığı üzerinde bir hakkı bulunmadığını, ...-... mirasçılarının yani tarafların diğer kardeşlerinin tespit edilip dinlenmesi halinde de bu durumun ortaya çıkacağını, taşınmazda ikamet etme halinin mülkiyet hakkı kazandırmayacağını, Zonguldak ili, ... ilçesi, ... 1 20... parsel yönünden ise; taşınmazın ... ve davacıların anne babaları olan ... ve ...'dan, ...'ya intikal etmiş bir taşınmaz olmadığını, ilgili taşınmazın kadastro tesis tarihi olan 27.07.2010'a değin dava dışı ... ... ve ailesi tarafından kullanıldığını, kadastro çalışmalarının yapılmaya başlaması ile birlikte mahalli bilirkişi ve ilgili personelin eksik ve ihmali davranışı nedeniyle ... adına kadastro tutanağı tanzim edildiğini, kadastro tutanağı düzenlenmesinin ardından süresi içerisinde itirazda bulunmayıp dava açmayan ... ...'nın, taşınmazı ...'dan idari ve adli yoldan devralmadığı gibi ...'nın tapu müdürlüğünde ilgili taşınmazın devrinin yapabileceğini kendisine bildirmiş olmasına rağmen tarafların bir araya gelememesinden kaynaklı hatalı gerçekleşen kaydın düzeltilmesi için rızaya dayalı devir işleminin bir türlü gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmazın değerlendirilmesinde; dinlenen davacı tanıklarının beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi ...'ya ve davalılar murisi ...'ya ait olmadığı, esasen ... oğlu ...'ya ait olduğu, kadastro çalışmaları yapılırken isim benzerliği nedeniyle taşınmazın davalılar murisi adına tescil edildiği anlaşıldığından 1 20... parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu 1 27... parsel sayılı taşınmazın değerlendirilmesinde; her ne kadar davacılar tarafından dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ...'ya ait olduğu iddia edilmiş ise de dinlenen davacı tanıklarının beyanları uyarınca taşınmazın yine tarafların ortak murisi ...'ya ait olduğu, davalılar tarafından sunulan 14.09.1991 tarihli senet ve davacıların kardeşi olan tanık ... beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda taşınmazın ... tarafından davalılar murisine bırakıldığı, davacıların iddia ettiği gibi taşınmazın ortak muris ...'ya ait olmadığı, bu nedenle davacıların tapu iptali-tescil ve tenkis talebinde bulunamayacakları, davacıların iddia ettikleri gibi taşınmazın ortak muris ...'ye ait olduğunun kabulü halinde dahi muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerektiği, başka bir ifade ile murisin iradesinin önem taşıdığı, mirasbırakanın davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin ortaya konulamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın dava konusu taşınmaz temlikinin mirasçıları terekeden mahrum etmek amacıyla yapıldığına dair herhangi bir delil sunmadığı ve bu hususu şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığı, ayrıca muris ... adına dava konusu taşınmazlar haricinde başkaca taşınmazlar olduğu ve bunların mirasçılara devrinin yapıldığı, TMK'nın 565/4. maddesi uyarınca muris ...'nin saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı bir devir işleminin bulunmadığı anlaşıldığından 1 27... parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ... adına yapılan bir zilyetlik tespitinin bulunmadığı, kadastro tutanaklarında murisin herhangi bir beyanının da yer almadığı, zilyetlik tespitinin davalı ... adına yapılmış olduğu, bu hali ile murisin tespit öncesindeki zilyetliğinin de ispatlanamamış olması karşısında, murisin terekesine ait olmayan taşınmazlar yönünden mal kaçırma kastından söz edilemeyeceği ve tenkis isteminde bulunulamayacağı hususları dikkate alındığında, yazılı gerekçelerle davacının davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle senetsizden yapılan kadastro tespiti yoluyla davalı adına tescil edilen çekişme konusu taşınmazlar yönünden 01.04.19 74... /2 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.